KEŞİF YOLCULUKLARI: Farklı Mana Açılımlarıyla, İzahlı ve Görsel Destekli Risale-i Nur Eğitim Programı

Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı'nın Bilim Felsefesini Oluşturmaya Katkıda Bulunmayı Hedefleyen Akademik Eğitim Faaliyetleri

Allah İnancı Geri Kalmanın mı Yoksa Sonsuz Bir Gelişme Ufkunun mu Sebebidir?

Yorum bırakın

Allah İnancı Geri Kalmanın mı Yoksa Sonsuz Bir Gelişme Ufkunun mu Sebebidir?

Bir kardeşimiz şöyle bir soru sordu:

“Selamun aleykum hocam. Kitabınızda geçiyor da benim mi dikkatimden kaçtı ama zihnimi uzun zamandır kurcalayan bir soru var sizin de görüşünüzü ya da varsa bir yazınızı almak istedim. Şimdi biz kainatta bir nedensellik hakiki manada yok, Allah sebepleri perde ediyor diyoruz. Yani her oluşu Allah yaratıyor, yaratma adeti değişmiyor. Şimdi bu anlayışın bilimde ilerlemeye engel olacağı söylenir. Çünkü senin merakının önünü kapatır. Bir olaya neden diye soramazsın. Tıkandigin yerde Allah yapıyor dersin. Ama nedensellik gözüyle bakınca biz bir sorununun çözümünde çaresiz kalınca Allah’a atıf yapmıyoruz. Merakımız devam ediyor. Ve biz bunu araştırırken aslında evrenin kanunlarını kesfediyoruz. Keşfedince füze yapmayı öğreniyoruz. Uzaya çıkmayı öğreniyoruz. Uzay mekiği üretirken mikro dalga fırın yapmayı keşfediyoruz vb. Biz kainata bakınca bu nasıl oldu sorularında her cevapsız kaldığımızda Allah’a sığındığımız için bilimde geri kaldık çünkü merakımız kalmadı. İbn-i Rüşd de Gazali’nin bu nedensellik reddine bakınca “bu düşünceden medeniyet çıkmaz!” demiş. Bir de müslüman bilim adamı diye tarif ettiğiniz kişiler de çoğunlukla nedenselliği kabul eden mutezile zihniyetinde bilim insanları. Ehli sünnetin bir itikadına uyup da bilimde önemli buluşlar yapabilmiş bir müslüman bilim insanı bulmak zor diyorlar.  Siz ne düşünürsünüz. Bediüzzaman da bilim ile dini birleştirmeye çalışmış ama bu itikat ile bilimde kısır çalışmalar yapılabilir deniyor”

Cevabımız:

“Bir soru münasebetiyle irticalen geliştirdiğimiz kısa bir cevap var. Göndereyim hemen. Bu cevabı ben de bir defa daha izledim. Kısa olmasına rağmen yeterince detaylı ve doyurucu bir cevap olmuş. Sizin aktardığınız iddiaları alıp çöpe atan ve işin aslında tam tersinin doğru olduğunu çok parlak bir şekilde gösteren ve bunun tarihî bir vakıa olarak karşımızda durduğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyan bir sunum olmuş bu kısacık cevap. 🙂 Lütfen konuya ilgi duyan kardeşlerimiz o kısa cevap olan kısa videonun altına yazdığımız ilave iki temel kaynağa da mutlaka müracaat etsinler. Çünkü çok önemliler. Ve lütfen hem metinlerini okuyarak hem de mutlaka videolarını da beraber izleyerek bunu yapsınlar. Bu yatırımı kendilerine yapsınlar.

İşte bahsettiğimiz o kısa cevapla ilgili paylaşımımız ve kısa videosunu ” GERİ KALMAMIZIN NEDENİ” başlığıyla aşğıya aldık ama hemen öncesinde şu küçük soruya da kısa cevabımıza ondan önce yer vermek istedik. Kardeşimizin ilave sorusu ya da sorusunun ikinci parçası şöyle:

“Evet, yani süreçleri derinlere inerek incelemeye devam etmek bunun önünü kesmemek, detaylara indikçe yaratıcıya olan hayranligimizın artacak olması ve bu detaya inme işinin bir ucunun olmamasının bilincinde olunması, nedenselliği kabul edenlerin vardığı noktalara teknolojik gelişmelere bizleri de götürür biiznillah hocam. Peki acaba tarihte bilime katkı sağlamış müslüman bilim insanları da mutezile gibi nedenselliği kabul etmiş zatlardır ifadesi propaganda mı hocam?”

Buna kısa cevabımız: “Saçma sapan bir şey o. Zihni kurcalamaya ve şüphe etmeye hiç değmez. “Nedenselliği kabul etmiş” de ne demek? İslam nedenleri red mi ediyor sanki? Saçma! Hem ‘nedenselliği kabul etmiş’ ifadesi  yaratıcıyı reddetmek manasına geliyorsa o zaten ateistlik olur ki bu da tamamen manasız bir söz olur! Neticede hepsi aynı tarafa çıkar. Yaratıcı yaratır! Nokta. Mutezile de bu dairenin dışında değil ki! Ahmak adamlar. Sadece hakiki tesir edicilik (gerçek etki edici olmanın) red edilişi vardır ki, o da bir yaratıcıyı kabul etmenin en tabi gereğidir. Ama yaratıcı nedenleri de yaratmıştır. Yok değildir yani o nedenler. Vardır!”

Aslında sonda verdiğimiz bu kısa cevabı başa almış olduk. Siz de meselenin ana fikrini daha ilk başta öğrenmiş oldunuz. Şimdi sıra yaratıcıya olan inancın, geri kalmanın mı yoksa sonsuz bir gelişme ufkunun mu sebebi ve tetikleyicisi olduğunun çarpıcı çözümlemesine geldi. İşte buyrun.

Geri Kalmamızın Nedeni

Bir ibret olarak aktarıyoruz. Bakınız İslam felsefesinde okuduğu profilinde yazan birinin yazdığı yorumdan bir parçadır aşağıdaki:

“… müslümanların elindeki düşünce batıya aktarılınca skolastik düşünceyi ortaya çıkardı.” (İslam felsefesinde bunlar mı öğretiliyor? Ne yazık…)

Skolastik Düşünce: Ortaçağ’da Kilise’nin baskın olduğu bir dönemde Kilise’nin özgür düşünce ortamının önüne geçip tek doğrunun İncil’deki bilgilerin olduğunu savunan bir düşünce tarzıdır.

Bu talihsiz ve tarihî gerçeklere aykırı cümleye, kısa ama çok parlak bir cevabı aktarmak istedik. “Evrim-yaratılış ilişkisi ve Geri kalmamızın nedeni” başlıklı bu videonun onuncu dakikasından itibaren izleyebilirsiniz. 10.15 (dk.-sn.)

Burada bir soru ve cevap var. Soru “İslam medeniyetinde Allah deyince her şey bitiyor… Bilim…Teknoloji… Acaba öyle mi?” Cevabı 7-8 dk.’nızı ayırarak lütfen izleyin.

Kısa Video Adresi: https://youtu.be/_tMQAOO_lpI

Konuyla İlgili İlave İki Ana Temel Kaynağın Olduğu Paylaşımımız:

Birinci Temel Kaynak:

Yukarıda kısa cevap ve video, Üsküdar Üniversitesi Özel Seminer Programının Soru-Cevap ve Katkı Bölümünden alınmıştır.

Seminerin ismi, Varoluşu Sorgulayan Kainat Tasavvuru (Yaratıcının Varlığını Kabul Eden Bir Bilim Anlayışı’dır ve 29 Kasım 2019 Cuma günü 14.00’de Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda sunulmuştur.

Seminerin Tamamı İçin: https://risaleinuregitimprogrami.com/2019/12/26/gorsel-interaktif-yazi-yaraticinin-varligini-kabul-eden-bir-bilim-anlayisi-varolusu-sorgulayan-kainat-tasavvuru-2/

2

Kısa cevap videosunun tamamında cevap verilen sorular: “Evrim Yaratılışın Alternatifi mi? Biz eleştirmekten ve reddetmekten başka bir şey söylemiyor muyuz? Yaratıcı vardır deyince her şey bitiyor mu? İslam Dünyası Din Sebebiyle mi Geri Kaldı?”

İkinci Temel Kaynak:

Evrim meselesi ile ilgili detaylı bilgi almak isteyenler lütfen temel/kaynak yazımız olan “Evrim Mekanizmaları, Yaratıcıya Olan İhtiyacı Ortadan Kaldırır Mı?” isimli yazımızı aşağıdaki adresten muhakkak okusunlar ve yazının sonundaki seminer videosunu kesinlikle kaçırmasınlar. Alanında emsalsiz olan bu seminer videosunu mutlaka o heyecanı hissederek seyretmelisiniz. Bu yazı çok safhalardan geçip adeta evrimleşip gelişerek bu halini almış kaynak bir inceleme yazısıdır. Bizim şahsi kanaatimiz bu alanda yazılmış en faydalı ve isabetli çözümlemeleri bulunduran bir içeriğe sahip olduğudur.

Yazı Adresi: https://risaleinuregitimprogrami.com/2018/12/26/evrim-mekanizmalari-yaraticiya-olan-ihtiyaci-ortadan-kaldirir-mi/

3

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

Yazar: Ediz Sözüer

Ediz SÖZÜER 1974, Ankara doğumludur. Gelir İdaresi’nde Gelir Uzmanı olarak görev yapmaktadır. “Olağanüstü Bir Hazinenin Keşif Yolculuğu: Risale-i Nur Eğitim Programı”, yazarın ilk etapta internet ortamında ücretsiz olarak yayınlanarak daha sonra basılmış ve tüm çalışmalarının üzerine bina edildiği temel ve kaynak kitap çalışmasıdır. Deneme mahiyetinde kaleme aldığı Risale-i Nur izah metinleri ve Risalehaber sitesinde makale yazmakla başlayan yolculuğu, Risale Akademi’de sunulmaya başlanan görsel destekli ve akademik temelli “Tabiat Risalesi Açılımları Seminerleri”yle devam etti. Manevî bir ilim hazinesi olan Risale-i Nur eserleri içindeki Kur’ânî hakikatlerin insanlığa mal edilmesinde ve toplum olarak muhtaç olduğumuz zihinsel dönüşümün gerçekleşmesinde önemli bir katkıda bulunma kabiliyetinin bulunduğuna inandığı kitap çalışmasını, hep bir proje kıymetinde gördü. Tamamlanan kitap çalışmasını daha geniş kitlelere ulaştırmak için, bu çalışmanın üzerine bina edilerek hazırlanmış ve “görsel bir kitap” mahiyetindeki “Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı”nı iki haftada bir sürekli bir program olarak vermeye başladı. Ayrıca zaman zaman akademik eğitim faaliyetlerinde de “Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı” ve “Risale-i Nur İzah Çalışmaları” hakkında sunumlar gerçekleştirdi. 2018 yılında ise Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı'nın temel/kaynak kitap çalışması, din araştırma dalında "Altın Kalem Yazarlık Ödülü"ne layık görüldü. Kitap çalışması ve eğitim programının yazılı ve görsel tüm içerikleri, notere onaylatılmış muvafakatname ile her türlü serbest kullanım, basım ve yayım hakkı tanınmasıyla; başta Risale-i Nur’a, Kur’ân’a ve İslam’a gönül vermiş herkese ve tüm insanlığa mal edilmiştir. (Muvafakatnameye ana sayfadaki "Telif Hakkı Bildirisi" isimli menüden ulaşabilirsiniz) Bu çalışmalardan haberi olanlardan ciddiyetle istediği ve Risale-i Nur’a gönül vermiş insanlara samimiyetle ifade ettiği şudur: “Kıymetsiz ve önemsiz şahsıma değil, bu çalışmalar vesilesiyle Allah’ın bir nimeti olarak harika bir şekilde ortaya çıkan hakikatlere önem veriniz ve onlara sahip çıkınız. Sizden tek istediğim budur.”

Bir Cevap Yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.