KEŞİF YOLCULUKLARI: Farklı Mana Açılımlarıyla, İzahlı ve Görsel Destekli Risale-i Nur Eğitim Programı

Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı'nın Bilim Felsefesini Oluşturmaya Katkıda Bulunmayı Hedefleyen Akademik Eğitim Faaliyetleri

Risale-i Nur Eksenli Din Dersi Kitabı Hakkında Çözümlemeler

Yorum bırakın

Risale-i Nur  Eksenli Din Dersi Kitabı Hakkında Çözümlemeler

İslam’ı çağın anlayışına en uygun ve aklî şekilde takdim eden Risale-i Nur’u ve içindeki Kur’ânî hakikatleri takdim ve talim etmek ve toplumun her kademesine yayma idealinin, belki de en önemli ve sonuç verecek boyutu, Risale-i Nur’un eğitim müfredatına entegrasyonu projesidir. Bu eğitim faaliyetlerinin en gerekli ve ihmal edilmiş bir alan bulunduğuna ve istikbale yönelik olarak aziz milletimize edilecek en önemli eğitim hizmeti olduğuna tüm akıl ve kalbimizle itikad ediyoruz.

Hayatın ve toplumun gerçeğine uygunluğun tamamen gözetildiği “Medresetüzzehra Hayali Nasıl Gerçekleşecek?” ve “Risale-i Nur Nasıl Ders Kitabı Olarak Okutulabilir?” isimli yazılarımız ile bu konuda geliştirdiğimiz ve beklemeden uygulanabilir hayat kurtarıcı bir acil müdahale reçetesi niteliğindeki çözüm önerimizi takdim ettiğimiz “Medresetüzzehra’nın Uygulamalı Bir Modeli “ isimli yazımızı bu yazımızla birlikte göz önünde bulundurmak gerekiyor. (Detaylı ve tam bir çözümleme için lütfen bu yazıları muhakkak dikkatle okuyunuz. Bu yazılara goo.gl/hNIUou adresindeki “Resmi Sunum Dosyası-Risale-i Nur Eğitim Programı” klasörünün içindeki “Eğitim Programımızın Fikrî Altyapısı” bölümünden ve sitemizin ana sayfasından ulaşabilirsiniz.)

Bu yazılarda iki temel nokta üzerinde duruluyor ve şöyle bir durum tespiti yapılıyor:

1- Binlerce ders kitabının mana-yı harfi ekseninde dönüştürülmesi güzel ve gerekli olsa da, şimdilik çok zor ve uzak bir hedef bulunduğundan, hem de bu imanî hakikatlerin tüm detaylarıyla ve hakkıyla anlatılması ancak tek, bağımsız, müstakil bir ders programıyla mümkün olacağından; emsal çalışmalara da yol açacak ve istenen maksadı ise beklemeye gerek kalmadan tam karşılayacak ve pratik, kolay ve ulaşılabilir bir hedef olarak tercihen mevcud din dersine entegre edilecek Risale-i Nur Eğitim Programı’mızın üzerinde durulması ve ona odaklanılması gerekiyor.

2- Risale-i Nur’un bir ders kitabı formatında olmaması, hacimce büyük olması ve lisanındaki zorluk, konuların kısmen dağınık olarak işlenmesi vs gibi muhtelif nedenlerle ders kitabı olarak okutulması manasının ancak haricî bir eğitim kitabı ile gerçekleştirilebileceği.

Şimdi en pratik ve somut şekilde konumuza giriyoruz. Din dersi kitaplarını inceledik. 6 iman esasına lise 2 kitabında 10-39. sayfalar arasında sadece 30 sayfa yer ayrılmış. İnanılacak gibi değil. Âdeta çocuk oyuncağı gibi bir içerik. Bazı iman esasları 1-2 sayfa ile geçiştirilmiş. Yeni bir tarzda oluşturulacak bir yardımcı/kaynak veya zorunlu din dersi kitabında bu müfredata uymaya kalkılsa neredeyse hiç iman anlatılmayacak demektir. Bizim hassas olduğumuz işte bu noktadır. İman hakikatlerinin içeriğinden ve tüm detaylarıyla ve sağlam bir mantık kurgusu içinde anlatılmasından taviz vermemek. Bu nokta çok önemlidir. Yoksa temel maksadımız olan “imanı tahkikî yaparak kurtarmak” gerçekleşemez. Öyle olunca da ortaya koyulacak çalışmanın bir kıymet ve anlamı kalmaz.

Müfredat paralelinde eğitim içeriği üretmeye prensip olarak karşı değiliz bütün bütün. Ama böyle bir çatısı olan bir müfredatta imanı anlatmaya zaman da yer de ayrılmamış ki. (O halde soruyoruz: Böyle bir manzara karşısında mana-yı harfi eksenli olarak üretilecek kitapların mevcut müfredat paralelinde olmasının talep edilmesi ne derecede uygun ve gerçekçi oluyor?) Bilinçli ve gayretli öğretmenlerin bu müfredatı tamamen bir tarafa bırakıp sadece iman esaslarını anlatmaları lazım ki, ayrılan zamanda belki ancak yetişir ir. Tabi mesela bir yılda kaç hafta ve toplamda kaç ders saati var? Zamanımızın ne kadar olduğunu öğrenip ona göre hareket etmek lazım. Tabiatıyla hafta bir saat (45 dakika) böyle bir eğitim programının sağlıklı olarak aktarılması için çok yetersiz bir zaman aralığı. Bizim Risale-i Nur Eğitim Programı’mızın tamamı (en az) 42 saatte sunulabiliyor. 1.Ana Bölüm=13,5 saat ve 2.Ana Bölüm=28.5 saat Eğer Allah’a İman olan Tabiat Risalesi Açılımlarını ilk yarıya alsak 23,5 saat ve 18,5 saat olarak yaklaşık iki eşit parçaya bölünebilir veya 3-4 eğitim döneminde de sunulabilir.

Bir taraftan aklımıza gelen şu: Zorunlu din dersine bu içerik aynıyla aktarılamazsa ve yardımcı ders kitabı olarak sunulsa ve bunun da eksiği olmasa, fazlası olsa ne mahsuru olur? Hiç mahsuru olmamakla beraber maksada tam uygun olur. Öğretmen işleyebildiği kadarını işler. Gerisini o yardımcı ders kitabına havale edebilir.

Açıkçası “tamamen müfredat çatısının yani iskeletinin birebir üzerine yerleştirilmiş bir yardımcı kitap neden olsun” diye düşünüyoruz. (gerçi zorunlu ders kitabı olmasını ve bunun da müfredatının kendinden olması veya mevcut müfredatın muhakkak surette değiştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz) Yardımcı kitabı takdim ederken diyebiliriz ki: “Bu yardımcı kitap, bütün ders müfredatının değil; ders kitabının detay ver(e)mediği 6 temel iman esasına açılım getiren ve bunun üzerinde uzmanlaşmış bir yardımcı/kaynak/tavsiye ders kitabıdır“.

Ve biz bunu bu şekliyle servis ettikten sonra bilinçli öğretmenlerimiz de din dersi kitabının lüzumsuz (veya derste işlemek gerektirmeyecek, öğrencinin dilerse ders kitabından kendisinin de okuyabileceği) mevcut ve klasik içeriğini terk ederek eğitimini yardımcı ders kitabının içeriği üzerinden işlemeyi tercih edebilir. Zaten bu pratikte çokça uygulanagelen bir usul.

Eğer zaman gerçekten bu içeriği aktaramayacak kadar kısıtlıysa, araştırmaya sevkederek ve kaynak yönlendirmesi yaparak anlatmak da çok faydalı olacaktır. Belki bu tarza odaklanmak da fayda olacak. Tablo netleştiği zaman bakılabilir bir nokta. Etkinlik önemli. Örneğin Allah’a imanla ilgili Tabiat Risalesi Açılımları’nın 150 sayfasının tamamı aktarılamayabilir ama o 150 sayfanın bir kapsamlı özeti ve temel altyapısı niteliğindeki ilk 40 sayfa sadece verilse yine çok istifadeli olacaktır. İlk 40 sayfada mesele temel kavramlar noktasından ciddi bir hal yoluna girildiği görülüyor. Daha 9 muhalin işlendiği yerlere gelinmeden.

Zaten biz de belki öğretmenlerimizi o tarza yönlendiririz. Şimdi kabiliyetler bir değil. Bazısı çıkar fişşek gibi, ders süresinde içeriğin çoğunu mükemmelen sunabilir, bazısında o kabiliyet olmayabilir, bahsettiğimiz 40 sayfayı bile öğrenciye versen yeter deriz. Ama ellerindeki yardımcı kitapta tamam içerik olsa uygun olur.

Şimdi Filipinler Moro Özerk Bölgesi’nde “Risale-i Nur’un Yüksek Öğretim Müfredatına Entegrasyonu Projesi” kapsamında ders kitabı olarak okutulmak üzere gönderilen kitap çalışmasına dair vaktiyle kaleme aldığımız eleştirel bir incelemeyi bu kapsamda hazırlanacak bir din dersi kitabının ne gibi özelliklere sahip olması gerektiği konusunda yön vermesi için aşağıya alacağız. Bu kitabın oldukça acele ve bir ay gibi kısa bir zamanda hazırlandığından haberdarız ve projede çalışan kardeşlerimiz de bu ilk versiyonun istenen ölçüde olmadığını kabul ediyorlardı. Belki şimdi yeni versiyonda bu eksikleri gidermeye çalışacaklar. Önemli olanın, bu eleştirilerin ve yapılan hata ve eksiklerin, bizleri daha doğru ve güzele ulaşmak için bizlere bir bakış kazandırması olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle aşağıdaki eleştirilerimizi okuduğunuzda sakın kitabı sert ve insafsız bir şekilde eleştirdiğimizi düşünmeyin.

Biz elbette böylesi bir çalışmanın ortaya çıkmasını ve kitabı hazırlayanları tebrik ve takdir ederiz ancak hak namına gördüklerimizi aynen aktarmak ve dikkatinizi bu yöne çekmeyi zorunlu gördük. Tespitlerimizi dürüst ve olabildiğince direk yazdık. Bu gözle bakılmasını rica ediyoruz. Söz konusu kitap dosyalarına goo.gl/hNIUou adresindeki “(Resmi Sunum Dosyası) Risale-i Nur Eğitim Programı” klasöründeki “Filipinlere Gönderilen Risale-i Nur Ders Kitabı Eleştirisi” klasöründen ulaşabilir ve kitapları tetkik edebilirsiniz ve bunu yapmanızı ve eleştirdiğimiz hususların doğruluğunu kendi gözlerinizle görmenizi tavsiye ediyoruz.

Dört kitap hazırlanmış. 1.Kitap iman esasları ve bizi de esas olarak ilgilendiren bu kitap zaten ve eleştirilerimiz ve tespitlerimiz de bu kitap için yapıldı. Diğerlerinin ise şöyle bir fihristine baksanız veya hatta kitap isimlerinden de içeriklerinin ne türden meselelerle dolu olduğu anlaşılıyor ve tahmin edilebiliyor. Zaten diğer üç kitap bizce Risale-i Nur’un temel hedefi olan imanı tahkikî olarak ders vermekle ilgisiz konu alanları. 2.Kitap:İslam esasları (İslamın 5 şartı) 3.Kitap:Nübüvvet (Peygamberler tarihi tarzında daha çok) 4.Kitap:İslam Ahlakı (bu da malumunuzdur) Eğer verdiğimiz adresten kitapları incelerseniz, ilk kitabın ne kadar klasik bir din kitabının tarzına yakın olduğuna ve Risale-i Nur’un ayrıcalıklı özelliğini (ispatiyecilik, mantıkîlik, tahkikî ders verme ve dikte etmeden soru cümleleriyle hakikati anlatma üslub ve tarzını) ortaya koyamadığına ve sıradanlaştırdığına şaşkınlıkla şahit olacaksınız. 

Tespit ettiğimiz ve eleştirdiğimiz noktalar:

1-Risale-i Nur’lar bazen tamamen bazen kısmen sadeleştirilerek sunulmuş. Bazen risalelerden alıntı yapılarak veya az değiştirilerek aynı mana benzer cümlelerle ifade edilmeye çalışılmış ve bu ifadelerde bir takım Osmanlıca kelimeler hiç zorunluluk olmadığı halde sadeleştirilmeden kullanılmış, bazı yerde de hiç gerekmediği halde uydurukça diyebileceğimiz kelimeler kullanılmış. Malum bu durum yakışıksız bir tezat oluşturmuş.

2-Üslubu genel olarak içine duygu katılmamış ve sıradan bulduk. Ruhî veya aklî manada ciddî bir haz vermekten ve tam tatmin etmekten uzak. Aslında hiç de Risale-i Nur’un tarzına uymayan akla kapı açmayan yapay bir kopyacılık her yerde hâkim. Hem dikte edici ve kesin hüküm cümleleri de aşırı kullanılmış. “Bu böyledir, şu öyle değildir” tarzının hâkim olduğu, esneklikten ve soru cümlelerinden ve sorgulamaktan uzak bir üslup görünüyor. Hatta kitapta soru cümleleri (ünite başı ve sonundaki sorular haricinde) kitabın kendi iç metninde neredeyse yok denecek kadar az. Bu tam bir yöntem hatası. Nerede Risale-i Nur’un  akla kapı açarak ispatlama ve düşündürmeye dayalı Kur’ânî metodu? Nereye kayboldu? Halbuki önkabuller ve hüküm cümleleriyle değil; incelemeye, sorgulamaya ve delile dayanan, kalb ve vicdanı heyecana sevk eden, aklı ve zihni harekete getirip işleten soru cümleleriyle hakikati anlatmak gereklidir. (Bizim hazırlamış olduğumuz kitap çalışmamızda ise durum çok daha farklı. Kainatımızın Yaratılış Hikayesi-(11.Söz) isimli dersimizden sadece kısa bir bölüm dikkatimizi çekti ve dikkat ettik ki, soru cümleleriyle hakikati anlatmaya parlak bir misal teşkil ediyor. Bir sayfadan bile az bir metin bu A4’e göre. Biz 18 tane soru cümlesi saydık.) Misal olması için bu metni aşağıya almamız gerekiyor. Lütfen dikkatle ve alıcı gözle tetkik ediniz cümle kuruluşlarını, mantık kurgusunun sağlamlığını ve soru cümleleriyle hakikatin nasıl anlatıldığını.

“Şimdi, şu her köşesinden hayatın fışkırdığı dünyaya, sıradanlık ve alışkanlık gözlüğünü çıkararak, dünyaya yeni gelmiş bir ziyaretçi gözüyle bakmayı deneyin.

Temsildeki saraydan daha aşağı kalır yanı var mı bu kâinatın? Milyonlarca canlı türü, trilyonlarca canlı organizma ile dolu bu gezegen.. Her biri müthiş bir ekosistemin içinde, genel düzeni korumak ve işleyişi bozmamak için hassas adımlar atarak çalışan, hem gayet sanatlı, hem ileri teknolojili canlı makineler değiller mi? Bunlar ne zaman bir araya gelip konsensüs  yaptılar aralarında? Şu dünyanın dengesine ayak uydurmakta, bir arı kolonisi veya bir karınca cumhuriyetinden çok daha beceriksiz olduğumuz, insanlık olarak ortak itirafımız değil mi ki. Green Peace (Yeşil barış-çevreci bir örgüt) neyi korumaya çalışıyor? Bu muhteşem tabiat dengesinin bozulmaması ve doğayı korumak için neden akıl sahibi insanlardan medet ummuyorlar da, hiçbir teknolojiye ve bilime sahip olmayan şuursuz hayvanların ve bitkilerin her birine olan ihtiyacımızın vazgeçilmezliğini, kendilerini zincirlere vurarak yaptıkları eylemlerle haykırıyorlar?

Neden tesadüfen oluşmuş varlıkların mevcudiyetine muhtacız? Mademki akıl sahibi ve dünyanın hâkimiyiz, neden işler iddia ettiğimiz gibi işlemiyor?

Bir kelebeğin veya tabiatın üzerindeki sanatı inkâr eden, o kelebeğin bir ressamın resminde resmedilmesini ve o resmin sergilerde teşhir edilerek, tablosunun milyonlara paha biçilerek satın alınmasını açıklayabilir mi?

Kâinat ve dünya içindeki tabiat neden güzel? Tesadüfen, maksatsız oluşmuş şeylerde bir düzenlilik ve güzellik eseri olur mu hiç? Hadi bir sefere mahsus oldu diyelim veya bize öyle göründü. Bu düzenlilik ve güzellik, her yerde ve her canlıda sürekli olarak kendini gösterebilir mi? Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir? Normal şartlarda bu işlerin hiç birinin olmaması gerekmez miydi? Bir iş sahibini gerektiren sanatlı ve mükemmel işlerin, ustası ortada gözükmüyor ve işler de sürekli gözümüzün önünde ve her tarafta kolayca oluyor bitiyor diye, bu işlerin kendi kendine olduğu sonucuna varmak, ahmaklık ötesi bir varsayım olmaz mı?

Nasıl oluyor da akıl, irade, ilim, teknoloji sahibi bir insanın, koca fabrikalarıyla ürettiği en teknolojik kamera, bir damla sudan meydana gelen insan vücudundaki göze göre çocuk oyuncağı gibi düşük kalıyor? Bunlar ne biçim işlerdir böyle? Etrafımızda ne türden gizemli işler dönüyor? Hâlbuki bizler, her gün gördüğümüz için, alışkanlık perdesinin arkasında sakladığımız bu mucizeleri artık görmüyoruz ve fark etmiyoruz. Şaşırma duygumuzu bile kaybettiğimiz bir körlük içindeyiz. Her gün bu mucizeli sarayda güya akıl sahibi bir canlı olarak yaşarken, bizlere nasıl insan ve şuur sahibi denilebilir? Hepimizin itiraf etmesi gereken bir gerçek var: Bu dünya tam da bizim için hazırlanmış bir vaziyette görünüyor. Hazırlayıp işleteni, bizzat gözümüzle görmememiz, bu muhteşem kâinat sarayının ve dünya misafirhanesinin sahibinden gafil olmamızı, onu yok saymamızı ve öyle biri yokmuş gibi yaşamamızı gerektirmez, hele yokluğuna hiç delil olmaz.”

3-Mesela kitabın en başında bazı paragraflar var ki, en sonda söylenilecek veya bahsi geçmese hiç zararı olmayacak bizce gereksiz ve önceliği olmayan meselelerden bahsedilmiş.  Bunlar şunlar: “İlmin ışığı, Akıl ilimle aydınlanır, İlham ve Bilginin kaynağı beyin değildir” isimli başlıklar. (sayfa 8,9).  Somut delile dayandırılmadan ve makuliyet temeli de gözetilmeden, materyalist bir şekilde şekillenmiş zihinlere daha baştan bu tarzda (zorunlu olmayan ve havada kalan) bildirimleri gereksiz ve hatta zararlı bulduk.

4-Bazı yerlerde özgün misaller geliştirildiğine tesadüf ettiysek de (Mesela güzel bir örnek olarak: Bilgi kartı bina yapabilir mi, sayfa 10) fakat genel olarak mevcudu kopyalama metodu kullanılmış. Hem de bunu yaparken yukarda bahsettiğimiz şekilde, ideal olmaktan çok uzak bir tarz uygulanmış. Bazı bölümlerde kabiliyetli yazarlarımızın kitap veya makalelerinden aynen alıntı yapılması belki kitabı daha okunabilir hale getirmişse de özgün bir çalışma olmaktan yine uzaklaştırmış. Ayrıca sanırız sorularlarisale’den de istifade edilmiş.

5-36.sayfadaki Allah’ın ilmiyle ilgili geliştirilmiş tuhaf ve gereksiz misaller, hiç de akıllıca tasarlanmış işlevsel bir metin örneği teşkil etmiyor.

6-Risale-i Nur’dan alıntılanan ve konuyu izah ettiği düşünülen pek çok yer, doğrusu çok havada ve ispatsız kalmış. Çünkü o temelinde çok ilmî ve mükemmel hakikatin, eserlerin başka yerlerinden beslenerek ve özlü olarak geçilen yerlerinin aklî ve delilli bir tarzda işlenerek ve izah edilerek sunulması ve makuliyet zemininin pekiştirilmesi gerekirdi. (Risale-i Nur Eğitim programımızın temel/kaynak kitabı ve ders müfredatı olan kitabımızda yapmaya çalıştığımız gibi) Yani Risale-i Nur’u talim, izah ve ispat hususunda pek bir başarı gösterememiş bu kitap çalışması. Sanki bu haliyle teslimiyeti kuvvetli ve zaten inanan birine hitap eden klasik bir din kitabı havasına bürünmüş ve o harika ve cazibeli hakikatler bir perdenin arkasında saklı kalmış. Ortaya çıkamamış. (Kişisel kanaatimizi sorarsanız daha ileri gidebilir ve bu kitabın Risale-i Nur’u insanlığa mal etme ve Kur’ân medeniyetinin temellerini atma yolunda somut bir başarısızlık örneği olduğunu da rahatça söyleyebiliriz. Emeğe saygısızlık etmiş olmak istememekle beraber umumun hukuku ve istifadesi söz konusu olduğu için bu saptamayı yapmak durumunda kalıyoruz. Elbette bu çalışma güzel ve arzu edilen şekilde ortaya çıksaydı buna en çok sevinecek ve takdir edecek yine biz olacaktık. Bunu cidden samimi olarak söylüyoruz.)

7-“Anahtar kelimeler” ismiyle kelime karşılıkları verilmişse de bunun bölüm sonunda ve her nedense sadece iki yerde yapılması bizce bir zorluk. Sayfa altına yapılması gerekiyordu kanaatimizce.

8-Klasik din kültürü kitaplarında verilen ve herkes tarafından bilinen bazı naklî bilgilerin ağırlıklı olarak verilmesi, kitabı sıradan bir havaya sokmuş bir çok yerde. (mesela: “İnsanların dünyadaki ölümlerinden sonra, kıyâmet kopup yeniden diriltilmeleri anına kadar devam eden devreye, kabir hayatı adı verilir” türünden ifadeler.) Bu yönüyle diğer klasik din kitaplarından hiçbir farkı olmayan birçok ifade kitabın içinde yer almış oluyor. Belki müfredata uygun bir ders kitabı ve “Din kültürü ve ahlak bilgisi” adıyla bastırılan bu kitap için böyle olması bir kusur olarak görülmeyebilir ve ayet, hadis nakledildiği yönünden savunulabilir ama yeni bir tarz ile dinin anlatılması için, hatta Risale-i Nur’un ders kitabı yapılması talebinin karşılanması maksadıyla hazırlanan ve yurt dışına gönderilen bir kitap için elbette düşündürücü ve zayıf bir yön olarak görülmeli bunlar mutlaka. Eğer o tarzda bir anlatım makbul olsaydı neden Risale-i Nur bize o şekilde anlatmıyor diye defalarca kendimize sormalıyız.

9-Kitabı hazırlayanların ve kontrol eden heyetin akademisyenlerden oluşması da çok ilginç. Hiç de öyle akademik bir havası, sistematiği, üslubu mevcut değil ve özellikle sağlam bir mantık kurgusu hiç yok. Zaten kalbe hitap eden şiir tadında manevî bir üslup hele hiç yok. (Lütfen kusura bakılmasın. Açın okuyun ve kendi gözlerinizle görün.)

10-Üniversite düzeyine hazırlandığı ifade edildiği halde, şahsen seviyesini ancak orta öğretim düzeyine zorlukla yakıştırabildik. Tabi bütün bu kanaatlerimiz, çok sayıda kopyalama ve alıntıdan maharetsiz bir biçimde bir araya getirilmiş olduğu ve ayrıca orijinal bir üslup inşa edilmediği noktasından bakıldığında takdir edilebilecek bir şeydir ancak. (Lütfen bardağın boş tarafından bakın)

11-Hadis, ayet meallerine ve her kitapta bulunan klasik din bilgilerine çok ağırlık verilmiş. Mesela ahirete iman bölümünün çoğu böyle nakillere ayrılmış, imanî delillerin temellendirilmesi çok yüzeysel ve yetersiz kalmış. Hele meleklere iman bölümü tam bir şok. Bir cümlelik bir makûliyet delilinin haricinde tamamı naklî bilgilerle doldurulmuş. Klasik bir din kitabı anlatımı.

12-Tekrar vurgu yapmayı zorunlu gördüğümüz bir husus, tahkikî bir iman oluşturmakta önceliği ve gereği olmayan ve yeri çok sonra gelecek birçok bahislere risalelerden alıntı yapılmak suretiyle yer verilmiş. Bu nokta ya özensizlikten ya da isabetsiz bir metottan kaynaklanmış. (Mesela: Kitaplara iman bahsinde Kur’an’ın nasıl mucize olduğunun ispat edileceği sayfada “Kur’an-ı Kerim Nasıl Okunup Dinlenmeli?” ismiyle bir küçük okuma parçasına yer verilmiş. Makam itibariyle çok gereksiz ve önceliği olmayan bir parça. Halbuki zarurî temeller oldukça eksik kalmış. (Alıntı Mesnevi-i Nuriye’den yapılmış. Sayfa 70)

13-Her nedense hikmet gibi, belagat gibi, tekamül gibi kavramlar açıklanmadan bırakılmış. Daha önce bahsettiğimiz gibi bir taraftan gereksiz sadeleştirmeler yapılmış, diğer taraftan en önemli kavramlar hiç anlatılmadan geçilmiş. (Araf’ı, şefaati uzun uzun anlatan kitap, en temel ve zarurî imanî kavramları es geçmiş.)

14-Kitabın İngilizce yeni versiyonunun görsel olarak modern bir eğitim kitabı tasarımıyla takdim edilmiş örnek metinlerinde ise garip karşıladığımız bir örnek vereceğiz. Risale-i Nur paralelinde hazırlandığı ifade edildiği bu kitap çalışmalarının, ne derece Risale-i Nur’un tarz ve üslubunu yansıtmaktan uzak düştüğüne bizce üzücü bir numune teşkil ediyor. Allah’a iman bölümünün daha ilk birkaç sayfada yer alan bir insan eli görseli var. Beş parmağın açılmış şekilde gösterildiği bu görselin yanında ise insan elinde Arapça “Allah” yazdığı ifade ediliyor! Yorumu takdirlerinize havale ediyoruz.

15-Şunu açıkça söyleyebiliriz ki, kendimize asla mal etmediğimiz ve ümidimizin ve kabiliyetimizin çok üstünde harika bir şekilde ortaya çıkan ve Allah’ın bir ihsanı olarak gördüğümüz görsel destekli ve akademik Risale-i Nur Eğitim Programımız ve onun ders müfredatı olan temel/kaynak kitap çalışmamız ve özellikle alanında dünyada bir ilk olan görsel/interaktif kitap çalışmalarımız, kanaatimizce bu kitap çalışmasından kat be kat daha üst bir metin/proje/program olarak görünüyor her yönüyle. (henüz profesyonel ve modern bir tasarım işçiliğinden geçmediği halde) Yazımızın başında belirttiğimiz goo.gl/hNIUou adresinden söz konusu çalışmalarımızın tamamına ulaşıp her şekilde tetkik edebileceğinizi ve kıyaslama yapabileceğinizi, aktardıklarımızla ilgili kanaatlerimizin doğruluk derecesini kendi gözlerinizle görebileceğinizi ifade etmeliyiz.

Netice olarak; mevcut eğitim programımızın, müstakil bir din dersi programı ve zorunlu (veya seçmeli) bir ders olarak veya hiç olmazsa eğitim kurumlarınca tavsiye edilen bir eğitim programı ve yardımcı/kaynak kitap olacak bir tarzda eğitim alanının içine yerleştirilerek, yaygınlaştırılmasına çalışılmasına odaklanılması gerektiği konusundaki talebimizi yineliyoruz.

Reklamlar

Yazar: Ediz Sözüer

Ediz SÖZÜER 1974, Ankara doğumludur. Gelir İdaresi’nde Gelir Uzmanı olarak görev yapmaktadır. “Olağanüstü Bir Hazinenin Keşif Yolculuğu: Risale-i Nur İzah Metinleri”, yazarın internet ortamında ücretsiz olarak yayınlanmış ve tüm çalışmalarının üzerine bina edildiği temel ve kaynak kitap çalışmasıdır. Deneme mahiyetinde kaleme aldığı Risale-i Nur izah metinleri ve Risalehaber sitesinde makale yazmakla başlayan yolculuğu, Risale Akademi’de sunulmaya başlanan görsel destekli ve akademik temelli “Tabiat Risalesi Açılımları Seminerleri”yle devam etti. Manevî bir ilim hazinesi olan Risale-i Nur eserleri içindeki Kur’ânî hakikatlerin insanlığa mal edilmesinde ve toplum olarak muhtaç olduğumuz zihinsel dönüşümün gerçekleşmesinde önemli bir katkıda bulunma kabiliyetinin bulunduğuna inandığı kitap çalışmasını, hep bir proje kıymetinde gördü. Tamamlanan kitap çalışmasını daha geniş kitlelere ulaştırmak için, bu çalışmanın üzerine bina edilerek hazırlanmış ve “görsel bir kitap” mahiyetindeki “Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı”nı iki haftada bir sürekli bir program olarak vermeye başladı. Ayrıca zaman zaman akademik eğitim faaliyetlerinde de “Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı” ve “Risale-i Nur İzah Çalışmaları” hakkında sunumlar gerçekleştirdi. Bu çalışmalardan haberi olanlardan ciddiyetle istediği ve Risale-i Nur’a gönül vermiş insanlara samimiyetle ifade ettiği şudur: “Kıymetsiz ve önemsiz şahsıma değil, bu çalışmalar vesilesiyle Allah’ın bir nimeti olarak harika bir şekilde ortaya çıkan hakikatlere önem veriniz ve onlara sahip çıkınız. Sizden tek istediğim budur.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s