KEŞİF YOLCULUKLARI: Farklı Mana Açılımlarıyla, İzahlı ve Görsel Destekli Risale-i Nur Eğitim Programı

Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı'nın Bilim Felsefesini Oluşturmaya Katkıda Bulunmayı Hedefleyen Akademik Eğitim Faaliyetleri

Yaratılış Modelinin Bilim Yaklaşımı Yazıları-2

1 Comment

Yaratılış Modelinin Bilim Yaklaşımı Yazıları-2

Click Here for English Versiyon

Yazı Başlığı:

Bilimsellikte Neden Bu Kadar Israrlıyız?

İlk Yazının Adresi: (Rastgele ve Düzensiz Hareket Ediyor Gibi Görünen Tabii Sebepleri, Kâinatta ve Maddede Görünen Muhteşem Düzenle Nasıl Bağdaştırabiliriz?)

https://risaleinuregitimprogrami.com/2020/01/08/yaratilis-modelinin-bilim-yaklasimi-yazilari-1/

Alt Başlıklar: Yaratıcının Bilimselliğe Uygunluğunun Ortaya Koyulması Neden Önemlidir? Bilimsellik Kriterleri Nasıl Sorgulanmalı? Doğru Eğitim Metodu ve Strateji Nedir?

Şöyle Meraklı Bir Soru Akla Gelebilir: “Bir yaratıcının varlığının kabulünün ve varlığına dair delillerin bilimsel nitelikte olduğunu ve yaratıcının varlığı meselesinin incelenmesinin bilimin konusuna girdiğini iddia ediyorsunuz. Fakat bilim camiasında kabul görmüş bilimsellik kriterlerinin hatalı olduğunu siz de ifade ettiğiniz halde, neden bilimsellikte bu kadar ısrarlısınız?”

İşte Cevabı:

Çünkü hakikat kabul edilmeye layık her şeyin akla ve bilime uygun olması gerekir. Neden mi?

Çünkü: Bilim: “evrenin, evrendeki olguların ve olayların bir bölümünü ele alıp birtakım yöntem ve deney yolları kullanarak ve gerçeğe, gerçekliğe dayanarak birtakım yasalara ulaşan bilgi yolu, düzenli ve tutarlı bilgi.” ve “yöntemle elde edilen ve uygulamayla doğrulanan, her zaman ve her yerde geçerlik ve kesinlik nitelikleri taşıyan yöntemli ve sistematik bilgi.” olarak tarif edildiğinden,

Ve bir noktada “doğru ve akli düşünmenin sonucunda ulaşılan bilgi” niteliğinde olduğundan,

Elbette, “doğru ve akli düşünmenin sonucunda ulaşılması, doğruluğunun bir gereği olarak görülmesi gereken yaratıcının varlığı hakikati”nin de, aynı paraleldeki akıl ve bilimle uygunluğunun olması lüzumu ortadadır.

Ve bu uygunluğun bilim zemininde akademik olarak ortaya koyulmasının gerekliliği ve önemi de o nispette açıktır.

Bu İzahlarımız Üzerine Şöyle Bir Nokta Akla Gelebilir:

“Madem bilim yapma metodu yanlış. O zaman bilimsel metodun kendisi sorgulanmalı. Aslında oluşumlar ve gözlemler açık ve ortada. Sadece bunlara yapılan yorumlarda sıkıntı var. Ve bu da inanç oluyor. Biz sadece bizim yorumumuzun daha aklî ve mantıkî olduğunu söylüyor ve ispat ediyoruz.”

Cevabımız:

Evet, bilim yapma metodu daha doğrusu bilimsellik kriterleri olması gerekenden dar alanda tanımlanmıştır ve bu hatalıdır. Bu nedenle elbette bilimsellik kriterleri sorgulanmalıdır. Ancak bunun nasıl yapılması gerektiği ve stratejik metodunun ne olacağı, en az bu farkındalık kadar önemli bir meseledir. Konuyla ilgili tespitlerimizi ve uygun gördüğümüz uygulama yöntemlerini aşağıya alıyoruz:

Bu meseleleri çok daha anlaşılır ve bütünsel (reddiyenin ötesinde ispat da içeren) ve tereyağından kıl çeker gibi tabii bir şekilde yapmak mümkündür. Biz bunun somut örneklerini de ortaya koyduk. Şu bilgisayar misalini herkes anlar ve kabul eder. (bu misal aşağıya alınmıştır. İki paragraf alttadır.) Bu yöntemin çok ciddî bir önemi var. Bazı sorgulanmayan kabulleri yıkıp, çok farklı ve sarsıcı bir şey ortaya koyuyormuşsunuz gibi değil de, zaten bilinen ve herkesin rahatlıkla kabul edeceği bir hakikati bahsediyormuşsunuz gibi bir rahatlık ve kolaylıkla hakikatler ortaya koyuluyor. Stratejik açıdan Üstad Bediüzzaman’ın Risale-i Nur ile ortaya koyduğu tarzdadır bu yöntem. Lütfen dikkat ediniz.

Üstad Bediüzzaman Risale-i Nur’un hiçbir yerinde bilime savaş açmaz. Hatta bilimi destekçisi olarak yanına alır. Bunun en bariz misali, Meyve Risalesi’nde geçen şu meşhur sözlerdir: 

“Kastamonu’da lise talebelerinden bir kısmı yanıma geldiler. “Bize Hâlıkımızı tanıttır; muallimlerimiz Allah’tan bahsetmiyorlar” dediler. Ben dedim: Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen (kendi özel diliyle sürekli olarak) Allah’tan bahsedip Hâlıkı (yaratıcıyı) tanıttırıyorlar. Muallimleri değil, onları dinleyiniz.”

Yani etrafı sallamaya o derecede gerek yok. Biz bunu diyoruz. Aynı maksadın daha fazlasına çok daha rahat ve etkili ulaşabilecekken neden zihinleri parçalayalım ki?

Bahsi geçen ve yaratıcının varlığını kabul etmenin bilimselliğe uygunluğunu ortaya koyan bilgisayar misali şöyledir:

“Bilimsel amaca uygun değildir bir tanrıyı düşünmek. O ihtimali düşünmek bile bilimselliğe yakışmaz.” deniliyor. Peki neden? Şu önümüzdeki bilgisayarın, “görmediğimiz bir bilgisayar mühendisi” tarafından ve “detay özelliklerini bilmediğimiz bir fabrika” kullanılarak üretildiğini düşünmek, bilimselliğe hangi nedenle aykırıdır? Aksini iddia edecek bir bilim adamı olmadığı halde ve “Bu bilgisayarın maddeleri bir araya gelmiş de, onu kendi kendine oluşturmuş” demek; bilimselliğe daha uygun olmadığı halde, bundan çok daha mükemmel, canlı, konuşan, gülen, üzülen canlıların veyahut da şu düzenli kâinatın akıllı bir bilinç yani şuur sahibi bir yaratıcı tarafından yapıldığını düşünmek, “bilimselliğe aykırı” ve böyle muhteşem bir tasarımın maddelerinin bir araya gelerek kendi kendini oluşturduğunu iddia etmek “bilimsel gerçek” öyle mi? Bu nasıl bir mantıktır ve bilime saygısı olan böyle bir şeye inanır mı diye soruyoruz.

Açık söyleyelim, hatalı yaklaşımlara karşı çıkmayı biz de yapıyoruz ama kendi doğrularımızı ve kabullerimizi, yaklaşım, tanım ve kavramlarımızı üretip ortaya koymayı çok daha fazla önemsiyoruz. Bilimselliği sorgulamak bir yerde gerekli. Ama esas doğru ve gerekli olan bilimselliğe karşı çıkmak yerine bilimselliğin doğru şeklini göstermek. Bilime ve bilimsel metoda karşı çıkmaya odaklanmak, hatalı bir yaklaşımdır. Bunun yerine “bizim kabul ettiğimiz bilim yaklaşımımız budur ve doğrusu böyle olmalıdır” derseniz aynı manaya gelir zaten. Hem çam yıkmadan (yani gereksiz yere zihinleri parçalamadan) inşa edersiniz.

Doğru, sağlıklı ve kolay, etkili eğitim ve talim metodu budur. Gayet tabii ve kalıcı olarak aklınıza ve ruhunuza nüfuz eder. Sancılı cerrahi ameliyatlar gibi değildir, ayakta tedaviye benzer. Kur’an’ın Risale-i Nur’da karşılığını bulan bu talim metodu az zamanda ve kolayca insanları dönüştürür. Bunun sırrı fıtrî yani insanın yaratılışına uygun olmasıdır. Fıtrat, fıtrî olanı zorlanmadan kolayca kabul eder.

Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı dersleri, hem kafa karışıklığına sebep olmadan gayet anlaşılır bir şekilde yanlışı ve hatalı yaklaşımı gösteriyor. Hem de olması gereken doğru yaklaşımı gerekçeleri, kaideleri, kavramları ve tanımlarıyla, delile ve mantıkî çözümlemelere dayalı temel kaide ve yaklaşımlarıyla ortaya koyuyor.

İşte bu bir zihin inşasıdır. Diğeri ise (yani sadece reddiye ve hatalı yaklaşımlara karşı çıkmakla sınırlı kalınması) zihnin parçalanmasıdır.

Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı internet sitesi:

www.risaleinuregitimprogrami.com veya www.kesifyolculuklari.com

Bununla birlikte, yine de, bilimsellik kriterlerinin hatalı bir yaklaşım olduğunun ortaya koyulması da hakikate ulaşmak için bir basamak ve bir üst mertebedir elbette. (Eğer bunu yaparken muhatabınız ara yollarda hakikati bulana kadar yolunu bütün bütün kaybetmezse ve parçalanmış olan zihnini yeniden doğru şekilde bir araya getirmeyi başarabilirse tabi.)

Bütün bilimlerin temel olarak yapmaya çalıştığı şey, kâinatın işleyişini ve varoluşundaki maksatları anlamaya çalışmaktır. Gerçekten hakikat aşığı hangi bilim adamına sorarsanız sorun, size bu yanıtı verecektir. Bazıları diyor ki: “Hayır, bilimin böyle bir amacı yoktur.” Biz de deriz ki: Nasıl yoktur? Siz bilimi böyle mi algılıyorsunuz? Anlamsız bir bilgi faaliyeti midir bilim? Bilimin etrafımızda gördüğümüz her şeyi ve işleyişini açıklamak maksadı ile yapılan bir bilgi faaliyeti olduğu o kadar açıktır ki, izaha gerek yoktur. Bu faaliyetlerin en nihayetinde varılmaya çalışılan son noktanın bilimin amacı olmadığını ifade etmek, bilimin amacından habersiz olmak ve amaçsız bir bilgi faaliyetine bilim demek olur. Teferruatında böyle olduğu gözükmese bile, bilimlere yukardan geniş bir gözle baktığınızda bu çok açık bir şekilde görünür. Bunu kabul etmezseniz anlamsız bir bilgi faaliyeti olduğunu söyleyerek bilime iftira etmiş olursunuz.

Çağdaş pozitif bilim ise, duygularımızın ve deneylerimizin bize tanıttığı olayların birbirleri ile olan ilişkilerini ve hangi kanunlara uyarak ortaya çıktıklarını belirtmekle ve açıklamakla ilgilenen bilgi birikimini ifade eder ve ne yazık ki, sadece bununla yetinir.

Author: Ediz Sözüer

Ediz SÖZÜER 1974, Ankara doğumludur. Gelir İdaresi’nde Gelir Uzmanı olarak görev yapmaktadır. “Olağanüstü Bir Hazinenin Keşif Yolculuğu: Risale-i Nur Eğitim Programı”, yazarın ilk etapta internet ortamında ücretsiz olarak yayınlanarak daha sonra basılmış ve tüm çalışmalarının üzerine bina edildiği temel ve kaynak kitap çalışmasıdır. Deneme mahiyetinde kaleme aldığı Risale-i Nur izah metinleri ve Risalehaber sitesinde makale yazmakla başlayan yolculuğu, Risale Akademi’de sunulmaya başlanan görsel destekli ve akademik temelli “Tabiat Risalesi Açılımları Seminerleri”yle devam etti. Manevî bir ilim hazinesi olan Risale-i Nur eserleri içindeki Kur’ânî hakikatlerin insanlığa mal edilmesinde ve toplum olarak muhtaç olduğumuz zihinsel dönüşümün gerçekleşmesinde önemli bir katkıda bulunma kabiliyetinin bulunduğuna inandığı kitap çalışmasını, hep bir proje kıymetinde gördü. Tamamlanan kitap çalışmasını daha geniş kitlelere ulaştırmak için, bu çalışmanın üzerine bina edilerek hazırlanmış ve “görsel bir kitap” mahiyetindeki “Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı”nı iki haftada bir sürekli bir program olarak vermeye başladı. Ayrıca zaman zaman akademik eğitim faaliyetlerinde de “Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı” ve “Risale-i Nur İzah Çalışmaları” hakkında sunumlar gerçekleştirdi. 2018 yılında ise Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı'nın temel/kaynak kitap çalışması, din araştırma dalında "Altın Kalem Yazarlık Ödülü"ne layık görüldü. Kitap çalışması ve eğitim programının yazılı ve görsel tüm içerikleri, notere onaylatılmış muvafakatname ile her türlü serbest kullanım, basım ve yayım hakkı tanınmasıyla; başta Risale-i Nur’a, Kur’ân’a ve İslam’a gönül vermiş herkese ve tüm insanlığa mal edilmiştir. (Muvafakatnameye ana sayfadaki "Telif Hakkı Bildirisi" isimli menüden ulaşabilirsiniz) Bu çalışmalardan haberi olanlardan ciddiyetle istediği ve Risale-i Nur’a gönül vermiş insanlara samimiyetle ifade ettiği şudur: “Kıymetsiz ve önemsiz şahsıma değil, bu çalışmalar vesilesiyle Allah’ın bir nimeti olarak harika bir şekilde ortaya çıkan hakikatlere önem veriniz ve onlara sahip çıkınız. Sizden tek istediğim budur.”

One thought on “Yaratılış Modelinin Bilim Yaklaşımı Yazıları-2

  1. Pingback: Yaratılış Modelinin Bilim Yaklaşımı Yazıları-3 | KEŞİF YOLCULUKLARI: Farklı Mana Açılımlarıyla, İzahlı ve Görsel Destekli Risale-i Nur Eğitim Programı

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.