KEŞİF YOLCULUKLARI: Farklı Mana Açılımlarıyla, İzahlı ve Görsel Destekli Risale-i Nur Eğitim Programı

Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı'nın Bilim Felsefesini Oluşturmaya Katkıda Bulunmayı Hedefleyen Akademik Eğitim Faaliyetleri

Evrim Mekanizmaları, Yaratıcıya Olan İhtiyacı Ortadan Kaldırır Mı?

3 Yorum

Evrim Mekanizmaları, Yaratıcıya Olan İhtiyacı Ortadan Kaldırır Mı?

Click Here for English Versiyon

Yazı sonundaki seminer videosunun seyredilmesini hararetle tavsiye ediyoruz.

Yazımızda ateistik evrimin dışındaki iki gruptan biri olan ve “evrimi yaratıcının inşa mekanizması gören” ve ikinci grup olan ve “biz sadece süreçlerle ilgiliyiz, yaratıcı bizim konumuzun dışındadır, onunla ilgilenmiyoruz” diyenlere karşı nasıl tavır alınması gerektiğini çözümlüyoruz. Bu belirleyici tavrımız ve diğer tespitlerimiz, ateistik evrimi derhal etkisizleştirip “konu dışı” bırakmaktadır. Sunumumuzun hedefi çok açıktır: Ateistik evrimi temelinden söküp atmak…

Evrimi yaratılışın alternatifi, karşıt görüşü ve rakibi olarak görerek, doğrudan reddetmeli miyiz? Yoksa farklı kategoride olan meseleleri doğru yerlerine yerleştirip, meselenin inceliklerini ortaya koyan akademik bir yaklaşımı mı esas almalıyız? Evrimi doğru görmekle ilgisi olmayan böyle bir yaklaşımla, ateistik evrimin gerçek mahiyeti deşifre edilip, etkisizleştirilebilir mi? Bu soruların cevaplarını bulacağınız yazımızın, evrim lehinde veya aleyhinde değil, sadece akademik ve kategorik bir değerlendirme olarak görülmesi uygun olacaktır. Evrimin gerçek bile olsa, ancak canlı oluşumunun bir mekanizması olabileceğini, yaratıcının varlığına alternatif olamayacağını açıkça ortaya koyarak, devamını yazımıza havale ediyoruz.

Yazımıza başlamadan önce önemli bir not: Evrimin yaratılışa hiç bir durumda alternatif olamayacağının açıkça ortaya koyulması, evrimi çürütme çabalarından daha anlamlı, önemli ve etkili bir stratejidir. Aşağıda detaylarıyla ortaya koyacağımız bu tarzın daha stratejik ve akademik açıdan daha uygun olacağı kanaatindeyiz.

Bu evrime hak vermek ve evrimi doğru görmek demek değildir. Hatta hiçbir ilgisi yoktur. Farklı kategoride olan meseleleri doğru yerlerine yerleştirip, örneğin ateistik evrimin gerçek mahiyetinin ne olduğunu deşifre edip etkisizleştirmektir.

Daha önceki yazılarımızda da ortaya koyduğumuz bu çok etkili yöntemimizin, özellikle bir yaratıcının varlığına inanan insanlarca (hatta ne yazık ki akademik camia tarafından da) tam olarak anlaşılmadığı kanaatindeyiz. Hâlbuki evrim savunucularının bahsedeceğimiz bu çok etkili yöntemi ustalıkla kullandıklarını da belirtelim. Dini ve yaratıcıyı bilimin konusu dışında ve bilimsel çalışmaya uygunluğu olmayan bir alan olarak gösteriyorlar ve yaratılış fikrini etkisizleştiriyorlar. Peki neden biz onların silahıyla silahlanmayalım?

Evrimin yaratılışa hiç bir durumda alternatif olamayacağının açıkça ortaya koyan bir çözümleme yapılması, tam yerinde ve çok gereklidir. Aynen “zerrelere havale edilmesi için her birinin ilahlık özelliğine sahip olması gerektiği”nin ifade edilmesinin tam yerinde ve gerekli olduğu gibi. Aynı mantığı ateizme alet olarak kullanılan çoklu evrenler hakkında da kullanmıştık. Burada da aynı. Bu soruyu sormaktan çekinmemek lazım ki hakikat ortaya çıksın. “Evrim gerçek olunca ne oluyor?” “Yaratıcıya olan ihtiyaç ortadan mı kalkıyor?” Bunun deşifre edilmesi çok önemli çünkü bazıları “Evrim yaratıcıya olan ihtiyacı ortadan kaldırdı” diyor. Mantıki çözümlemelerde sonuca varabilmek için muhtemel alternatifleri ve bunların gerektirdiği zarurî durumları açıkça ortaya koymak şarttır ki, bundan hakikat ortaya çıksın.

Öncelikle evrim konusunda kategorik olarak temelden hatalı yaklaşımlar yerine ortaya koyduğumuz doğru yaklaşımın çatısını koyalım. Sonra detayına girelim. Bunları ezber edebilirsiniz ve edin. Bunlar inkar fikrine karşı, yaratıcının varlığını kabul eden birinin elinde zırh delici mermilerdir.

Şimdi yazımıza şu temel tespitlerle başlıyoruz:

* Evrim, ateizme eşit değildir.

* Evrim, yaratılışın karşıt görüşü veya alternatifi değildir.

* Yaratılış, evrim teorisini (karşıt görüş anlamında) muhatap almayan üst bir modeldir.

Evrim mekanizmalarının bir yaratıcıya ihtiyaç olmadan kendi kendine çalıştığını iddia eden ve evrimi canlıların gerçek açıklaması olarak gören ateistik evrime karşıt delillerimiz elbette mevcuttur. Ayrıca yaratıcıyı reddetmeyen bir evrim yaklaşımını kabul etmemek ve hatta bilimsel nitelikten uzak görmek için oldukça kuvvetli gerekçelere sahibiz. Ancak tüm bunlar yazımızın konusu değildir.  Yine de bu iki önemli konu hakkındaki kaynak metinlere yönlendirerek konumuza geri döneceğiz.


İKİ ÖNEMLİ KONUDA SADED HARİCİ AÇIKLAMALAR VE KAYNAK METİN YÖNLENDİRMELERİ

Birinci önemli konu olan, Tevhid (yaratılış) modelinin tüm detaylarıyla analizi sağlam bir mantık kurgusuyla ve delilleriyle ispatı için Tabiat Risalesi Açılımları kitabımızın tamamını (dikkatle okunmak şartıyla) mükemmel bir kaynak olarak gösteriyoruz. (Kitap ismine tıklayabilirsiniz.)

 

Tabiat Risalesi Açılımları Görsel/İnteraktif Kitap

Tabiat Risalesi Açılımları kitabımızda Evrim Teorisi (doğru tabiriyle görüşü) hakkında yapılan tüm eleştiri ve tenkidler, evrimi canlıların gerçek açıklaması olarak kabul eden ve mekanizmalarının ise kendi kendine ve maddî sebeplerle oluştuğunu ve yaratıcı gibi bir haricî sebebe muhtaç olmadığını söyleyen ateistik evrim yaklaşımı için geçerlidir.

Yoksa evrimi sadece canlı oluşumunun bir mekanizması olarak takdim eden ve gerçek etki edici sebep olarak sunmayan bilimsel yaklaşımlar için değildir.


İkinci önemli konu olan, yaratıcıyı reddetmeyen bir evrim yaklaşımını kabul etmeme ve hatta bilimsel nitelikten uzak görme gerekçelerimiz ise, Tabiat Risalesi Açılımları içinde ve sonundaki müzakere bölümü notlarında (buraya tıklayabilirsiniz) ve aşağıda adresi verilen “Her Şey İlahi Kudretle Nasıl Meydana Geliyor” isimli kaynak yazıda açıklanmıştır. (Yazı başlığına tıklayabilirsiniz.)

Bizim türlerin evrimi düşüncesinin hatalı olduğu konusunda bazı dinî, aklî ve bilim zemininde gerekçelerimiz var. Fakat bununla beraber, bu konuda net ve kesin bir katılıkta olmamanın ve bunun nasıl olduğunun cevabını bilime bırakmanın ve bunun dinî itikadı etkileyen bir husus olmadığını ifade etmenin doğru olacağına da inanıyoruz.

Gerçi “evrim ile yapılması” başka, “evrimin yapması” başka da olsa, yaratıcının tarafından bakıldığında ilk meydana getirilen canlıları yoktan yaratmak yerine evrimle yaratmak manasızdır, gereksizdir. Yoktan yaratmayıp farklı karakteristikleri bulunan canlı türlerini birbirlerinden (hem de uzun sürelerde) dönüştürerek yaratması mantıklı gelmiyor. İlk yaratılan bir türün ilk canlısı yani âdem babası özgün olmalı. Müstakil (özel olarak) yaratılmalı. Çünkü yaratıcının tarafından bakıldığında uygun düşmüyor. Denilebilir ki maddî sebepler niye var. Bir bebek neden sürece bağlı büyüyor dokuz ayda? O farklı ama dikkat ederseniz. Bunu ona benzetmeye çalışıyorlar ama aynı şey değil. Hani “bu süreçle oluyor, o niye olmasın” diyor ya bazıları ama zaten ilk yaratılışta hikmet gerekçesi yok. Yaratıcı bu durumda neden uzun yolu seçsin ki. Bizce manasız.

Acaba sonsuz kudreti olan bir sanatkârın, yoktan hadsiz tuvaller ve resimler yapma kabiliyeti bulunsun da, her bir tuvale ayrı bir resim yapmasın, bütün resimlerini sadece tek bir tuvalde, o resimler üzerinde değişiklik yaparak resmetsin! Ha, bir de resimlerin yapılmasını fırçalara havale etsin! Acaba mâkul müdür? Hiç böyle bir mecburiyeti veya gerekliliği var mıdır? İşte her bir canlı, belki her bir canlı ferdi bambaşka bir resimdir. Tabiat ise, o ferdlerin üstünde resmedildiği bir tuval gibidir. Fırçalar ise ilahî kudret kalemine bedel, türler belki canlılar adedince her bir canlının içinde çalışan evrim mekanizmalarıdır. Bu konuda kendi kararınızı kendiniz verin. Hangisi daha akılcı görünüyor?

Türlerin birbirinden meydana gelmesi düşüncesinin (bir yaratıcının varlığının kabul edildiği durumdaki) uygunsuzluğu hakkındaki çıkarımlarımızın bir kısmına değinmiş olduk. Yazımızın daha da fazla uzamaması için bu konudaki çok parlak ve sağlam diğer bir delilimizi buraya alamayacağız. Fakat bununla ilgili yukarıda adresini verdiğimiz “2. Uluslararası Yaratılış Kongresi Tebliği: Her Şey İlahi Kudretle Nasıl Meydana Geliyor” isimli yazımızı kaynak olarak veriyoruz. Bu yazıda Darwin’in “Türlerin Kökeni” isimli meşhur kitabının “Teorinin Zorlukları” bölümünden yaptığımız alıntı hakkındaki çözümlemelerimizi, yazının tamamıyla birlikte okumanıza havale ediyoruz. Bu bölüm konuyla ilgili başkaca bir delile ihtiyaç bırakmayacak kadar kapsamlı ve mantık kurgusu çok sağlam olan detaylı bir inceleme içerdiğinden mutlaka okumanızı arzu ve tavsiye ediyoruz.

Hem bu saded harici ama önemli konunun detaylarını, hem de gerek evrimin, gerekse tabiat kanunlarının eşya ve canlıların oluşumunda gerçek bir etki edici sebep ve açıklama olamayacakları hakkındaki önemli tespitleri sitemizin ana sayfasında seçme yazılar arasında yer alan şu üç kaynak yazıda bulabilirsiniz.

(Yazıların başlıklarına tıklayabilirsiniz.)

* Evrim ve Kur’ân Mucizeleri Üzerine Bilimsel Bulgular Hakkında* Tabiat Kanunlarına Yaklaşım

* 2. Uluslararası Yaratılış Kongresi Tebliğimiz:

Tabiattaki Maddî Sebeplerin Bir Araya Gelerek Canlıları Oluşturması Mümkün Müdür?


Şimdi sadedimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Evrim ve evrim taraftarı olan fikirler temel olarak iki kısma ayrılır:

1- Evrimi sadece canlı oluşumunun bir mekanizması olarak takdim eden yaklaşım.

Bu birinci kısım da iki kısma ayrılır:

* Evrimi yaratıcının bir ilahî mekanizması olan görenler.

* Yaratıcıyı araştırma konuları dışında görüp ilgilenmeyenler ve “biz sadece doğal süreçleri konu alıyoruz” diyenler.

2- Evrim mekanizmalarının bir yaratıcıya ihtiyaç olmadan kendi kendine çalıştığını iddia eden ve evrimi canlıların gerçek açıklaması olarak gören ateistik evrim.

Bu temel sınıflandırma dışında evrim tabiriyle birçok farklı şeyin kastedildiği bilgisini de vermek gerekir. Esas itibariyle canlıların meydana gelme ve birbirlerinden türemelerinin adı olan evrim tabiri, kurgusal bir görüştür. Fakat bu görüş sahiplerinin fikirlerini bilimsel gerçek olarak gösterme gayretlerinin bir sonucu olarak; canlıların hayat süreleri içinde geçirmiş oldukları süreçleri, değişimleri, oluşumları, başkalaşmaları da “evrim” olarak nitelendirmişlerdir. (ki bunlar teori değil, kanundur, gözle görülen somut gerçekliklerdir)

Bunu yaptıktan sonra gayet rahat bir biçimde her şeye evrim demek ve “evrim göz önünde görülen bilimsel bir gerçektir” sözünü söylemek kolaylaşmıştır. Hâlbuki tekâmül (gelişim) veya bir canlının hayat tavırlarında geçirdiği değişimleri gösterip de bunu en genel manada evrimin bilimsel delili olarak sunmak, bir aldatmaca ve sahtekârlıktan ibarettir. Biz evrim tabiriyle sadece ve sadece “canlıların meydana gelme ve birbirlerinden türemeleri” manasını kastediyoruz.

(Birileri böyle bir kasıt olmadan evrim tabirini kullanabilir, böyle birine sözümüz ve onunla hiçbir meselemiz yoktur.)

Şimdi size yukarıda ana hatlarıyla sunduğumuz kategorik yaklaşımın, bilim felsefesi niteliğindeki fikrî alt yapısını sunacağız. Eğer bu aşağıdaki fikrî alt yapıyı tam anlarsanız ve karşınızdaki evrim taraftarı muhatabınıza da tam anlatıp ona göre konuşursanız, hiç kimseyle bir probleminiz olmaz ve ateistik evrimin zararını etkisiz hale getirerek kolayca yok edersiniz. Çünkü evrimi yaratılışın alternatifi olarak görmüyorsunuz. Ateistik evrimi reddediyorsunuz sadece. Yaratıcının varlığını kabul eden ve evrimi yaratılışın bir mekanizması olarak gören yaklaşıma karşı ise akademik manada kabul etmeme gerekçelerinizi ifade edersiniz. Olur biter.

Ve burada özellikle şu kısım muhataplarınız çok önemli: Evrimi sadece canlı oluşumunun bir mekanizması olarak takdim eden ve gerçek etki edici sebep olarak sunmayan ve “biz işleyicinin kim olduğuyla ilgilenmiyoruz, bu bizim konumuzun dışındadır, biz süreçle ilgiliyiz” diyenler. İşte bu kişilere ise “tamamdır, bizim sizinle hiçbir meselemiz yoktur, siz bize biz size ilişmeyiz ve ilişmemeliyiz. Çalışma ve araştırmalarınıza devam edin ve bir şey bulursanız bize de haber verin!” demekle yetiniriz o kadar!

Evrimle İlgili Kategorik Yaklaşımımızın Fikrî Alt Yapısı:

“Yanlış anlamaları önlemek için başta belirtmek isteriz ki, burada vurgulanan husus, evrimin bir gerçek olması durumunda bile yaratıcı ihtiyacını ortaya kaldırmayacağı ve yaratılışa bir alternatif olamayacağı ve evrimin bir işletim mekanizmasının açıklamasından fazla bir kıymetinin olmadığıdır.

İfadelerde ilk planda yanlış anlaşılabilecek cümleler, sonraki cümle ve cümlelerde açık kapı bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmuştur. Yaratıcıyı reddetmeyen bir evrim yaklaşımını kabul etmeme ve hatta bilimsel nitelikten uzak görme gerekçelerimiz ise, yukarıda adresi verilen kaynak kitabımız Tabiat Risalesi Açılımları içinde detaylı olarak açıklanmıştır.

Evrim, canlıların meydana geliş ve işleyiş mekanizmasıdır. Gerçek etki edici bir sebep değildir ve olamaz. Yani canlıların meydana gelmesinde bir evrim mekanizması işliyor olsaydı bile, bu durum yaratıcının gerekliliğinin ortadan kalkmasını netice vermeyecekti.

Tevhid inancı, mekanizmaların mahiyetinin ne olduğuyla değil işleteninin kim olduğuyla ilgilenen ve böyle yaklaşımları direk olarak muhatap almayan üst bir modeldir.

Kısacası, yaratılışın alternatifi evrim değildir. Yaratılış modeli, eşya ve canlıların (ve canlıların işleyişlerinin ve mekanizmalarının) kim tarafından yapıldığı ve işletildiği sorusuna, evrim ise nasıl ve hangi mekanizmalarla işlediğine cevap verir.

Meselenin özü şudur: Kur’ân’ın esas maksadı, yaratıcıyı ve sanatkârı ders vermek ve eşyanın intizamından onun varlığına delil getirmektir. Bu noktaya intikal etmek önemlidir. Kur’ân’ın ilgilendiği bakış açısı budur. Gerisi maksada zarar vermeyen teferruatlar hükmündedir.

Öyle olmuş ya da böyle olmuş, bu bilimin sahasıdır. Kur’ân, bu konuda tamamen serbest bir alan bırakıyor. “Siz araştırın, bunu siz öğrenin” diyor ve buna hararetle teşvik de ediyor. Ama süreci ve işleyiş şekilleri ne olursa olsun, nasıl bir tarzda meydana gelirse gelsin, şu intizama muhakkak dikkat etmemizi, o vesileyle yaratıcının varlığına ulaşmamızı istiyor. Çünkü intizam değişmiyor, ortada duruyor. Önemli olan da bunu fark etmemiz. Kur’ân da bu intizamı ders veriyor.

Evrim mi, bilim mi, tabiat mı, çoklu evrenler mi, yoksa yaratıcı mı? Böyle bir ikileme, böyle bir ayrıma, aralarında tercihte bulunmaya gerek yok ki. Hepsi bir arada çalışıyor zaten! Mekanizma tek! Bir uçağı termodinamik kanunundan ayıramazsınız, ayrı düşünemezsiniz. Bizim itiraz ettiğimiz nokta, neden o uçağın mühendisinin hesaba katılmadığıdır. Bütün derdimiz budur.

Bir televizyonun kullanım klavuzunu ve eskiden yeniye tüm modellerin “evriminin” şemasını içeren bir tanıtım broşürünü bulan birinin “artık televizyonların yapılışını açıklamak için bir elektronik mühendisine ve üretici bir fabrikaya ihtiyacımız kalmadı” demesi ne derece hakikatten uzak bir safsata ise; işleyiş kaideleri ve oluşum mekanizmaları yerindeki evrim mekanizmalarının da yaratıcıya olan ihtiyacı ortadan kaldırdığı düşüncesi bu misalden kat be kat daha büyük ve uydurma bir safsatadır ve bir bilim yalanıdır.

Yıllarca evrimin canlıların oluşumunu açıklamak için geliştirilmiş bir teori olduğu telkin edilmiştir. Burada evrimi iki kısma ayırmalıyız.

Birisi, evrimi sadece canlı oluşumunun bir mekanizması olarak takdim eden yaklaşım ve gerçek etki edici sebep olarak sunmayan yaklaşım. Bu durumdaki bir takdim bir yaratıcının varlığı fikrine tehdit teşkil etmemektedir. Çünkü işleyiş ve mekanizmalar, asıl sebep ve işletenin yerinde olamaz ve yerine geçemez.

Diğeri ise, evrim mekanizmalarının da ne ile çalıştığı sorusuna karşın “elbette tesadüfle” diye cevap vererek (veya vermeye mecbur kalarak) evrime dayalı mekanizmaların (kendi kendine, maddi sebeplerle oluşup, yaratıcı gibi bir açıklamaya muhtaç olunmadan) canlıların gerçek açıklaması olarak kabulünün bilimsel bir gerçek olarak benimsenmesi gerektiğini dava edenlerdir. İşte bu kısım ise kategorik olarak temelden hatalı bir yaklaşımdır.”

Evrim ve yaratılışı karşı karşıya getirmeden ateistik evrimin tesirini ortadan kaldırmak, hem stratejik açıdan hem akademik açıdan daha uygun ve akıllıca görünüyor. Biz elbette ateistik evrime karşı çıkacağız ancak evrim bir bilimsel yaklaşım olarak ve bir mekanizma olarak görülmesi zaten bir yaratıcının varlığı fikrine tehdit teşkil etmiyor. (gerçi biz ateistik evrimi bilimsel bir teori olarak değil, kurgusal niteliği sebebiyle bir bilim kurgu hikâyesi olarak görüyoruz) Ayrıca tabi ki evrim ve tekâmül(gelişim); yani canlıların türler arası geçişi ile bir canlının hayatı boyunca geçirdiği süreçleri de birbirinden ayırmak lazımdır. Bu ikincisine evrim diyen ve buna bilimsel gerçektir diyen biriyle neden problemimiz olsun ki?

Netice olarak: Evrim ne yaratılışın alternatifidir, ne de yaratılış gibi bir üst modelin muhatabıdır. O olsa olsa bir mekanizmadır. Biz de işletim sistemleri yerindeki evrimi karşıt görüş yerine de say(a)mayız. Buna akıl ve bilim izin vermez. Çünkü yaratılış ve tevhid modeli, “işleteni” konu alır, “işletileni ve işleyeni” değil.  Dolayısıyla evrim ve yaratılışı karşı karşıya getirmeden ateistik evrimin tesirini ortadan kaldırmak, çok daha uygun ve akıllıcadır.

Açıkça görüldü ki, evrimi kabul edenleri de, evrimi de kategorilere ayırmalıyız. Ayrıca ateistik evrimin kendisini de doğru kategoriye yerleştirmeli ve mahiyetini deşifre etmeliyiz ki, hem zararını ortadan kaldıralım ve etkisizleştirelim, hem de bilim camiasıyla sorun yaşamayalım.

“Evrim Mekanizmaları, Yaratıcıya Olan İhtiyacı Ortadan Kaldırır Mı?” Seminer Videosu

Yazar: Ediz Sözüer

Ediz SÖZÜER 1974, Ankara doğumludur. Gelir İdaresi’nde Gelir Uzmanı olarak görev yapmaktadır. “Olağanüstü Bir Hazinenin Keşif Yolculuğu: Risale-i Nur Eğitim Programı”, yazarın ilk etapta internet ortamında ücretsiz olarak yayınlanarak daha sonra basılmış ve tüm çalışmalarının üzerine bina edildiği temel ve kaynak kitap çalışmasıdır. Deneme mahiyetinde kaleme aldığı Risale-i Nur izah metinleri ve Risalehaber sitesinde makale yazmakla başlayan yolculuğu, Risale Akademi’de sunulmaya başlanan görsel destekli ve akademik temelli “Tabiat Risalesi Açılımları Seminerleri”yle devam etti. Manevî bir ilim hazinesi olan Risale-i Nur eserleri içindeki Kur’ânî hakikatlerin insanlığa mal edilmesinde ve toplum olarak muhtaç olduğumuz zihinsel dönüşümün gerçekleşmesinde önemli bir katkıda bulunma kabiliyetinin bulunduğuna inandığı kitap çalışmasını, hep bir proje kıymetinde gördü. Tamamlanan kitap çalışmasını daha geniş kitlelere ulaştırmak için, bu çalışmanın üzerine bina edilerek hazırlanmış ve “görsel bir kitap” mahiyetindeki “Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı”nı iki haftada bir sürekli bir program olarak vermeye başladı. Ayrıca zaman zaman akademik eğitim faaliyetlerinde de “Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı” ve “Risale-i Nur İzah Çalışmaları” hakkında sunumlar gerçekleştirdi. 2018 yılında ise Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı'nın temel/kaynak kitap çalışması, din araştırma dalında "Altın Kalem Yazarlık Ödülü"ne layık görüldü. Kitap çalışması ve eğitim programının yazılı ve görsel tüm içerikleri, notere onaylatılmış muvafakatname ile her türlü serbest kullanım, basım ve yayım hakkı tanınmasıyla; başta Risale-i Nur’a, Kur’ân’a ve İslam’a gönül vermiş herkese ve tüm insanlığa mal edilmiştir. (Muvafakatnameye ana sayfadaki "Telif Hakkı Bildirisi" isimli menüden ulaşabilirsiniz) Bu çalışmalardan haberi olanlardan ciddiyetle istediği ve Risale-i Nur’a gönül vermiş insanlara samimiyetle ifade ettiği şudur: “Kıymetsiz ve önemsiz şahsıma değil, bu çalışmalar vesilesiyle Allah’ın bir nimeti olarak harika bir şekilde ortaya çıkan hakikatlere önem veriniz ve onlara sahip çıkınız. Sizden tek istediğim budur.”

3 thoughts on “Evrim Mekanizmaları, Yaratıcıya Olan İhtiyacı Ortadan Kaldırır Mı?

  1. Geri bildirim: GÖRSEL/İNTERAKTİF YAZILAR (SEMİNER VİDEOLARI EKLİ) | KEŞİF YOLCULUKLARI: Farklı Mana Açılımlarıyla, İzahlı ve Görsel Destekli Risale-i Nur Eğitim Programı

  2. Evrimin her anında yaratıcı müdahalesi var diyenlerle tartışmamıza gerek yok tamam. Yani hayvan ve bitkiler için ayet hadislerde yaratılış safhaları sıralanmamış. Ama insanın yaratılış safhaları acik ve net. Bu sebeple bir müslüman asla insanın maymunla ortak atadan geldiğini ve bu sebeple Hz. Adem in ilk insan olmadığını iddia edemez. Ortak ata meselesi de yorumdur benzerliğe dayanan yorum asla bir yoktur zaten kimse şahit olmamıştır ve bilinemez

    Beğen

    • Yazımızda “yaratıcıyı reddetmeyen bir evrim yaklaşımını kabul etmemek ve hatta bilimsel nitelikten uzak görmek için oldukça kuvvetli gerekçelere sahibiz.” demiştik. Yaratıcıyı reddetmeyen bir evrim yaklaşımını kabul etmeme ve hatta bilimsel nitelikten uzak görme gerekçelerimiz ise, Tabiat Risalesi Açılımları içinde ve sonundaki müzakere bölümü notlarında https://risaleinuregitimprogrami.com/2015/10/29/evrim-ve-kuran-mucizeleri-uzerine-bilimsel-bulgular-hakkinda/ ve aşağıda adresi verilen “Her Şey İlahi Kudretle Nasıl Meydana Geliyor” isimli kaynak yazıda açıklanmıştır. https://risaleinuregitimprogrami.com/2018/09/25/her-sey-ilahi-kudretle-nasil-meydana-geliyor/ Bizim türlerin evrimi düşüncesinin hatalı olduğu konusunda kendimizce bazı dinî, aklî ve bilim zemininde gerekçelerimiz var. Fakat bununla beraber, bu konuda net ve kesin bir katılıkta olmamanın ve bunun nasıl olduğunun cevabını bilime bırakmanın ve bunun dinî itikadı etkileyen bir husus olmadığını ifade etmenin doğru olacağına da inanıyoruz. (bu konuda bahsettiğiniz kesinlikte bir netlik bulunmuyor aslında fakat bu meseleye değinemedik.) Gerçi “evrim ile yapılması” başka, “evrimin yapması” başka da olsa, yaratıcının tarafından bakıldığında ilk meydana getirilen canlıları yoktan yaratmak yerine evrimle yaratmak manasızdır, gereksizdir. Yoktan yaratmayıp farklı karakteristikleri bulunan canlı türlerini birbirlerinden (hem de uzun sürelerde) dönüştürerek yaratması mantıklı gelmiyor. İlk yaratılan bir türün ilk canlısı yani âdem babası özgün olmalı. Müstakil (özel olarak) yaratılmalı. Çünkü yaratıcının tarafından bakıldığında uygun düşmüyor. Denilebilir ki maddî sebepler niye var. Bir bebek neden sürece bağlı büyüyor dokuz ayda? O farklı ama dikkat ederseniz. Bunu ona benzetmeye çalışıyorlar ama aynı şey değil. Hani “bu süreçle oluyor, o niye olmasın” diyor ya bazıları ama zaten ilk yaratılışta hikmet gerekçesi yok. Yaratıcı bu durumda neden uzun yolu seçsin ki. Bizce manasız.

      Acaba sonsuz kudreti olan bir sanatkârın, yoktan hadsiz tuvaller ve resimler yapma kabiliyeti bulunsun da, her bir tuvale ayrı bir resim yapmasın, bütün resimlerini sadece tek bir tuvalde, o resimler üzerinde değişiklik yaparak resmetsin! Ha, bir de resimlerin yapılmasını fırçalara havale etsin! Acaba mâkul müdür? Hiç böyle bir mecburiyeti veya gerekliliği var mıdır? İşte her bir canlı, belki her bir canlı ferdi bambaşka bir resimdir. Tabiat ise, o ferdlerin üstünde resmedildiği bir tuval gibidir. Fırçalar ise ilahî kudret kalemine bedel, türler belki canlılar adedince her bir canlının içinde çalışan evrim mekanizmalarıdır. Bu konuda kendi kararınızı kendiniz verin. Hangisi daha akılcı görünüyor?

      Türlerin birbirinden meydana gelmesi düşüncesinin uygunsuzluğu hakkındaki çıkarımlarımızın bir kısmına değinmiş olduk. Bu konudaki çok parlak ve sağlam diğer bir delilimizi buraya alamayacağız. Fakat bununla ilgili yukarıda adresini verdiğimiz “Her Şey İlahi Kudretle Nasıl Meydana Geliyor” yazımızı kaynak olarak veriyoruz. Buyazıda Darwin’in “Türlerin Kökeni” isimli meşhur kitabının “Teorinin Zorlukları” bölümünden yaptığımız alıntı hakkındaki çözümlemelerimizi, yazının tamamıyla birlikte okumanıza havale ediyoruz. Bu bölüm konuyla ilgili başkaca bir delile ihtiyaç bırakmayacak kadar kapsamlı ve mantık kurgusu çok sağlam olan detaylı bir inceleme içerdiğinden mutlaka okumanızı arzu ve tavsiye ediyoruz.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.