KEŞİF YOLCULUKLARI: Farklı Mana Açılımlarıyla, İzahlı ve Görsel Destekli Risale-i Nur Eğitim Programı

Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı'nın Bilim Felsefesini Oluşturmaya Katkıda Bulunmayı Hedefleyen Akademik Eğitim Faaliyetleri


Yorum bırakın

M.KEMAL VE İSLAM’A ZARAR VEREN İNKILAP VE İCRAATLARI HAKKINDA

M.KEMAL VE İSLAM’A ZARAR VEREN İNKILAP VE İCRAATLARI HAKKINDA
 
Fikrî ve ilmî kanaat düzeyinde ve hiç kimsenin itiraz edemeyecegi bir mantık kurgusuyla ve düzgün bir üslupla İslam dinine ve Kur’an’a çok ciddî zarar veren icraatların ne derece çirkin, gereksiz ve millete karşı yapılan bir hainlik manasına gelen yanlış uygulamalar olduğunun gösterilerek hakikatlerin ifade edilmesidir:
 
“İnkılablar adı altında yapılan icraatlar ve mahiyetleri ortadadır. Bu icraatların İslam dininin hükümlerine uygun olup olmadığı, imanın gereklerine ters düşüp düşmediği ve dolayısıyla bu uygulamaların dine zarar verip vermediği yönünden incelenmesi ve ele alınması doğru bir yaklaşım olacaktır.
 
Zaten İslamî hassasiyete sahip insanlar, bu tür icraatlara baktıklarında dinen tasvip edemeyecekleri noktaları –eğer varsa- göreceklerdir ve görmelidirler.
 
Aslında burada sorun, yapılan uygulamaları doğru ve güzel işler olarak görülmesidir! Evet, esas mesele bu icraatlerin ne derece çirkin, gereksiz ve millete karşı yapılan bir hainlik manasına gelen yanlış uygulamalar olduğunu göstermektedir. Gerisi çok da önemli değildir.

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Kendi Paranızla Hırsızlık Yapılmasına Razı Olmayın!

Kendi Paranızla Hırsızlık Yapılmasına Razı Olmayın!

Herhangi bir alışverişte KDV fişi almamak aynen şunun gibidir: Siz sokaktan geçen bir insanın cebine para koyup, bir de üstüne hırsızlık yapmasına yardımcı olur musunuz? Elbette kendi paranızla tanımadığınız bir insanın hırsızlık yapmasına razı olmazsınız. İşte fiş almamak bu misalden tamamen farksızdır.

Fişi almadığınız zaman, sizin adınıza devlete ödenecek parayı (verginizi) fişi almadığınız müessesenin sahibine bağışlamış oluyorsunuz. Hem de bir de üstüne kendi paranızla (âdeta cebine para koyar gibi) devletten vergi çalmasına yani hırsızlık etmesine yardımcı olmuş oluyorsunuz. Peki buna razı olur musunuz? Elbette olmazsınız ve olmamalısınız!

Okumaya devam et


Yorum bırakın

İslam Şeriatı Elbise Gibi Değildir!

İslam Şeriatı Elbise Gibi Değildir!

İslam şeriatı elbise gibi değildir, eskise de aynen koruyalım ve öylece tatbik edelim denilsin… Böyle bir şeye ihtiyaç ve gerek yoktur. Çünkü: cild ve deri gibi büyüyen, gelişen ve zamanın şartlarına adapte olabilen dinamik bir yapısı vardır… Temel kaideleri ise ezelden gelip ebede gider ve onlar değişmez…

Okumaya devam et


Yorum bırakın

İdam Cezası Hakkındaki Kanaatimiz

İdam Cezası Hakkındaki Kanaatimiz

Şahsımız adına kısas hükmünü iman itibariyle hak kabul etmekle beraber, (yani idam cezasına temel olarak karşı değiliz) bu cezanın, af ve sulh ile neticelenmesi ilahi vahiyle tavsiye edilmiş olduğunu vurgulamakta büyük fayda var.

Ayrıca böyle bir cezanın uygulanması için gerekli şartların tamamen tahakkuk etmediğine kanaatimiz var. Şöyle ki:

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Kuantum Yaklaşımı ve İlahî Hakikatler Hakkında

Kuantum Yaklaşımı ve İlahî Hakikatler Hakkında

(Tabiat risalesi Açılımları Müzakere Bölümü Notları’ndan)

Soru: Kuantum Yaklaşımı’nı tarif etmek için verilen “basketbol topu misalini”, “ilahî isimlerin tecellileri” ile şahsa özel bir kâinatın yaratılması ve “Herkesin kalbinin itikadına göre farklı bir âlem seyir etmesi” olarak anlayabilir miyiz? “Dolanıklık” kavramının ise Risale-i Nur’da geçen “Eşyanın hakikî hakikatinin esma-i ilahiye olması” ve “Benim mahiyetim bâki bir ismin gölgesi olur daha ölmez” gibi meseleler ile ne derece paralelliği vardır? Kuantum fiziğinin bahsettiğiniz bilimsel yaklaşımları aynı meselelerin farklı şekilde ifade edilmesi değil mi?

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Seminer Videoları: Risale-i Nur Eğitim Programı Ek Bölümler-7

Seminer Videoları: Risale-i Nur Eğitim Programı Ek Bölümler-7

Program içeriği, Risale-i Nur hizmet tarzının korunmasından ne anlaşılması gerektiği, mehdi ve müceddid gönderilmesinin ne demek olduğu, hadislerin değerlendirilmesi, münazara adabı ve akılcı yöntemleri, kuantum yaklaşımının ilahi hakikatlerle ilişkisi, idam cezası, İslam Şeriatı gibi çok önemli konuların ele alındığı 9 adet başlıktan oluşmaktadır.

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Tahdis-i Nimet Olarak Dile Getirmek Arzu Ettiğimiz İlave Bir Tevafuk

Tahdis-i Nimet Olarak Dile Getirmek Arzu Ettiğimiz İlave Bir Tevafuk

Tahdis-i nimet: Nimete hamd ki, ilahî bir emirdir. Hele böyle en ehemmiyetli iman hizmetine dair kanaat veren tevafukları zikretmek hem bir gereklilik, hem de istifade edeceklerin hukukları noktasında bir manevî sorumluluktur.

Şimdi bahsedeceğimiz ilave tevafuktan önce vücuda gelmiş ve Risale-i Nur çalışmalarımızın ve eğitim programımızın makbuliyet işaretleri olduklarına bize ciddî kanaat veren bazı sırlı tevafukları önceden paylaşmıştık. Buna dair parçayı da bu son tevafuğun altına ekliyoruz.

En son tevafuk şudur ki: Biz basit hatta perişan biriyiz fakat şu çalışmaların makbuliyetine son bir işaret daha fark ettik ve pes doğrusu dedik. Şöyle ki, önceden paylaştıklarımıza ilaveten hiç akla gelmeyen tevafuk şudur:

Eğitim programı başlamadan önce, ayrıca ve önceden sunulmuş olan 7 adet Tabiat Risalesi Açılımları seminerleri adedi hariç tutulmak şartıyla, Keşif Yolculukları dersleri en son 26.ders olan Kader Risalesi ile final dersi sunulmuştu. Buna 7 adet Tabiat Risalesi Açılımları seminerleri ilave edildiğinde eğitim programımız, 33 adet ders oluyordu. (Tabiat Risalesi Açılımları seminerleri de eğitim programının içine dahildir ve en önemli kısmıdır.)

Şimdi ise, 7 adet eğitim programı ek bölümüyle birlikte, 26+7=33 adedine başka bir açıdan yine tevafuk etti ve elimizde sunulacak ne varsa hepsini sunduk ve sunum içerikleri de çok yoğundu. Hiç böyle bir aded aklımızda da değildi. Yani zorlasanız bile belki denk düşmeyecek bir şeydi ama böyle denk gelmesi bunun makbuliyet alameti olan bir tevafuk olduğuna ve işlerimizde tesadüfün yeri olmadığına ve hiç layık olmadığımız halde kastî bir surette ikram ve inayet altında istihdam ettirilip hizmette çalıştırıldığımıza kuvvetli ve sağlam bir kanaat veriyor.

Okumaya devam et