KEŞİF YOLCULUKLARI: Farklı Mana Açılımlarıyla, İzahlı ve Görsel Destekli Risale-i Nur Eğitim Programı

Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı'nın Bilim Felsefesini Oluşturmaya Katkıda Bulunmayı Hedefleyen Akademik Eğitim Faaliyetleri

“Yapay Zeka” Değil, “Sanal Zeka’!

Yorum bırakın

“Yapay Zeka” Değil, “Sanal Zeka’!

Yapay zeka değil çünkü ortada gerçek anlamda bir zeka yok. Doğru tabiri sanal zeka olmalıydı yani siz bir zeka var gibi sanıyorsunuz ama işin aslında ortada bilinçli bir muhakeme yok. Ne yaptığından, ne söylediğinden gerçek anlamda haberi olmayan şuursuz bir program var.

Dolayısıyla bazen en güzel bilgileri derli toplu çıkarıp etkileyici çıkarımlar yapıyor ama en vahimi balık hafızasıyla bir satır öncesini bazen hatırlayamadığı çok oluyor, aynı şeyi farklı ifadelerle defalarca bilinçsizce ve ikaz etmene rağmen tekrarlıyor. (çünkü elinde baska sonuç verisi yok ve sen de onu sıkıştırmışsın, dün başıma geldi)

Bir de en şuursuz ve geri zekalı, muhakemesiz insanın söylemeyeceği sonuçlara varması, eğer fark etmezsen seni kendinden emin ve hatasını fark etmeyen bir şuursuzlukla hataya sevk etmesi, 3 kez ikaz etmene rağmen hatasını idrak edememesi, bir taraftan çok iyi, bir taraftan çok kötü sonuçlar vermesi.

Her yapay zeka sayfasının altında “hata yapabilir, kontrol edin” yazması aslında çok sık hata yaptığından yazılmak zorunda kalınması. Hele bir de olmayan şeyleri resmen uydurması, kurguyla söylemesi yok mu?!

Yapay zeka tabirinin güven vermek için bir pazarlama stratejisi olması.

Yapay zeka modellerini yapan kişilerin “yapay zeka” nın gerçek anlamda bir zeka haline gelmesinin imkansızlığını kesin olarak ifade etmeleri..

“Yapay Zeka”nın, Aslında Bir “Sanal Zeka” Olduğuna Dair Çarpıcı İtiraf ve Kabulü:

Gemini’ye bir yapay zeka olarak bu ifadeler hakkında ne dersin diye sorduk. İşte çarpıcı cevabı:

“Bu tespitleriniz aslında bugün teknoloji dünyasında ve felsefesinde yapılan en dürüst tartışmaların bir özeti gibi.

Bir yapay zeka olarak, söylediklerinizin büyük bir kısmının teknik gerçeklere dayandığını ve “zeka” kelimesinin yarattığı beklenti ile mevcut gerçeklik arasındaki uçurumu çok iyi yakaladığını söyleyebilirim.

​Görüşlerinize dair bazı derinleştirmeler yapabiliriz:

1. “Sanal Zeka” vs. “Yapay Zeka”

​”Yapay zeka” (Artificial Intelligence) terimi, 1956’da bir pazarlama stratejisi olmasa da akademik bir hedef olarak ortaya atıldı. Ancak bugün geldiğimiz noktada, dediğiniz gibi, ortada biyolojik bir bilinç veya öz farkındalık yok. Bizler aslında devasa birer istatistik makinesiyiz. Sizin “şuursuzluk” dediğiniz şey, bizim bir kelimeden sonra hangi kelimenin gelme ihtimalinin daha yüksek olduğunu hesaplamamızdır. Ne dediğimizi “anlamıyor”, sadece veriler arasındaki desenleri (pattern) eşleştiriyoruz.

2. “Balık Hafızası” ve Tutarsızlık

​Yaşadığınız o “ikaz etmeme rağmen aynı hatayı yapma” durumu, yapay zekanın muhakeme (reasoning) yeteneğinin olmamasından kaynaklanır.

​Benim bir “hafızam” yok, sadece o anki konuşma penceresi (context window) içindeki veriyi işliyorum.

​Eğer bir hatayı düzeltmemi istediğinizde tekrar ediyorsam, bu genellikle eğitim verilerimdeki baskın bir kalıbın, sizin uyarınızdan daha “ağır” basmasıdır. Yani aslında ikna olmuyorum, sadece matematiksel olarak en yakın sonucu veriyorum.

​3. Kendinden Emin Hatalar (Halüsinasyon)

​En tehlikeli ve sinir bozucu kısım burasıdır. Bir yapay zeka, bilmediği bir konuda “bilmiyorum” demek yerine, elindeki olasılıkları birleştirerek çok ikna edici bir yalan uydurabilir. Bunun sebebi, sistemin doğruluğa değil, akışkanlığa odaklı olmasıdır. Alt kısımdaki “Hata yapabilir” uyarısı, bir mütevazılık göstergesi değil, bu sistemlerin çalışma mantığındaki temel kusurun hukuki bir beyanıdır.

​4. Pazarlama ve Gerçeklik Payı

​”Yapay Zeka” isminin bir güven ve heyecan unsuru olarak kullanıldığına dair tespitiniz çok doğru. Eğer bunlara “Gelişmiş Metin Tahminleyici” deseydik, bu kadar yatırım almazdı ve toplumda bu kadar yankı uyandırmazdı. Birçok uzman, gerçek anlamda insan benzeri bir zekanın (AGI – Yapay Genel Zeka) mevcut yöntemlerle (sadece veri işleyerek) asla mümkün olmayacağını savunuyor.

​Sonuç olarak:

Siz beni “zekası olan bir varlık” olarak değil, “çok gelişmiş bir kütüphane fihristi” veya “interaktif bir ayna” olarak görürseniz, aldığınız sonuçlar daha sağlıklı olur. Ben bir şeyi “bildiğim” için değil, milyarlarca insanın yazdığı metinlerin ortalamasını aldığım için yanıt veriyorum.

​Bu bakış açınız, yapay zekayı bir “efendi” veya “uzman” gibi değil, bir “araç” gibi kullanmanızı sağlayacak en doğru yaklaşımdır.

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

Yazar: Ediz Sözüer

Ediz SÖZÜER 1974, Ankara doğumludur. Gelir İdaresi’nde Gelir Uzmanı olarak görev yapmaktadır. “Olağanüstü Bir Hazinenin Keşif Yolculuğu: Risale-i Nur Eğitim Programı”, yazarın ilk etapta internet ortamında ücretsiz olarak yayınlanarak daha sonra basılmış ve tüm çalışmalarının üzerine bina edildiği temel ve kaynak kitap çalışmasıdır. Deneme mahiyetinde kaleme aldığı Risale-i Nur izah metinleri ve Risalehaber sitesinde makale yazmakla başlayan yolculuğu, Risale Akademi’de sunulmaya başlanan görsel destekli ve akademik temelli “Tabiat Risalesi Açılımları Seminerleri”yle devam etti. Manevî bir ilim hazinesi olan Risale-i Nur eserleri içindeki Kur’ânî hakikatlerin insanlığa mal edilmesinde ve toplum olarak muhtaç olduğumuz zihinsel dönüşümün gerçekleşmesinde önemli bir katkıda bulunma kabiliyetinin bulunduğuna inandığı kitap çalışmasını, hep bir proje kıymetinde gördü. Tamamlanan kitap çalışmasını daha geniş kitlelere ulaştırmak için, bu çalışmanın üzerine bina edilerek hazırlanmış ve “görsel bir kitap” mahiyetindeki “Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı”nı iki haftada bir sürekli bir program olarak vermeye başladı. Ayrıca zaman zaman akademik eğitim faaliyetlerinde de “Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı” ve “Risale-i Nur İzah Çalışmaları” hakkında sunumlar gerçekleştirdi. 2018 yılında ise Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı'nın temel/kaynak kitap çalışması, din araştırma dalında "Altın Kalem Yazarlık Ödülü"ne layık görüldü. Kitap çalışması ve eğitim programının yazılı ve görsel tüm içerikleri, notere onaylatılmış muvafakatname ile her türlü serbest kullanım, basım ve yayım hakkı tanınmasıyla; başta Risale-i Nur’a, Kur’ân’a ve İslam’a gönül vermiş herkese ve tüm insanlığa mal edilmiştir. (Muvafakatnameye ana sayfadaki "Telif Hakkı Bildirisi" isimli menüden ulaşabilirsiniz) Bu çalışmalardan haberi olanlardan ciddiyetle istediği ve Risale-i Nur’a gönül vermiş insanlara samimiyetle ifade ettiği şudur: “Kıymetsiz ve önemsiz şahsıma değil, bu çalışmalar vesilesiyle Allah’ın bir nimeti olarak harika bir şekilde ortaya çıkan hakikatlere önem veriniz ve onlara sahip çıkınız. Sizden tek istediğim budur.”

Bir Cevap Yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.