İnceleme ve Reddiye Yazısı
Evrimle İlgili Yazımızda Hatalı Mana Verilen Yerlerin Delilli İzahları ve
Tahkik Namına Söylenilen Söz ile Hakikat Namına Söylenilen Söz”ün Ayrılığı
Takdim:
İtiraz ve eleştiriye konu olan yazımız, aşağıda ismi ve adresi verilen yazımızdır. İnceleme ve reddiye içerikli bu yazımızda, evrimle ilgili yazmış olduğumuz yazımıza gelen itirazların tamamına (önce itiraz metni daha sonra cevabının yazılması şeklinde) madde madde delilli olarak cevap verilmiştir. Bu inceleme ve reddiye yazısı, bir yönüyle reddiye, diğer yönüyle bir fikir alışverişi şeklinde, aşağıda A.K. kardeşimizin yazımız hakkında yapmış olduğu itiraz ve çıkarımların yanlışlığını ve uygunsuzluğunu delilli olarak ortaya koymak maksadıyla kaleme alınmıştır. 7 maddelik reddiyenin, her bir maddesinin ilk paragrafı, yapılan itiraz ve eleştirinin metnidir. Sonrasında gelen paragraflar, bizim cevap metnimizdir.
Pdf ve Word Formatında İndirme Adresi:
Bu inceleme ve reddiye yazısı, aşağıdaki adrese “Reddiye Yazısı-Evrimle İlgili Yazımız Hakkında” ismiyle yüklenmiş olup, Pdf ve Word formatında indirilebilir.
(Pdf ve Word Formatında İndirmek İçin Buraya Tıklayın)
Önemli Bilgilendirme: Kendisinin ismini açık olarak da yazabilirdik fakat bunu tercih etmememizin sebebi, toplumumuzda bu türden eleştirilerin yeterince olgun karşılanmaması ve birinin kusurunu deşifre ederek, onu teşhir etmek gibi algılanmasıdır. Kardeşimiz böyle algılamasa da, birilerinin böyle algılamasının önüne geçmek ve kusur teşhiri yapıyormuşuz gibi bir imaj olmaması maksadıyla ve konuyla ilgili kişiler de zaten kendisini biliyor olduklarından ismini A.K. olarak yazmayı uygun gördük.)
Evrimle İlgili ve İtiraza Konu Olan Yazımızla İlgili Kısa ve Önemli Bir Takdim
Evrim Mekanizmaları, Yaratıcıya Olan İhtiyacı Ortadan Kaldırır Mı? (Yazıya Gitmek İçin Buraya Tıklayın)
1- Evrimle ilgili bu yazımızın bir önceki versiyonunun ismi “Doğru Akademik Yaklaşımlarla Ateistik Evrimi Etkisizleştirme Stratejileri” idi. Hatta bunun öncesinde de daha da kısa ama temel mesajı yine içinde barındıran bir ilk versiyon mevcuttu ve bu yazının ismi de “Evrim, Ateizm ve Yaratılış Hakkında Önemli Tespitler” idi. Şimdi ismi değişmiş ve mükemmel derecede gelişmiş, görsel/interaktif formatta yayınlanmış ve görsel destekli seminer videosu eklenmiş güncel versiyonu ise, yukarıda adres ve ismini verdiğimiz yazıdır.
2- Esas itibariyle, bir makale olmaktan çok, konuyu tüm ince detaylarıyla ele alması ve içerdiği kaynak yazı, seminer ve kitap referansları sebebiyle bir inceleme dosyasına dönüşmüş ve konusunda bir temel/kaynak akademik yazı haline gelmiş bu yazımızın güncel versiyonunun, bir akademik inceleme heyeti huzurunda baştan aşağıya okunmasını çok arzu ve tavsiye ederiz. Bilim camiasına yaratılış hakikatini takdim etmekte ve ateizmin bu çürük tuzağı olan evrimi etkisizleştirmekte ne kadar harika, akademik ve etkili bir strateji olduğunun, böylelikle ortaya çıkacağına inanıyoruz.
3- Ayrıca bu yazımız “Bir Yaratıcının Varlığı Düşüncesinin Bilimselliğe Uygunluğu ve Tabiat Kanunları” isimli tebliğimizin 3.bölümü olarak, 1. Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresinde sunulmuş ve daha sonra tebliğimizin tamamı kongre heyeti tarafından Âdem Tatlı başkanlığında tebliğler kitabında tam metin olarak bastırılmıştır. Bahsettiğimiz 3.bölüm “Evrim, Ateizm ve Yaratılış Hakkında Önemli Tespitler” ismiyle takdim edilmiş olup, güncel versiyon yazımızın ana mesajını içinde bulundurmaktadır.
Kongre tebliğ tam metni ve sunum videosunun olduğu adres:
“Bir Yaratıcının Varlığı Düşüncesinin Bilimselliğe Uygunluğu ve Tabiat Kanunları” (Görsel/İnteraktif Yazı) (Yazıya Gitmek İçin Buraya Tıklayın)
4- Ayrıca bu yazımız Zafer Dergisi’nin Şubat 2019 ayı sayısında “Evrim ve yaratıcı” ismiyle, Zafer Bilim Araştırma Kültür Sanat Dergisi’nin yayın kurulunun onayından geçerek, dergi formatına uyarlanmış daha kısa bir versiyon olarak yayınlanmıştır.
Dergide yayınlanan yazının tam metninin ve görsellerinin bulunduğu adres:
(Paylaşıma Gitmek İçin Buraya Tıklayın)
5- İşte, birilerinin “evrim hakkında ileri geri konuşuyor” diye hakkımızda gıybetimizi yaptıkları yazımız, bu düzeyde ve nitelikteki bir akademik yazıdır. Görsel destekli seminer olarak sunulmuş, akademik litaratüre girerek basılmış ve yayınlanmış ve görsel/interaktif versiyon yazı formatında sitemizde hem Türkçe hem de İngilizce olarak yayınlanmıştır. (Maalesef bazı profesörlerin de bu tarz düşük ve çirkin sözlerden etkilendikleri bir vakıadır. Bu tabir kime ait bilemiyorum fakat A.K. kardeşi kastetmiyorum. İsimsiz bir rivayet olarak kulağımıza geldi.)
6- Yazının görsel/interaktif formatında sunulan İngilizce versiyonuna ise aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz:
The Strategies to Neutralize the Atheistic Evolution With Correct Academic Approaches (Yazıya Gitmek İçin Buraya Tıklayın)
Evrimle İlgili Yazımızda Hatalı Mana Verilen Yerlerin Delilli İzahları
Not: 7 maddelik reddiyenin, her bir maddesinin ilk paragrafı, yapılan itiraz ve eleştirinin metnidir. Sonrasında gelen paragraflar, bizim cevap metnimizdir.
Önce yanlış anlaşılan hususlara ve bize gönderilen mail metnine 7 maddede cevap vermeyi tercih ettik. Ancak gerçeğin bütünsel resmi ve neyi hangi gerekçeyle yapıp, ne niçin önem verdiğimiz, daha aşağıdaki detaylı açıklamalarla (“Detaylı Açıklamalar Makamında, Kaynak Niteliğinde Bir Yazı” başlığıyla takdim edilen ve “Tahkik Namına Söylenilen Söz ile Hakikat Namına Söylenilen Söz Ayrıdır!” isimli yazımızda tam manasıyla ortaya çıkacaktır.
1- Yazılarınızdaki: “Evrim varsa bile, bu İslâm’la çelişmez” anlamında ifadeler doğru mu sence?
Bakınız yazımızın “Evrimle İlgili Kategorik Yaklaşımımızın Fikrî Alt Yapısı” başlıklı bölümü nasıl başlıyor?
“Yanlış anlamaları önlemek için başta belirtmek isteriz ki, burada vurgulanan husus, evrimin bir gerçek olması durumunda bile yaratıcı ihtiyacını ortaya kaldırmayacağı ve yaratılışa bir alternatif olamayacağı ve evrimin bir işletim mekanizmasının açıklamasından fazla bir kıymetinin olmadığıdır. (Dikkat ederseniz yazının hiçbir yerinde türler arası geçiş manasındaki evrim, İslamın nakille aktarılan yaratılış kabulleri ile karşılaştırılmıyor. Hatta tek bir İslam kelimesi bile geçmiyor yazıda. Yalnızca ateistik evrim, yaratıcı inancı ve düşüncesi ile karşılaştırılıyor.)
İfadelerde ilk planda yanlış anlaşılabilecek cümleler, sonraki cümle ve cümlelerde açık kapı bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmuştur. Yaratıcıyı reddetmeyen bir evrim yaklaşımını kabul etmeme ve hatta bilimsel nitelikten uzak görme gerekçelerimiz ise, yukarıda adresi verilen kaynak kitabımız Tabiat Risalesi Açılımları içinde detaylı olarak açıklanmıştır. (Bakınız, buradan anlaşılacağı gibi, demek ki, yazının daha ilk giriş kısımlarında bu yönde kaynaklar verilip, gerekli açıklamalar ve yönlendirmeler yapılmış!)
Evrim, canlıların meydana geliş ve işleyiş mekanizmasıdır. Gerçek etki edici bir sebep değildir ve olamaz. Yani canlıların meydana gelmesinde bir evrim mekanizması işliyor olsaydı bile, bu durum yaratıcının gerekliliğinin ortadan kalkmasını netice vermeyecekti. (Soruyoruz, bu ifadeyle kimin hangi nedenle bir problemi olabilir ki?Bu bir hüküm cümlesi değil, bir tahkik cümlesidir. Makamları çok farklıdır bunların. Konuyla ilgili detaylı izahlar, mail çözümlemesinin altındadır.)
Tevhid inancı, mekanizmaların mahiyetinin ne olduğuyla değil işleteninin kim olduğuyla ilgilenen ve böyle yaklaşımları direk olarak muhatap almayan üst bir modeldir.
Kısacası, yaratılışın alternatifi evrim değildir. Yaratılış modeli, eşya ve canlıların (ve canlıların işleyişlerinin ve mekanizmalarının) kim tarafından yapıldığı ve işletildiği sorusuna, evrim ise nasıl ve hangi mekanizmalarla işlediğine cevap verir.”
2- Dinimiz: “İnsanla, maymunun atası ortak değil; insan maymun soyundan/türünden değil” diye bas bas bağırırken; siz: “Evrim, ateizme eşit değil, yaratılışa aykırı değil, yaratılışın karşıt görüşü veya alternatifi değil. “Yaratılış, Evrim teorisini (karşıt görüş anlamında) muhatap almayan üst bir modeldir” demeniz doğru mu sizce?
(Öncelikle ilgili cümlelerinden koparılarak aktarıldığı şekilde: “Evrim, ateizme eşit değil, yaratılışa aykırı değil, yaratılışın karşıt görüşü veya alternatifi değil. “Yaratılış, Evrim teorisini (karşıt görüş anlamında) muhatap almayan üst bir modeldir” dememişiz.
Bakınız hatalı şekilde alıntı yapılarak yüklenen mana ve maksadı çarpıtılan ifadelerin orijinal şekli nasıl? (Nasıl ve hangi manada anlaşıldıysa, öyle aktarılmış olmalı!)
“Evrim, canlıların meydana geliş ve işleyiş mekanizmasıdır. Gerçek etki edici bir sebep değildir ve olamaz. Yani canlıların meydana gelmesinde bir evrim mekanizması işliyor olsaydı bile, bu durum yaratıcının gerekliliğinin ortadan kalkmasını netice vermeyecekti. (Burada geçen “Evrim, canlıların meydana geliş ve işleyiş mekanizmasıdır.” cümlesinin hemen sonrasında gelen ve “bir evrim mekanizması işliyor olsaydı bile” ifadesiyle kurulan cümlenin de teyit etmesi, ispatlaması ile bu cümle; evrimin tabiat içinde işleyen ve gerçek bir varlığı bulunan bir mekanizma olduğunu ifade etmek için değil, evrim teorisi açısından evrim kavramının ne manaya geldiğini ve işlevinin ne olduğunu belirtmek maksadıyla kurulmuş bir cümledir.)
Tevhid inancı, mekanizmaların mahiyetinin ne olduğuyla değil işleteninin kim olduğuyla ilgilenen ve böyle yaklaşımları direk olarak muhatap almayan üst bir modeldir. (Bu cümlelerin devamında gelen cümleler, bu cümlenin gayet doğru bir manayı ifade ettiğini ve hangi maksatla kurulduğunu açık olarak ortaya koymaktadır.)
Kısacası, yaratılışın alternatifi evrim değildir. Yaratılış modeli, eşya ve canlıların (ve canlıların işleyişlerinin ve mekanizmalarının) kim tarafından yapıldığı ve işletildiği sorusuna, evrim ise nasıl ve hangi mekanizmalarla işlediğine cevap verir.”
Yazının sonuç bölümünde de şu ifadeler geçiyor: “Netice olarak: Evrim ne yaratılışın alternatifidir, ne de yaratılış gibi bir üst modelin muhatabıdır. O olsa olsa bir mekanizmadır. Biz de işletim sistemleri yerindeki evrimi karşıt görüş yerine de say(a)mayız. Buna akıl ve bilim izin vermez. Çünkü yaratılış ve tevhid modeli, “işleteni” konu alır, “işletileni ve işleyeni” değil. Dolayısıyla evrim ve yaratılışı karşı karşıya getirmeden ateistik evrimin tesirini ortadan kaldırmak, çok daha uygun ve akıllıcadır.”
Maksad belli, konu belli, çerçeve belli. Burada evrimi bir mekanizma olarak kabul etmek değil, evrim kavramının ancak bir mekanizma konumunda olduğuna dikkat çekilerek, “mekanizmayı işletenin kim olduğu” sorusuna verecek pozisyonda olmadığı ifade ediliyor. Böylece evrim, belli dar bir alana sıkıştırılarak, “yaratılışa ihtiyaç bırakmayan alternatif bir bilim yaklaşımı” makamından azledilerek (düşürülerek), yaratılışa rakip ve alternatiflik dava edemeyeceği ve hakkı olan “işletim mekanizması” seviyesine yerleştirilerek etkisizleştiriyor ve “konu dışı” bırakılıyor. Acaba bu yapılan, yaratıcının varlığını müdafaa etmek noktasında, büyük bir zafer ve hizmet değilse nedir, soruyoruz!
Eleştirilen ifadelerin geçtiği yerde ele alınan konu ve maksad, İslam dini kaynaklarında, yaratılışın nasıl gerçekleştiği ile ilgili tasvirleri aktarmak ve anlatmak değil! Burada bir çözümleme ve kategorileştirme yapılıyor. Ve çok temel bir esas ve gayet önemli bir yaklaşım ortaya koyuluyor. Aslında bu eleştirilen ifadelerin hemen ardından gelen cümleler gerekli izah ve cevabı kendileri veriyorlar. İşte buyrun:
“Meselenin özü şudur: Kur’ân’ın esas maksadı, yaratıcıyı ve sanatkârı ders vermek ve eşyanın intizamından onun varlığına delil getirmektir. Bu noktaya intikal etmek önemlidir. Kur’ân’ın ilgilendiği bakış açısı budur. Gerisi maksada zarar vermeyen teferruatlar hükmündedir.
Öyle olmuş ya da böyle olmuş, bu bilimin sahasıdır. Kur’ân, bu konuda tamamen serbest bir alan bırakıyor. “Siz araştırın, bunu siz öğrenin” diyor ve buna hararetle teşvik de ediyor. Ama süreci ve işleyiş şekilleri ne olursa olsun, nasıl bir tarzda meydana gelirse gelsin, şu intizama muhakkak dikkat etmemizi, o vesileyle yaratıcının varlığına ulaşmamızı istiyor. Çünkü intizam değişmiyor, ortada duruyor. Önemli olan da bunu fark etmemiz. Kur’ân da bu intizamı ders veriyor.
Evrim mi, bilim mi, tabiat mı, çoklu evrenler mi, yoksa yaratıcı mı? Böyle bir ikileme, böyle bir ayrıma, aralarında tercihte bulunmaya gerek yok ki. Hepsi bir arada çalışıyor zaten! Mekanizma tek! Bir uçağı termodinamik kanunundan ayıramazsınız, ayrı düşünemezsiniz. Bizim itiraz ettiğimiz nokta, neden o uçağın mühendisinin hesaba katılmadığıdır. Bütün derdimiz budur.”
Risale-i Nur’da da aynı önemli noktaya şu şekilde vurgu yapılmıştır:
“Güneşe der: “Döner bir siracdır, bir lâmbadır.” Zira Güneşten, Güneş için, mahiyeti için bahsetmiyor. Belki bir nevi intizamın zenbereği ve nizamın merkezi olduğundan, intizam ve nizam ise Sâni’in âyine-i marifeti olduğundan bahsediyor. Evet der: اَلشَّمْسُ “Güneş döner.” Bu döner tabiriyle; kış yaz, gece gündüzün deveranındaki muntazam tasarrufat-ı kudreti ihtar ile azamet-i Sâni’i ifham eder. İşte bu dönmek hakikatı ne olursa olsun, maksud olan ve hem mensuc, hem meşhud olan intizama tesir etmez. Sözler ( 244 )”
3- Yani: Rabbimiz “Yaratılış üstkonusunda”; insanı nasıl yarattığı konularında; bize bilgi vermemiş mi sizce? Kur’an- Hadis okurke; başta Sahabe Efendilerimiz (R.T.Â.E.) olmak üzere; Tabiin, Tebe-i Tabiin; 1450 senelik İslâm Tarihinde tüm müslümanlar; insanın yaratılışını yanlış mı anlamış sizce!? Anadili Arapça olanlar, Hadis Alimleri vs. kimse, farketmemiş mi, bu âyetlerin sembolik olduğunu!? Siz bu Âyet ve Hadislerin, sembolik ve temsilî olduğunu mu düşünüyorsunuz? Sarih olarak “Evrim” aleyhine olan, Âyet ve Hadislerin?
(Bu yöndeki kanaatlerimizin ne olduğunun cevabı, yazımızda kaynaklarıyla verilmiş olduğundan ayrıca cevaba gerek yok. Fakat yazımızın hemen başına yerleştirilen şu ifadeleri aşağıya aktarmak isteriz:
“Evrimi yaratılışın alternatifi, karşıt görüşü ve rakibi olarak görerek, doğrudan reddetmeli miyiz? Yoksa farklı kategoride olan meseleleri doğru yerlerine yerleştirip, meselenin inceliklerini ortaya koyan akademik bir yaklaşımı mı esas almalıyız? Evrimi doğru görmekle ilgisi olmayan böyle bir yaklaşımla, ateistik evrimin gerçek mahiyeti deşifre edilip, etkisizleştirilebilir mi? Bu soruların cevaplarını bulacağınız yazımızın, evrim lehinde veya aleyhinde değil, sadece akademik ve kategorik bir değerlendirme olarak görülmesi uygun olacaktır. Evrimin gerçek bile olsa, ancak canlı oluşumunun bir mekanizması olabileceğini, yaratıcının varlığına alternatif olamayacağını açıkça ortaya koyarak, devamını yazımıza havale ediyoruz. (Dikkat edilsin lütfen, doğruluğu ve gerçekliği kabul edilmiyor ve ilerleyen paragraflarda neden reddedildiğinin gerekçelerine ait kaynaklar veriliyor!)
Yazımıza başlamadan önce önemli bir not: Evrimin yaratılışa hiç bir durumda alternatif olamayacağının açıkça ortaya koyulması, evrimi çürütme çabalarından daha anlamlı, önemli ve etkili bir stratejidir. Aşağıda detaylarıyla ortaya koyacağımız bu tarzın daha stratejik ve akademik açıdan daha uygun olacağı kanaatindeyiz. Bu evrime hak vermek ve evrimi doğru görmek demek değildir. Hatta hiçbir ilgisi yoktur. Farklı kategoride olan meseleleri doğru yerlerine yerleştirip, örneğin ateistik evrimin gerçek mahiyetinin ne olduğunu deşifre edip etkisizleştirmektir. Evrimin yaratılışa hiç bir durumda alternatif olamayacağının açıkça ortaya koyan bir çözümleme yapılması, tam yerinde ve çok gereklidir. Aynen “zerrelere havale edilmesi için her birinin ilahlık özelliğine sahip olması gerektiği”nin ifade edilmesinin tam yerinde ve gerekli olduğu gibi. Aynı mantığı ateizme alet olarak kullanılan çoklu evrenler hakkında da kullanmıştık. Burada da aynı. Bu soruyu sormaktan çekinmemek lazım ki hakikat ortaya çıksın. “Evrim gerçek olunca ne oluyor?” “Yaratıcıya olan ihtiyaç ortadan mı kalkıyor?” Bunun deşifre edilmesi çok önemli çünkü bazıları “Evrim yaratıcıya olan ihtiyacı ortadan kaldırdı” diyor. Mantıki çözümlemelerde sonuca varabilmek için muhtemel alternatifleri ve bunların gerektirdiği zarurî durumları açıkça ortaya koymak şarttır ki, bundan hakikat ortaya çıksın.”
4- Evrimciler size dese: “Tamam biz herşeyi Allah’ın yarattığını kabul ettik. Siz de, insanın maymun soyundan geldiğini kabul edin. İnsan’ın; Âdem’le başlayan, ayrı bir tür olmadığını kabul edin!” Bunu kabul edecek misiniz?! Evrimciler, “yaratılış”ı kabul etseler; sizin “evrim”le bir probleminiz kalmayacak mı!? Sizin bu “Evrim”i, İslâm’la barıştırma çabanız; “Evrim varsa bile İslâm’la, yaratılışla çelişmez” demeniz; doğru mu sizce? Bu iddiayı ispatladıktan sonraki amacınız: Adem abilerin “Yaratılış” yerine “Evrim Kongreleri” mi düzenlemesini istiyorsun!? Müslümanların, “Evrim”e karşı çıkmamalarını mı istiyorsun!? Evrim’e sahip çıkmalarını ve “Evrim”i, yaratılışın bir çeşidi olarak, sunulmasını mı istiyorsun!?
(Cevabı verilmiş ve hatası, artık ortada açıkça görülebilen bu sorulara cevap vermeye lüzum görmüyoruz! Belki şunu aktarmakta fayda var. İşte yazımızın ilk paragrafı şöyle başlıyor:
“Yazımızda ateistik evrimin dışındaki iki gruptan biri olan ve “evrimi yaratıcının inşa mekanizması gören” ve ikinci grup olan ve “biz sadece süreçlerle ilgiliyiz, yaratıcı bizim konumuzun dışındadır, onunla ilgilenmiyoruz” diyenlere karşı nasıl tavır alınması gerektiğini çözümlüyoruz. Bu belirleyici tavrımız ve diğer tespitlerimiz, ateistik evrimi derhal etkisizleştirip “konu dışı” bırakmaktadır. Sunumumuzun hedefi çok açıktır: Ateistik evrimi temelinden söküp atmak…”
Yazının kapanış cümlelerini de buraya alıyoruz: “Netice olarak: Evrim ne yaratılışın alternatifidir, ne de yaratılış gibi bir üst modelin muhatabıdır. O olsa olsa bir mekanizmadır. Biz de işletim sistemleri yerindeki evrimi karşıt görüş yerine de say(a)mayız. Buna akıl ve bilim izin vermez. Çünkü yaratılış ve tevhid modeli, “işleteni” konu alır, “işletileni ve işleyeni” değil. Dolayısıyla evrim ve yaratılışı karşı karşıya getirmeden ateistik evrimin tesirini ortadan kaldırmak, çok daha uygun ve akıllıcadır. Açıkça görüldü ki, evrimi kabul edenleri de, evrimi de kategorilere ayırmalıyız. Ayrıca ateistik evrimin kendisini de doğru kategoriye yerleştirmeli ve mahiyetini deşifre etmeliyiz ki, hem zararını ortadan kaldıralım ve etkisizleştirelim, hem de bilim camiasıyla sorun yaşamayalım.”
Görüldüğü gibi maksad, konu ve benimsenen yaklaşımın gerekçeleri hiçbir şüpheye yer bırakmayacak ve açık kapı bırakmayacak kadar kesin ve net olarak ortada görünüyor!
5- Sizin bu “ateizm’den ayıklanmış evrim” dediğiniz; “DEİZM’le çelişmez sadece! İslâm’la ise; hem çelişir ve hem de çatışır! “Deistler”, zaten “ateist” olmadıkları için, onlara uyar bu “yaratılışın evrimsel sebep-sonuç mekanizmaları.”
“Elbette, ilk başta öyledir. Fakat, hep öyle kalacak değil ya! Hem kalmamış zaten! Böyle bir yöntemin takip edilmesinin yegâne sebebi, evrimin gerçek bile olsa, yaratıcının varlığına alternatif olamayacağının çarpıcı ve etkili bir şekilde ortaya koyulmasıdır! Hem daha yazının başında “yaratıcıyı reddetmeyen bir evrim yaklaşımını kabul etmeme ve hatta bilimsel nitelikten uzak görme gerekçelerimiz”in bulunduğu kaynaklara yönlendirip demişiz ki:
“Türlerin birbirinden meydana gelmesi düşüncesinin (bir yaratıcının varlığının kabul edildiği durumdaki) uygunsuzluğu hakkındaki çıkarımlarımızın bir kısmına değinmiş olduk. Yazımızın daha da fazla uzamaması için bu konudaki çok parlak ve sağlam diğer bir delilimizi buraya alamayacağız. Fakat bununla ilgili yukarıda adresini verdiğimiz “2. Uluslararası Yaratılış Kongresi Tebliği: Her Şey İlahi Kudretle Nasıl Meydana Geliyor” isimli yazımızı kaynak olarak veriyoruz. Bu yazıda Darwin’in “Türlerin Kökeni” isimli meşhur kitabının “Teorinin Zorlukları” bölümünden yaptığımız alıntı hakkındaki çözümlemelerimizi, yazının tamamıyla birlikte okumanıza havale ediyoruz. Bu bölüm konuyla ilgili başkaca bir delile ihtiyaç bırakmayacak kadar kapsamlı ve mantık kurgusu çok sağlam olan detaylı bir inceleme içerdiğinden mutlaka okumanızı arzu ve tavsiye ediyoruz.”
Şimdi bu cümleleri kurmuş ve böyle kaynaklara yönlendirip (bu kaynaklar da kendi kaleme almış olduğu metinlerdir!) ve bunların “mutlaka okunması için tavsiyede” bulunmuş birisine böyle sorular sormak doğru mudur, yakışık alır mı, insaf ve hakperestlik buna izin verir mi diye biz de soruyoruz!
6- Kaldı ki “mekanizma” kavramı da, “İslâmî” bir kavram değil. Sen de “Rabbimiz’den ayrı ve bağımsız, otomatik bir bilgisayar veya bilgisayar programı gibi çalışan; mekanik-otomatik evren” fikrine karşısın zaten yazılarında! Yani: Herbirşeyi Rabbimiz var ediyor ve ayrıca varlıkta tutuyor ve ayrıca hareket ettiriyor. “Otomatik bir Makina ve Mekanizma ve Bilgisayar” gibi yaratmamış evreni! Yani: Bırak “evrim”i; “mekanizma” düşüncesi, “mekanizma” kavramı bile; İslâm’la ve Rabbimiz’in yaratma biçimi ve yaratılışla çelişiyor! Aslında, bunu sen de biliyorsun!
Yukarıda cevabı verilmiş bir sorudur. Fakat herhalde vurgulamakta fayda var: “Evrim, canlıların meydana geliş ve işleyiş mekanizmasıdır.” cümlesinin hemen sonrasında gelen ve “bir evrim mekanizması işliyor olsaydı bile” ifadesiyle kurulan cümlenin de teyit etmesi, ispatlaması ile bu cümle; evrimin tabiat içinde işleyen ve gerçek bir varlığı bulunan bir mekanizma olduğunu ifade etmek için değil, evrim teorisi açısından evrim kavramının ne manaya geldiğini ve işlevinin ne olduğunu belirtmek maksadıyla kurulmuş bir cümledir.
Ayrıca yazımızın girişindeki şu ifadelere ve verilen üç önemli kaynak yazıya lütfen dikkat ediniz!
“Hem bu saded harici ama önemli konunun detaylarını, hem de gerek evrimin, gerekse tabiat kanunlarının eşya ve canlıların oluşumunda gerçek bir etki edici sebep ve açıklama olamayacakları hakkındaki önemli tespitleri sitemizin ana sayfasında seçme yazılar arasında yer alan şu üç kaynak yazıda bulabilirsiniz.
* Evrim ve Kur’ân Mucizeleri Üzerine Bilimsel Bulgular Hakkında
* Tabiat Kanunlarına Yaklaşım
* 2. Uluslararası Yaratılış Kongresi Tebliğimiz: Tabiattaki Maddî Sebeplerin Bir Araya Gelerek Canlıları Oluşturması Mümkün Müdür?”
Şimdi soruyoruz: Daha ne olsun? Acaba memnun olunması ve itiraz edilmemesini sağlamak için acaba daha ne yapabiliriz? (Kaldı ki bu yazının konu ve maksadı belli. İnceleme konusunun dışında olduğu için bunların hiçbirine yer vermeyebilirdik ve bu durumda da yazımız hiçbir itirazı hak etmezdi!)
7- “Evrim”, bize paket olarak sunuluyor. İçinde sadece “yaratılış yok, Tanrı yok” iddiâsı barındırmıyor ki veya böyle yorumlanmıyor ki! “İnsanın, maymunla ortak atadan geldiği” gibi başka iddiâlar da var bu Evrim Paketinde! Âdem-Havva’nın, geçek olmadığı gibi şeyler de var bu pakette! “Evrim”i, İslâm’la barıştırma veya İslâm’ın, Evrim’le çelişmediğini ispata neden yöneldin bilmiyorum! Bence ana konuna dönsen daha iyi olur kanâatindeyim, hattâ inancındayım. Metod olarak: “Evrim”in doğruluk – yanlışlığını; “Biyoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik” gibi, ihtisas alanlarına bırakmak daha doğru bence; usül ve kategori hatası yapmamak bâbında yani.
Önce şu “Evrim”i, İslâm’la barıştırma veya İslâm’ın, Evrim’le çelişmediğini ispata neden yöneldin bilmiyorum!” cümlesine cevap verelim kısaca: Bu iddia, sadece gerçek bir asla ve hakikate dayanmayan, kuruntudan ve uydurma bir iftiradan ibaret, yakışıksız ve haksız bir cümledir. Biz hiçbir yerde böyle cümleler kullanmamışız.
Bizim söylediğimiz ve vurgu yaptığımız sadece şudur: Evrim, bir yaratıcı fikrine olan ihtiyacı ortadan kaldıramaz! Bunun anlaşılmasının, ateistik evrimin etkisizleştirerek, bir yaratıcının fikrine verdiği zararı ortadan kaldıracağına inanıyoruz. Evrimi kategorilere ayırarak incelememizin de yegâne maksad ve sebebi, bir yaratıcının varlığını kabul eden evrim yaklaşımını kabul etmemiz değildir! Buna dair kabul etmeme gerekçelerinin bulunduğu kaynaklara yönlendiren birinin, herhalde başka bir maksadı vardır değil mi? Hem de maksadımızı ortaya da koymuşuz. Ortada bırakmamışız. Bakınız diğer söylediklerinize de parlak bir cevap teşkil eden ve yazımızda yer verilen nasıl incelikli çözümlemeler yapılmış, görün ve cevabınızı alın!
“Evrim ve evrim taraftarı olan fikirler temel olarak iki kısma ayrılır:
1- Evrimi sadece canlı oluşumunun bir mekanizması olarak takdim eden yaklaşım.
Bu birinci kısım da iki kısma ayrılır:
* Evrimi yaratıcının bir ilahî mekanizması olan görenler.
* Yaratıcıyı araştırma konuları dışında görüp ilgilenmeyenler ve “biz sadece doğal süreçleri konu alıyoruz” diyenler.
2- Evrim mekanizmalarının bir yaratıcıya ihtiyaç olmadan kendi kendine çalıştığını iddia eden ve evrimi canlıların gerçek açıklaması olarak gören ateistik evrim.
Bu temel sınıflandırma dışında evrim tabiriyle birçok farklı şeyin kastedildiği bilgisini de vermek gerekir. Esas itibariyle canlıların meydana gelme ve birbirlerinden türemelerinin adı olan evrim tabiri, kurgusal bir görüştür. Fakat bu görüş sahiplerinin fikirlerini bilimsel gerçek olarak gösterme gayretlerinin bir sonucu olarak; canlıların hayat süreleri içinde geçirmiş oldukları süreçleri, değişimleri, oluşumları, başkalaşmaları da “evrim” olarak nitelendirmişlerdir. (ki bunlar teori değil, kanundur, gözle görülen somut gerçekliklerdir)
Bunu yaptıktan sonra gayet rahat bir biçimde her şeye evrim demek ve “evrim göz önünde görülen bilimsel bir gerçektir” sözünü söylemek kolaylaşmıştır. Hâlbuki tekâmül (gelişim) veya bir canlının hayat tavırlarında geçirdiği değişimleri gösterip de bunu en genel manada evrimin bilimsel delili olarak sunmak, bir aldatmaca ve sahtekârlıktan ibarettir. Biz evrim tabiriyle sadece ve sadece “canlıların meydana gelme ve birbirlerinden türemeleri” manasını kastediyoruz. (Birileri böyle bir kasıt olmadan evrim tabirini kullanabilir, böyle birine sözümüz ve onunla hiçbir meselemiz yoktur.)
Şimdi size yukarıda ana hatlarıyla sunduğumuz kategorik yaklaşımın, bilim felsefesi niteliğindeki fikrî alt yapısını sunacağız. Eğer bu aşağıdaki fikrî alt yapıyı tam anlarsanız ve karşınızdaki evrim taraftarı muhatabınıza da tam anlatıp ona göre konuşursanız, hiç kimseyle bir probleminiz olmaz ve ateistik evrimin zararını etkisiz hale getirerek kolayca yok edersiniz. Çünkü evrimi yaratılışın alternatifi olarak görmüyorsunuz. Ateistik evrimi reddediyorsunuz sadece. Yaratıcının varlığını kabul eden ve evrimi yaratılışın bir mekanizması olarak gören yaklaşıma karşı ise akademik manada kabul etmeme gerekçelerinizi ifade edersiniz. Olur biter.
Ve burada özellikle şu kısım muhataplarınız çok önemli: Evrimi sadece canlı oluşumunun bir mekanizması olarak takdim eden ve gerçek etki edici sebep olarak sunmayan ve “biz işleyicinin kim olduğuyla ilgilenmiyoruz, bu bizim konumuzun dışındadır, biz süreçle ilgiliyiz” diyenler. İşte bu kişilere ise “tamamdır, bizim sizinle hiçbir meselemiz yoktur, siz bize biz size ilişmeyiz ve ilişmemeliyiz. Çalışma ve araştırmalarınıza devam edin ve bir şey bulursanız bize de haber verin!” demekle yetiniriz o kadar!
Son olarak, “Bence ana konuna dönsen daha iyi olur kanâatindeyim, hattâ inancındayım.” sözüne karşılık olarak şunu açıklamamız zarurî görünüyor:
Üzerinde halen çalışmaya devam ettiğimiz bir akademik eğitim faaliyeti çalışmamız var. Tam 7 yıldır geceli-gündüzlü devam eden yoğun çalışmaların bir meyvesi olarak ortaya çıkan ortaya çıkan tablo şöyle: 2000 görsel ve 170 video kullanılan, devasa ve muhteşem bir çalışma, dünyada alanında bir ilk ve bambaşka bir deneyim. Metin ve görsel/interaktif, Türkçe ve İngilizce olarak dört ayrı versiyonda sunulan 12 küçük kitap (yani 48 küçük ve 4 büyük kitaptan oluşan toplam 52 adetlik kitap seti) ve 688 sayfalık temel/kaynak eğitim kitabı ve 1479 sayfalık Görsel/İnteraktif Versiyonu.
Şimdi bu evrimle ilgili olarak 7 sene zarfında 2-3 adet yazı yazılmış. Aslında tek bir yazının zaman içinde gelişmiş ve güncellenmiş halinden ibaret ve konunun önemine binaen ihmal edilmemiş bu yoğun çalışmalar arasında zaman ayrılarak ve emek haracanarak, kafa yorularak hazırlanmış ve bilim camiamıza ve insanlarımıza evrim hakkında doğru akademik yaklaşımlar ve etkili, müspet mücadele yöntemleri kazandırmak maksadıyla kaleme alınmış tek bir temel/kaynak niteliğindeki akademik makale! Herhalde bu tek yazıyı da bize çok görmemek lazım ve kimsenin de böyle kaynak yazıyı hazırladık diye teşekkür etmek ve minnettar olmak yerine “kendi vazifeni ihmal etme! Bu işlerle uğraşma!” deme hakkını kendinde görmemesi lazımdır diye düşünüyoruz!
Detaylı Açıklamalar Makamında, Kaynak Niteliğinde Bir Yazı
Aşağıdaki parça, yazımızın başında, sonradan yer vereceğimizi ifade ettiğimiz detaylı açıklamaları ve sahip olunması gerekli temel yaklaşımları ortaya koyan, önemli tespitlerle dolu bir yazıdır. Özellikle akademik camiada bile sıklıkla düşülen hata ve yanılgılar ve akademik yaklaşıma uygun düşmeyen anlayışlar eleştirilmiş ve doğru yaklaşımın nasıl olması gerektiği izah edilmeye çalışılmıştır.
Tahkik Namına Söylenilen Söz İle Hakikat Namına Söylenilen Söz Ayrıdır!
Her Birinin Kendi Makamında Hakkı ve Yeri Vardır, Karıştırmamak Gerekli ve Şarttır.
Akademik camianın, eğitimcilerin ve özellikle Risale-i Nur’u çok okuyup anladığını düşünen (bazı) kardeşlerimizin özellikle dikkatlerine arz edilir ve kulakları çınlatılır. (Sözümüz tahkik mesleği ile hakikat mesleğinin makamlarını karıştıranlaradır.)
“Elhasıl, buraya kadar tahkik namına ve hasmı ilzam hesabına idi. Bundan sonraki cümleler hakikat namına ve iman hesabınadır. Evet, tahkik öyle dedi; hakikat ise diyor ki:” RNK-Mektubat/300 (Şakk-ı kamer Risalesi)
Evet, akademik hassasiyet ve tahkik mesleğinin yaklaşımı böyle olmalıdır. Mantıki çözümlemelerde sonuca varabilmek için muhtemel alternatifleri ve bunların gerektirdiği zarurî durumları açıkça ortaya koymak şarttır ki, bundan hakikat ortaya çıksın. Diğer taraftan, bir eseri okuyup geçmek başka, anlamak başka, gerçekten inceliklerini fark ederek, ruhuna ve mantığına nüfuz ederek, hangi tabirin neden öyle kullanıldığını, hangi cümlenin ne sebeple öyle kurulduğunu ve hangi sözün ne maksatla öyle söylendiğini anlamak ve o mantığı kendi hayatında tatbik ederek, söz ve yazılarında kullanmak ve aynı mantığın ve gerekçelerin lüzumlu ve zorunlu kıldığı, zamanın ihtiyacına uygun yeni tedbirlere ve yöntemlere başvurmak bambaşka bir mertebedir. İşte bu paylaşımda bunu göreceksiniz. Buyurun lütfen.
Evet, ne yazık ki bir çok kişi bahsettiğimiz ayrımdan (hatta profesör düzeyinde bile) habersiz. Öyle ki bir akademik yazımızda tahkik namına ifade ettiğimiz şu ifadeler,
“Evrim, canlıların ‘meydana geliş ve işleyiş mekanizmaları’ noktasında (kurgusal nitelik arz eden ve bilimsel bir teoriden çok bir bilim kurgu hikayesi niteliğindeki) alternatif bir teoridir. Mekanizmanın ise şu veya bu olması, meydana gelen canlının bir yaratıcısının olup olmaması veya tesadüfen oluşup oluşmadığı konusunda bağımsız bir değişkendir. Yani yaratıcı, canlıları yaratırken evrim mekanizmasını kullanarak yaratmış da olabilir. Öncelikle bunu ortaya koymak gerekiyor.”
Bu ifadelerimizde büyük harfle yazılı yer mahsurlu görüldü ve mecburen “canlıların meydana gelmesinde bir evrim mekanizması işliyor olsaydı bile, bu durum yaratıcının gerekliliğinin ortadan kalkmasını netice vermeyecekti.” şeklinde değiştirdik.
Başka bir örnek. Buyrun:
“Bilimsel amaca uygun değildir bir tanrıyı düşünmek. O ihtimali düşünmek bile bilimselliğe yakışmaz.” deniliyor. Peki neden? Şu önümüzdeki bilgisayarın, “görmediğimiz bir bilgisayar mühendisi” tarafından ya da “detay özelliklerini bilmediğimiz bir fabrika” tarafından üretildiğini düşünmek, bilimselliğe hangi nedenle aykırıdır?
Böyle bir kuralı dayatmak, bilim yaptığını iddia eden hiç kimsenin haddi değildir ve olamaz. Yaratıcının varlığı ihtimali karşısında böyle bir kural olacak şey midir? Bunun adına nasıl “bilimsel düşünce tekniği” denilebilir? Bu tamamen bilim dışı bir düşünce tekniğidir. Bilimsel düşünceye asıl uygun olmayan tavır, yaratıcının olabilirliği ihtimaline karşılık, kesinlikle yokmuş gibi davranmak, bütün kural ve kaidelerini bu hata kabul üzerine bina etmek, kâinatın bütün işleyişini yaratıcı yokmuş gibi anlatmak ve öyle yorumlamak, bir yaratıcının varlığı fikrinden bile rahatsız olmaktır.”
İşte yine yukarıda büyük harflerle yazılı ifadelerimizin editör tarafından “Yaratıcının varlığı karşısında böyle bir kural olacak şey midir?” şeklinde güya düzeltilmiştir!
Halbuki bu makama uygun olan tahkik hesabına söylenmiş olan “Yaratıcının ihtimali karşısında” ifadeleridir.
Bir başka örnek. Tabiat Risalesi’nde eşyanın meydana gelme ihtimalleri sıralanır hatırlarsanız. Maddi sebepler, tabiat ve kendi kendine ihtimallerine ilave olarak dördüncü bir şık olarak yaratıcı denilir. İşte bu tahkik namına söylenmiş cümlelerdir ve böyle kurulmalıdırlar. Yoksa daha baştan, tahkik esnasında “Eşya Allah tarafından yaratılmıştır, bu düşünceler batıldır!” denilse uygun düşmeyecektir.
Diğer bir örnek ve tespit: (Temel/kaynak kitabımızda yer alan bir açıklamadır)
“Kitabımızdaki tahlillerde ‘oluşum’ gibi faili meçhul ifadelerin ‘yaratılış’ gibi faili mevcud ifadelere (bazen) tercih edilmesi hakkında önemli bir bilgilendirme:
İlmî, akademik bir inceleme ve tahlil yapılırken önyargılı bir inceleme tarzından kurtarmak için, bu tarz bir kullanım çok daha uygun olabilmektedir. Bir hüküm koymakla ilgisiz bir biçimde, tahkik ve araştırma adına söylenilen söz ile, hakikat namına söylenilen sözü birbirinden ayırmak gereklidir.
Ayrıca yaratıcının varlığını kabul eden bir yaklaşımla hazırlanacak kitaplarda her durum için faili mevcut ifadelerin kullanılmasının şart koşulması, kanaatimizce uygun değildir.
(Nasıl ki en dindar insan dahi günlük kullanımda “yağmur yağıyor” der, “yağdırılıyor” demez ve demesi de sebepler dairesinde yaşadığımız için gerekli ve farz değildir.)”
Ve son olarak, bahsettiğimiz tahkik hesabına söz söylemenin ve hakikati bu suretle açığa çıkarmanın en parlak bir örneği işte bu aşağıdaki yazıdır:
Evrim Mekanizmaları, Yaratıcıya Olan İhtiyacı Ortadan Kaldırır Mı? (Yazıya Gitmek İçin Buraya Tıklayın)
Konuyla ilgili size fikir verecek ve “Yazımıza başlamadan önce önemli bir not” başlıklı parçayı buraya da alalım ve gerisini yazıyı dikkatle okumanıza havale edelim.
“Evrimin yaratılışa hiçbir durumda alternatif olamayacağının açıkça ortaya koyulması, evrimi çürütme çabalarından daha anlamlı, önemli ve etkili bir stratejidir. Aşağıda detaylarıyla ortaya koyacağımız bu tarzın daha stratejik ve akademik açıdan daha uygun olacağı kanaatindeyiz.
Bu evrime hak vermek ve evrimi doğru görmek demek değildir. Hatta hiçbir ilgisi yoktur. Farklı kategoride olan meseleleri doğru yerlerine yerleştirip, örneğin ateistik evrimin gerçek mahiyetinin ne olduğunu deşifre edip etkisizleştirmektir.
Bu çok etkili yöntemimizin, özellikle bir yaratıcının varlığına inanan insanlarca (hatta ne yazık ki akademik camia tarafından da) tam olarak anlaşılmadığı kanaatindeyiz. Hâlbuki evrim savunucularının bahsedeceğimiz bu çok etkili yöntemi ustalıkla kullandıklarını da belirtelim. Dini ve yaratıcıyı bilimin konusu dışında ve bilimsel çalışmaya uygunluğu olmayan bir alan olarak gösteriyorlar ve yaratılış fikrini etkisizleştiriyorlar. Peki neden biz onların silahıyla silahlanmayalım?
Evrimin yaratılışa hiç bir durumda alternatif olamayacağının açıkça ortaya koyan bir çözümleme yapılması, tam yerinde ve çok gereklidir.
Aynen “zerrelere havale edilmesi için her birinin ilahlık özelliğine sahip olması gerektiği”nin ifade edilmesinin tam yerinde ve gerekli olduğu gibi. Aynı mantığı ateizme alet olarak kullanılan çoklu evrenler hakkında da kullanmıştık. Burada da aynı.
Bu soruyu sormaktan çekinmemek lazım ki hakikat ortaya çıksın. “Evrim gerçek olunca ne oluyor?” “Yaratıcıya olan ihtiyaç ortadan mı kalkıyor?” Bunun deşifre edilmesi çok önemli çünkü bazıları “Evrim yaratıcıya olan ihtiyacı ortadan kaldırdı” diyor.
Mantıki çözümlemelerde sonuca varabilmek için muhtemel alternatifleri ve bunların gerektirdiği zarurî durumları açıkça ortaya koymak şarttır ki, bundan hakikat ortaya çıksın.”

Geri bildirim: Evrimi Ateizm İle Eşdeğer Olarak Görüp Göstermenin Bedeli Ağırdır | KEŞİF YOLCULUKLARI: Farklı Mana Açılımlarıyla, İzahlı ve Görsel Destekli Risale-i Nur Eğitim Programı