KEŞİF YOLCULUKLARI: Farklı Mana Açılımlarıyla, İzahlı ve Görsel Destekli Risale-i Nur Eğitim Programı

Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı'nın Bilim Felsefesini Oluşturmaya Katkıda Bulunmayı Hedefleyen Akademik Eğitim Faaliyetleri

Sumak Videosu Analizi ve Temel Bir Yaklaşım Tespiti

Yorum bırakın

Sumak Videosu Analizi ve Temel Bir Yaklaşım Tespiti

Önemli Bilgilendirme: Önemine binaen elinizden geldiği kadar insanlara ulaştırmaya gayret etmeniz sosyal sorumluluk açısından önem arz etmektedir. Analizini yapmış olduğumuz video o kadar çok kişiye ulaşmış ki inanamazsınız. Böyle bir zamanda tedbirlerin hızını kesecek her türlü teşebbüse net bir tavırla engel olmak vatandaşlık görevimizdir diye inanıyoruz. Görseliyle beraber bu şekliyle paylaşabilirsiniz.

Antioksidan etkisi nedeniyle üst solunum yolları hastalıklarında faydası zaten bilinen sumak hakkında, peygamberimizin rüyada sumağın korona virüse hem ilaç, hem aşı olduğunu vb. söylediği bildirilen rüya videosu üzerinden böyle hadiselere karşı tavrımız ve bu tarz rivayetlere karşı temel yaklaşım tarzımızı belirlemekte bir ihtiyaç hissettik.

Bu video vesilesiyle çok önemli hakikatleri ve İslamî kaideleri dile getirme fırsatı bulmuş olsak da, herhalde bizce çok muhterem, makbul ve tahkik ehli (araştırmacı) iki kardeşimizin bu rüya rivayeti hakkında ciddi anlamda olumlu beyanatta bulunmalarına şahit olmasaydık, aşağıdaki ifadeleri kaleme almazdık ve üzerinde durmazdık. Demek mesele üzerinde durulmaya değer bir mesele ki, böylesi kardeşlerimiz bile bu tarz bir rüya videosuna inanma meyli göstermişler. Aslında o kardeşlerimizden biri, bilimsel açıklamaların dışındaki şeyleri reddedenleri eleştirmişti ve bu noktada haklıdır. Fakat bu mesele bambaşka bir zemindedir. Elbette maneviyat hakikatleri ile hurafe ve uydurma rivayetler başka şeylerdir.  İnanıyoruz ki, bu yazıdaki tespitlerden sonra, onlar da o videoya yeniden alıcı ve farklı bir gözle bakacak ve kanaatlerini tashih edeceklerdir.

Rüya videosundan çözümleyerek aşağıya aldığımız ve 4 maddede aktardığımız ifadeler, akıl ve mantıkça ve tıbben uygunsuz göründüğünden, rüyanın tevilsiz bu şekliyle ve açık manasıyla kabulü ve ümmete bir hakikat olarak bildirilmesinin uygun görülmesi bizce mümkün değildir. (Parantez içi metinler bize aittir.)

Videoda Geçen İfadeler Hakkında Çıkarım ve Tespitler:

Video Adresi: https://www.youtube.com/watch?time_continue=412&v=Z96JOIyk8Rg&feature=emb_logo

1- “Bu virüsün dermanı, ilacı sumaktır!” (Dikkat ederseniz faydalıdır denilmiyor, direk olarak ilaçtır yani tedavi eder deniliyor.)

2- “Hasta olan şifa bulur, hasta olmayanı da hastalık tutmaz.” (Dikkat edin. Sumağın hem aşı, hem tedavi olduğu hakkında mutlak bir kesinlikte hüküm veriliyor!)

3- “Gayr-ı Müslimlere de mi söyleyelim?”

“Evet. Çünkü bu hastalık onlarda kesilirse, ümmetime de gelmez ve bulaşmaz. Ayrıca onlarında da bazılarına hidayete sebep olur.”

(Lütfen dikkat edin. Peygambere izafesi bizce gülünç düşen “gayr-ı müslimler ümmetime bulaştırmasınlar” gerekçesi uydurma veya asılsız olduğu şüphesini tam kuvvetlendiriyor. Böyle sakat ve zeka yoksunu bir gerekçe olamaz. Bu rüyaya göre elinizde zaten aşı ve ilaç var. Gayr-ı müslimler size hastalık bulaştıramazlar ki!!!??? “Onlar da bu nimetten mahrum kalmasınlar” denilseydi belki bir mantığı olacaktı!)

4- “Herkese söyleyin. Çünkü bu hastalık sumaktan başka şeylerle geçmez.”  (Yine dikkat edin, burada da mutlak bir kesinlikte hüküm veriliyor.)

* Eğer ki rüya rivayetindeki ifadeler bu kadar mutlak kesinlik içermeyip “sumağın faydası vardır” şeklinde ifadeler olsa idi, biz de daha yumuşak bakabilirdik.

* Bazıları videodaki kişiyi samimî ve inandırıcı bulduklarını söylemişler. Rüyayı aktaranın samimiyeti, aktarılanın hakikat olup olmaması noktasında bir dayanak veya delil olamaz. Sadece yalan söylenmediğine bir işaret olabilir. İçinde yukarıda ortaya koyduğumuz bu kadar mantıken hatalı ve tıbben vahim derecede yanlış ve üslup itibariyle peygambere atfedilmesi uygun görülemeyecek kadar sakat ve uydurma olduğunu açıkça hissettiren ifadelere samimî olarak inanıp bu rüyayı doğru zannetmek ve video çekerek rüyayı görenin namına insanlara duyurmaya teşebbüs etmek; ancak saflığın ve muhakeme eksikliğinin delili olabilir!

* Ortalıkta asılsız ve uydurma bir sürü silik, hatta kirli söz dolaşıyorken, müslümanın uyanık olması ve hüsn-ü niyetle değil su-i zanla da değil ama mutlaka tetkik etmeden kabul etmeyen bir tarzda hatta şüpheyle bakmasına zaruret olduğu açıkça görülmüş olmalıdır.

* Biz şeriatın, aklın, mantığın, bilimin tarafındayız. Şu reddetmemek ama amel de etmemek (uygulamamak) çizgisinin sınırlarını tekrar değerlendirmek gerekiyor anlaşılan. Haddinden fazla geniş kalmış ve ölçüsü yok zihinlerimizde. Halbuki bu istikametli ölçü, uygunsuzlukları açık olan rivayet ve hadisler için olmamalıdır dikkat ediniz. Kabul de etmemek, hatta zahiri (görünürdeki, açıkça anlaşılan) manasını reddetmek, toplumsal maslahat adına gerektiği durumlarda sükût etmek ve bir şey dememek ve ilişmemek, ehl-i sünnetin tavrı olmamak gerektir. Yeniden değerlendirmemiz lazım bu düsturu. Tahkik ehli kardeşlerimiz de böyle rivayet ve rüyalara yaklaşımları eleştirdiğimiz şekilde olursa, böyle inceliklerden haberdar olmayan millet ne yapsın. Ne yaptıkları malum. Sumak kalmamış!

* Dolayısıyla yanlışlığı, uygunsuzluğu, hatta uydurma olduğuna dair kuvvetli işaret ve göstergeleri ortada görünen ve sakatlığı aşikar böyle rivayetlere karşı amel etmemek yetmez. “İnkar etmemek ve ilişmemek ve akla, mantığa, ilme uygunsuzluğu görünüyorsa amel de etmemek” olan genel kaideyi beyan etmekle birlikte, fakat böylesi rivayetlerdeki zahirde(açıkta) görünen yapısal sakatlıkları nedeniyle, zahir (görünürdeki, açıkça anlaşılan) manalarının doğrudan reddedilmesi gerekli ve zorunludur. Çünkü böyle meselelerde dinî meselelere hâkim kişilerin tereddüt etmesi ve sessiz kalması, dinî meselelere yatkınlık ve uzmanlıkları bulunmayan genel halk tabakasındaki müslümanları yanlışa sevk eder ve din düşmanlarının eline de ciddi koz verir.

* O yüzden böyle kapıların kapatılması için şöyle denilmelidir:

Bu tarz rivayetlere mutlak manada itibar edilmesi, yanlıştır. Belki içinde hakikat bulunması ihtimali, gözden uzak tutulmaması kafidir. Yani sumağın başka hiçbir şeye ihtiyaç bırakmayan bir mucize olarak görülmesi yanlıştır. Belki, kısmen faydalı olabileceği ihtimalini göz önünde bulundurmak yeterlidir ve makul çizgi de ancak budur.

* Din adına yapılan her türlü nakli nasıl değerlendireceğimizi ortaya koyan ve her zaman ihtiyaç olan temel yaklaşımımızı aşağıya alıyoruz:

İki Aşırı Uç Ortasındaki İstikamet Noktası

Netice itibariyle, din adına her türlü nakle (nasıl anlaşılması gerekeceği konusunda bir çıkarım, tevil yapmadan) sahip çıkmak ve dinden saymak ve kayıtsız şartsız kabul etmek de…

Dini (güya) koruyacağım diye bir kaç tane (belki manası anlaşılmamış ve yorum gerektiren, hikmeti bilinmemiş) akla ve mantığa zıt görünen rivayeti kolayca inkar etmek ve onlar vesilesiyle dinin temellerini teşkil eden hadislerin tamamını hüküm bina edilmez ve güvenilmez olarak göstererek, sadece bir tarih bilgisi veya hatıra önemsizliğine düşürmek de..

Aklı her şeyin üstünde görmek de..

Aklı arka plana alarak taklid ve taassuptan beslenmek de..

İki aşırı uç noktadır.. Bunların arasında istikamet noktasını tespit etmek lazım..

Aslında insanımızın islamî ilim kültür birikiminin ne derece ileri bir derinliğe sahip olduğundan habersiz olmasından yani alt yapılarının olmayışından istifade ederek, görünüşte kusurlu bir kaç tane hadisten örnek vererek, kocaman bir binayı kıymetsiz göstermeye veya binbir güçlükle binlerce muazzam alimin inanılmaz çabalarıyla inşa ettikleri (tedvin edilen) din sarayının yıkılıp yeniden yapılmasını teklif etmeye teşebbüs ve cüret etmek ve bunun insanlarımızın çoğu tarafından büyük bir tehlike ve yanlış olarak algılanmaması ne kadar hazindir…

Ah ahirzaman…. Hurafelerden temizlemek ayrı… Dinin temel kaynaklarını güvenilmez gösterip hüküm bina edilmez olarak lanse etmek apayrı… Eğer burada gerçekten bir art niyet ve suikast yoksa hakikatten ve istikametten çok ciddi bir sapma var demektir…

Tabi diğer taraftan İsrailiyatı usulüne (metodolojisine) ve hikâyatı akaidine (hikayeleri inanç esaslarına) ve mecazatı hakaikine (mecazi ve müteşabih ayet ve hadisleri gerçeklere) karıştırarak İslamiyetin kıymetini takdir edemediğimiz gerçeği de ortada değilmiş ve her şey mükemmelmiş ve hiçbir sorunumuz yokmuş gibi de davranmak ve bize gelen islami geleneğin ve birikimin %100’ünü sahiplenmeye ve müdafaa etmeye çalışmak da aynı derecede hazin ve gerçekçi olmayan uygunsuz bir yol… Arasını bulmamız lazım…..

Her şey mükemmel mi islam aleminde? Yolunda gitmeyen ve düzeltilmesi gereken hiçbir şey yok mu?

Taassup.. Taklid.. Şahıslara bağlılık ve onların dediklerini körü körüne kabul etmek.. Aklı esas almamak.. Vahyi bile anlarken aklı devre dışı bırakmamak gerekirken… Nerede kaldı ki hadisleri ve diğer İslami eserleri değerlendirirken koşulsuz bir teslimiyet istenip sırf görünen anlamlarıyla anlamaya çalışmak doğru olsun…

Tamam. Bazı insanlar hadisleri değerlendirirken netice olarak yanlış yerlere gidiyor. Ancak hiç gündeme (nedense) alınmayan çok önemli bir konu ortada duruyor.

Bundan bir asır önce Bediüzzaman’a Muhakemat’ı yazdıran ve adına saykal-ül İslamiyet (Saykal: cila) dedirten bir konu..

Akla, bilime ve düşünceye gereken önemin verilmemesi ve inançların taklid üzerinde şekillenmesi…

Evet böyle büyük bir sorunumuz var. Bunun üzerinde ayrıca durmak gerekiyor…

Bakınız Üstad Bediüzzaman ne diyor: İslamiyetin kabuğuna ve yüzeyde görünen kısmına odaklandık ve özünü terk ederek aldandık, onun hakkı olan hürmeti gösteremediğimizden o da bizden nefret ederek hayalların ve evhamların bulutlarıyla sarılıp saklandı diyor.

Hem diyor ki: Biz İsrailiyatı usulüne ve hikâyatı akaidine ve mecazatı hakaikine karıştırarak kıymetini takdir edemedik.

Hem diyor ki: Beni geçmiş asırların efkârına karşı mübarezeye (mücadele etmeye, karşı koymaya) heyecan ve şecaate (cesarete, cürete) getiren…

Hem diyor ki: sadîk-ı ahmak ünvanına lâyık olan ehl-i ifrat ve zahirperestlerin tevehhümlerini tard ve asılsızlığını göstermek…

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

Yazar: Ediz Sözüer

Ediz SÖZÜER 1974, Ankara doğumludur. Gelir İdaresi’nde Gelir Uzmanı olarak görev yapmaktadır. “Olağanüstü Bir Hazinenin Keşif Yolculuğu: Risale-i Nur Eğitim Programı”, yazarın ilk etapta internet ortamında ücretsiz olarak yayınlanarak daha sonra basılmış ve tüm çalışmalarının üzerine bina edildiği temel ve kaynak kitap çalışmasıdır. Deneme mahiyetinde kaleme aldığı Risale-i Nur izah metinleri ve Risalehaber sitesinde makale yazmakla başlayan yolculuğu, Risale Akademi’de sunulmaya başlanan görsel destekli ve akademik temelli “Tabiat Risalesi Açılımları Seminerleri”yle devam etti. Manevî bir ilim hazinesi olan Risale-i Nur eserleri içindeki Kur’ânî hakikatlerin insanlığa mal edilmesinde ve toplum olarak muhtaç olduğumuz zihinsel dönüşümün gerçekleşmesinde önemli bir katkıda bulunma kabiliyetinin bulunduğuna inandığı kitap çalışmasını, hep bir proje kıymetinde gördü. Tamamlanan kitap çalışmasını daha geniş kitlelere ulaştırmak için, bu çalışmanın üzerine bina edilerek hazırlanmış ve “görsel bir kitap” mahiyetindeki “Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı”nı iki haftada bir sürekli bir program olarak vermeye başladı. Ayrıca zaman zaman akademik eğitim faaliyetlerinde de “Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı” ve “Risale-i Nur İzah Çalışmaları” hakkında sunumlar gerçekleştirdi. 2018 yılında ise Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı'nın temel/kaynak kitap çalışması, din araştırma dalında "Altın Kalem Yazarlık Ödülü"ne layık görüldü. Kitap çalışması ve eğitim programının yazılı ve görsel tüm içerikleri, notere onaylatılmış muvafakatname ile her türlü serbest kullanım, basım ve yayım hakkı tanınmasıyla; başta Risale-i Nur’a, Kur’ân’a ve İslam’a gönül vermiş herkese ve tüm insanlığa mal edilmiştir. (Muvafakatnameye ana sayfadaki "Telif Hakkı Bildirisi" isimli menüden ulaşabilirsiniz) Bu çalışmalardan haberi olanlardan ciddiyetle istediği ve Risale-i Nur’a gönül vermiş insanlara samimiyetle ifade ettiği şudur: “Kıymetsiz ve önemsiz şahsıma değil, bu çalışmalar vesilesiyle Allah’ın bir nimeti olarak harika bir şekilde ortaya çıkan hakikatlere önem veriniz ve onlara sahip çıkınız. Sizden tek istediğim budur.”

Bir Cevap Yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.