KEŞİF YOLCULUKLARI: Farklı Mana Açılımlarıyla, İzahlı ve Görsel Destekli Risale-i Nur Eğitim Programı

Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı'nın Bilim Felsefesini Oluşturmaya Katkıda Bulunmayı Hedefleyen Akademik Eğitim Faaliyetleri


Yorum bırakın

RİSALE HABER RÖPORTAJI

“Büyük bir hazineyi başkalarıyla paylaşmak isteyen meraklı bir çocuk gibiyim”
 
Ediz Sözüer ile “Kâinatın Sırrını Keşfeden Kitaplarla Tanışın!” sloganıyla ortaya çıkan “Olağanüstü Bir Hazinenin Keşif Yolculuğu: Risale-i Nur Eğitim Programı” kitap çalışmasını konuştuk.
 
Aşağıdaki adresten ise 25.11.2017 tarihinde Risale Akademi’de düzenlenen ve özellikle Risale-i Nur’a gönül verenler için (röportaj metninde yer almayan) çok önemli açıklamalar ve özel paylaşımlarda bulunulan kitap tanıtımı sunumunun videosunu izleyebilirsiniz: https://youtu.be/apCXbvKq-rg

Kitabınıza isim olan “Keşif Yolculuğu”nuzun nasıl başladığını öğrenebilir miyiz?

Deneme mahiyetinde kaleme aldığımız Risale-i Nur izah metinleri ve Risalehaber sitesinde makale yazmakla başlayan yolculuğumuz, Risale Akademi’de sunulmaya başlanan görsel destekli ve akademik temelli “Tabiat Risalesi Açılımları Seminerleri”yle devam etti. Daha sonra tüm çalışmalarımızın üzerine bina edildiği temel ve kaynak kitap çalışmamız ve eğitim programımızın akademik ders müfredatı olan “Olağanüstü Bir Hazinenin Keşif Yolculuğu: Risale-i Nur Eğitim Programı” ortaya çıktı. Kitap çalışmamızı daha geniş kitlelere ulaştırmak için, bu çalışmanın üzerine bina edilerek hazırlanmış ve “görsel bir kitap” mahiyetindeki “Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı”nı iki haftada bir sürekli bir program olarak vermeye başladık. Sonunda kitabımızın tamamı görsel destekli bir Risale-i Nur eğitim programına dönüştü. Yani eğitim programı tabiri ile aynı zamanda kitap içeriğini kastediyoruz.

“Kâinatın Sırrını Keşfeden Kitaplarla Tanışın!” sloganıyla ortaya çıkan kitabınızı nasıl takdim ediyorsunuz?

İslam’ı çağın anlayışına en uygun ve aklî şekilde takdim eden Risale-i Nur’u insanlarımıza tanıştırmak maksadıyla hazırlanan kitabımızın içeriğinin; bilim sevgisinin ve entelektüel düşünen, araştırmacı insanın artırılmasına ve ayrıca ahlakî, manevî ve dinî değerlerin akademik olarak ele alınıp anlatılmasına yönelik toplumsal ihtiyacı karşılama ve insanlık olarak muhtaç olduğumuz zihinsel dönüşüme ciddî katkılar sağlama kabiliyetinde olduğuna inanıyoruz. “Kâinatın Sırrını Keşfeden Kitaplarla Tanışın!” sloganıyla ortaya çıkan kitabımızı şöyle takdim ediyoruz:

Bu çalışmayı, içerdiği yüksek hakikatler ve büyük ilmî keşiflerle sizi şaşırtacak ve bazılarınıza “Şimdiye kadar nasıl olur da duymamışım! (ya da gerçek anlamda keşfedememişim)” dedirtecek kadar inanılmaz ve hayranlık uyandıran bir eserle tanıştırmak için kaleme aldık. Bu kitapların temel inceleme konusu şudur: Kâinatın bilinmez ve gizli kalmış esrarı olan ve insanlığın sürekli merak ettiği varoluşun üç temel sorusuna doğru cevaplar vermek. O üç soru şudur: “Bu kâinat ve içindekiler nereden geldi, nereye gidecekler ve burada ne için bulunuyorlar ve vazifeleri nelerdir? Yani biz burada ne yapıyoruz?” Tüm insanlığın ihtiyacı olan ve varlığın temel gerçekliğini arayan herkese hitap eden ve bilim dünyasını ve bilim insanlarını daha da derinden ve yakından ilgilendiren ve ilahî vahyin eliyle getirilen yüksek hakikatler, bu eserlerle yeniden keşfediliyor ve aklî metotlarla tamamen ispat ediliyor. İşte, içinde bilime ve öğrenmeye dair, karşı koyulmaz bir merak ve tutku bulunan insanlar için manevî bir ilim hazinesi olan bu eserlerin adı: Risale-i Nur’dur.

Bu kitapta büyük bir hakikati arama ve bulma macerasına davetlisiniz. Hayalî ve zihinsel bir keşif yolculuğunda bize eşlik etmenizi arzu ediyoruz. Seyahat biletlerinizin ise tek bir ücreti var: Gerçeğin arayışında kuvvetli bir merak duygusu… İnsanın, hayatın, kâinatın ve dinin yüksek hakikatini keşfetmek…Aklen, ruhen ve kalben gelişim yolunda ilerlemek…Bulunduğumuz dünyayı anlamlandırmak…Hiç olmadığı kadar şaşırtıcı bir farkındalık kazanmak…İlahî teknolojinin işleyiş mekanizmasını anlamak…Muhteşem bir zihinsel yolculuk… Hayret verici gerçekler… Hepsi ve daha fazlası sizi bekliyor!

Kitabınızın gayesi ve hedef kitlesinden bahseder misiniz?

Kitap çalışmamızın ve eğitim programımızın dört temel gayesi vardır:

1- Henüz bu eserleri ciddî anlamda okumaya başlamamış okuyucuyu Risale-i Nur ile tanıştırmak.

2- Risale-i Nur’u okuyan ve okumaya devam edenlerin ise daha iyi anlamalarına ve farklı mana açılımlarına vesile olmak.

3- Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı’nın bilim felsefesini oluşturmaya katkıda bulunmak. (Yani bir yaratıcının varlığını kabul eden bir bilimsel yaklaşımın insanlığa nasıl takdim edileceği hakkında ciddi çözümlemeler ortaya koymak.)

4- Medresetüzzehra’nın prototip fakat maksadı tam karşılayan bir uygulaması olarak eğitim kurumlarında okutulmaya layık akademik nitelikli ve görsel destekli, yenilikçi bir din eğitimi mahiyetindeki bir Risale-i Nur Eğitim Programı’nı kullanıma sunmak.

Akademik bir üslub ve sistematik takip etmesiyle birlikte tam bir anlaşılabilirliğe sahip olan kitabımızın, orta öğretim ve üzerine her halk tabakasına rahatlıkla hitap edeceğini söyleyebiliriz.

Kitabınızın genel yapısı ve içeriği hakkında bilgi verebilir misiniz?

Kitabımızda tercih ettiğimiz metot, Risale-i Nur’un orijinal metninin, bir izah metni ve kavram açıklamaları eşliğinde okunmasıdır. Arzu ettik ki, bu çalışma kapsamlı bir rehber özelliği taşısın ve Risale-i Nur’u anlamakta ve imanî ilimler alanında kendini yetiştirmek konusunda ciddî bir altyapı kazandırsın. Birçok kişinin herhangi bir yardım almadan Risale-i Nur Külliyatı’nın tamamını 3-4 sefer okuduktan sonra ancak gelebileceği seviyeye, bu kitap okunduktan sonraki ilk külliyat okumasının sonunda ulaşabilmesini sağlayan bir yol açmak istedik ve bunu hedefledik.

Kitabımız iki ana bölümden oluşuyor ve sistematik olarak “keşifler” ve “hakikatler” isimleriyle alt bölümlere ayrılıyor. İki ana bölümden oluşan kitabımızın ilk bölümü: “İman Hazinesinin Kıymetini Keşfetmek”. Bu ilk bölümü, bir hazinenin ne kadar büyük ve kıymetli olduğunun anlaşılması olarak anlayabiliriz. Kitabımızın ikinci bölümü ise: “İman Hazinesinin Varlığını Delillerle İspatlamak”. Yani, ilk bölümde kıymeti anlaşılan, elde edilmek istenilen hazinenin varlığı ikinci bölümde ispatlanmakta, yeri keşfedilmekte ve en nihayetinde hazineye ulaşılmakta ve bu büyük ve ihtişamlı hazine elde edilmektedir. 

Kitabınızın 3. boyuta taşınmış hali diyebileceğimiz görsel destekli Risale-i Nur eğitim programı hakkında bilgi alalım biraz da.

Evet, çok yerinde bir tarif. Kitap çalışmamızın üzerine bina edilen ve akademik nitelikteki 33 adet seminer dersiyle tamamlanan 42 saatlik eğitim programımız, konu anlatımlı şemalardan, etkileyici resimlerden ve metin vurgularından oluşan 2000’e yakın görsel ve ders videoları ile konu ile ilgili çarpıcı videolardan oluşan 170 video kullanılarak, izahlı ve görsel destekli olarak inşa edildi. Bu etkileyici sonuç, gerçekten muazzam bir emekle ortaya çıktı. Özellikle kitabımzın 12 küçük kitaba bölünmesi ve görsel/interaktif kitaplara dönüştürülmesiyle, görsel destekli ve akademik nitelikli “Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı”mız zaman içinde çok boyutlu bir hizmet ve eğitim projesine dönüştü.

Kitabınızın ilk bölümlerinde kitabınızı “bir davetiye bileti” olarak tanımlamışsınız. Bununla ilgili duygularınızı bizimle paylaşabilir misiniz?

Aslında kastettiğimiz bu kitapta size ders veren ve bildiğini öğreten bir konumda olmadığımız. Çünkü yazdıklarımız, kendi iç dünyamızda çıktığımız zihinsel bir yolculuğun yazılı ifadesi ve bu yolculukta hissettiklerimiz, bulduklarımız, sorguladıklarımız ve keşfettiklerimiz, yani bizim kendi dersimizi nasıl anladığımızla ilgili kişisel notlarımız. Kendi ihtiyaçlarımıza çözümler bulmaya çalıştık, kendi sorularımıza cevaplar aradık ve en çok da kendimiz istifade ettik.

Şunu samimiyetle ifade ve itiraf etmemiz gerekiyor: İzah metinleri ortaya çıkmadan önce, (istisnasız her seferinde) ne yazacağımız hakkında bir fikir sahibi olmadığımız hâlde, daha sonradan ortaya çıkan metinler karşısında hayrete düşüyor ve o meseleleri daha önce hiç bu netlikte idrak etmemiş olduğumuzu görüyorduk. İzah metinlerinin kontrolünü yaparken muazzam bir keyif ve zevk alıyorduk ve sanki bir başkasının yazdığı kitabı okuyorduk. Yazılanlar, en büyük sıkıntılarımızı ummadığımız şekilde dağıtıyor, müthiş kuvvetli ve sağlam bir iman hâli veriyordu. Anladık ki yazdıklarımız, ebedî iman ve Kur’ân hakikatlerinden bahsedikleri için, bir insanın kendi başına, şahsî mahareti ve kabiliyeti ile ortaya koyduğu bir eserden çok daha farklı bir mahiyet arz ediyorlardı. Bu aşamalarda ilk defa Bediüzzaman’ın “Ben de Risale-i Nur’un bir talebesiyim. Kur’ân dersinde bir ders arkadaşınızım ve ben de Risale-i Nur’a muhtacım” demesinin altında yatan manayı gerçek anlamda hissettik ve tevazu yapmadığını gördük. “Okuyucunun kendi başına anladığından daha fazlasını anlamasına vesile olmak” gibi mütevazı bir hedef ortaya koymamıza rağmen, beklentimizin çok üstünde neticeler aldık. Bunun için Allah’a binlerce kez şükrediyoruz. Zaten hissemiz yalnızca şükürdür. Şimdi siz şahsımıza baksanız, pek fazla bir kıymet göremeyebilirsiniz. Normaldir, çünkü biz de göremiyoruz. Gördüğümüz sadece şu: İçine düştüğümüz sıkıntılı arayıştaki acizliğimiz, ihtiyacımız, samimi isteğimiz ve fiilî dua etmemiz.

İnsan olmanın bir gereği olarak, aynı arayışta olan ve aynı ihtiyaçları hissedenlerle bulduklarımızı ve hissettiklerimizi paylaşmak istedik. Yani, sizi karşısına alıp da ders veren bir öğretmen gibi değiliz derken işte bunu kastediyoruz. Belki, hep birlikte istifade etmek maksadıyla ve en az herkes kadar aç ve muhtaç olduğu için kendine ikram edilmiş bir sofraya samimiyetle davet eden birine benziyoruz. Ya da, büyük ve tükenmez bir hazineyi ve anahtarını keşfeden, o hazineyi heyecanla duyurmak ve başkalarıyla da paylaşmak isteyen meraklı bir çocuk gibiyiz. Bazı insanlara o ebedî hayat hazinesini kazandırmakta bir anahtar olan gerçek imanın ellerine verilmesinde vesile olursak şayet, her şeyin üstünde mukaddes bir gayeye de ulaşmış olacağız. Kim bilir, belki dünyada hiç tanışmayacağımız ve yüzünü bile görmeyeceğimiz kardeşler kazanacağız ebedî hayatta. İşte bu kitap, böyle samimî bir duyguyla, inşallah Allah rızasını elde etmek maksadıyla hazırlandı. Yüzünü henüz görmediğimiz hakikat arayıcısı kardeşlerimizle, ellerimizde tuttuğumuz aynı harita ve anahtarla ebedî cennet hazinesinin başında buluşmak için bir davet ve davetiye bileti olması için…

Reklamlar


Yorum bırakın

Risale-i Nur Hizmet Tarzının Aynen Korunması ve Devam Ettirilmesinden Ne Anlamalıyız?

Risale-i Nur Hizmet Tarzının Aynen Korunması ve Devam Ettirilmesinden Ne Anlamalıyız?

Bir ağacın kendi tatlı, leziz meyvesini inkâr etmesinin yakışık almayacağı hakikatini aklınızda tutmanızı rica ederek soruyoruz: Üstad Bediüzzaman’ın hizmet tarzını aynen korumak ve devam ettirmekten ne anlıyorsunuz? Elbette ezberci bir şekilde sadece nakletmek, içindeki hakikatlerin hayat bulması manasına gelmeyeceği açıktır. O yazılanların ne türden tatlı, leziz meyveleri netice vermesi için (ne gibi bir işe yaraması için) kaleme alındığını sormamız gerekmez mi?

Velev ki hissederek ve anlaşılarak okunuyor olsun.. E bu durumda da, okunup anlaşılanların sinede ve zihinde saklı ve hapis kalması ve hiçbir meyve vermemesi, gelişmemesi, sözlü ve yazılı olarak ifade edilmemesi, arttırılmaması, geliştirilmemesi, onlar üzerinden yeni şeyler üretilmemesi ve dahi böyle bir şey vaki olursa da manasız bir şekilde karşı çıkılması ve sahipsiz bırakılması daha da vahim ve üzücü değil midir?

Sadece şeklen korumak bizce sadakati, yani içten bağlılığı ifade etmemektedir, hatta bazen tam tersi manaya gelebilecegine kanaatimiz var. Çünkü sahip çıkıldığı iddiasında bulunulan hakikatlerin ifade ettiği mana ve ruh, mevcut şeklin elbisesini değiştirmeyi gerektiriyorsa, bunu yapmamak o manaya sadakatsizlik olmayacak mıdır?

(Bilenlerce malumdur ki, sadeleştirmeyi uygun görmüyoruz. Kastettiğimiz Risale-i Nur hizmet tarzının ruhuna uygun yeni takdim, ilan ve tanıtım araçları ve eserler üzerinde yapılacak ilmî çalışmalardır.)

İnsanların bu hakikatlerden haberdar olup, onları talep etmelerini temin etmenin vesilelerini araştırmak ve bu yönde gayret sarfetmek çok başkadır; popülerlik kaygısıyla çok sayıda insana hitap etmeye kendini mecbur hissedip, hiçbir prensip gözetmemek ve hakikatin haysiyetini incitmek daha başkadır.

Hakikati insanların keyfine tabi etmeden ve hakikatten taviz vermeden, keyfiyeti ve ihlası esas alarak daha tesirli hizmet etmenin yöntemlerini aramak, bulmak ve kullanmak çabası içinde, sürekli bir iyileştirme ve geliştirme faaliyeti içinde olmak, vazifemizin alanı içindedir ve şahsî sorumluluğumuzdur.

Neticelere kanaat etmek ise, ancak elimizden geleni yaptıktan sonra kader ve takdir-i ilahi noktasında nazar edilecek ve söz konusu olabilecek bir şeydir. Yoksa irademiz ve sorumluluğumuz dâhilindeki işlerde hareketsiz kalmak ya tembelliktir veya umursamazlıktır.

Emirdağ Lahikası’nda geçen şu ifadeler ise oldukça dikkat çekicidir ve yaklaşımımızı teyit etmektedir: “İhlas dairesinde, hizmet noktasında çok hırs ve kanaatsizlik gösterdiğimiz halde, neticelerine ve semeratına karşı kanaatla mükellefiz.”

Tavr-ı esasiyi bozmayacak, ruh-u aslîyi renciye etmeyecek yeni takdim ve ilan yöntemleri, kuvvetli bir hizmet aracı olarak kullanılmalıdır.

Görsel destekli ve izahlı dersler gibi… İnternet siteleri ve video kanalları gibi… İzah ve şerh çalışmaları gibi… Eserler içindeki iman hakikatlerini eğitim programı müfredatına dönüştürmek gibi… Eserler üzerinde yapılacak akademik çalışmalar gibi…

Yani işin ruhuna uygun her çeşit teknolojik aracı kullanmak ve eserler üzerinden akademik çalışmalar gerçekleştirmek gerekiyor… Bu tür araçlar ve ilmî faaliyetler, Risale-i Nur’un elinde tesirli bir elmas kılıçtır.

Zaten “tüm dünyaya ders dinlettirmek manası ise, onun hakikati sonra çıkacak” müjdesi bugünler için söylenmiş olmalı….

Bu türden faaliyetler, hizmet tarzının değiştirilmesi değil, tarzının korunarak dairesinin genişletilmesi ve yeni ve modern araçların hizmette kullanılması olarak anlaşılmalıdır.

Mesela teksir makinesinin Üstad tarafından “1000 kalemli bir nur talebesi” olarak nitelendirilmesi çok manidardır ve meselemizi kuvvetli bir biçimde teyit eder.

Yenilikçi hizmet tarzı, 1400 senelik İslamî ilim kültür geleneğinin peygamber ve sahabeden miras alınmış değişmez çizgisidir.

Peygamberimizin zamanında mescide kandil getirerek aydınlatan sahabiye olan duasını hatırlayınız lütfen. Allah Resulü (Sallallahü Aleyhi Vesellem) mescide teşrif buyurdukları zaman, mescidin pırıl pırıl parladığını görünce “Bu işi kim yaptı?” buyurdular. Ashab-ı kiram: “Temimüd-Dari yaptı ya Rasulallah”dediler. Bunun üzerine Allah Resulü (Sallallahü Aleyhi Vesellem): “Sen İslam’ı (mescidimizi) aydınlattın, Allah’ta seni dünya ve ahirette nurlandırsın” buyurdular.

Bundan niye bahsettik? Çünkü Üstad zamanında yoktu diye her yeniliğe karşı çıkmak, asla İslam’ın ruhuyla bağdaşmaz da o yüzden.

Bununla alakalı şu çok önemli temel yazımıza lütfen başvurunuz:

Hiç “İslamiyet ve İlme Sadakat”; “Risale-i Nur’a İhanet” Olur mu?

https://risaleinuregitimprogrami.com/2017/08/22/hic-islamiyet-ve-ilme-sadakat-risale-i-nura-ihanet-olur-mu/

Risale-i Nur’un daha iyi anlaşılmasına, toplumun bütün kademelerine mal edilmesine ve tesir sahasının genişletilmesine hizmet edecek çalışmalar, samimiyetle teşvik edilmeli, ciddiyetle sahip çıkılmalıdır diye düşünüyoruz. Bu alanda yapılacak çalışmalar, hakikatte o çalışmayı ortaya koyanların olmayacaktır.

Nasıl ki Üstad Bediüzzaman (R.A.) eserlerinin Kur’an’ın malı ve meali, manası olduğunu samimiyetle itiraf eder ve ehl-i imana bu yönüyle sahip çıkmaya davet eder. Bizim de inancımız, böyle çalışmaların Risale-i Nur’un malı ve manası olduğudur. Çünkü Risale-i Nur’daki hakikatleri tasdik eden, ispatlayan, ona kuvvet ve revaç verecek bir mahiyette olacaklardır. Şahısların ve şahsî kabiliyetlerin çok ötesinde bir anlam ve kıymet taşıdığına ve o kıymetin sahiplenmeye ve destek vermeye değer olduğuna inanıyoruz.

Bu nedenle Risale-i Nur’a gönül vermiş insanların, (eksiğiyle-kusuruyla ortaya koyulmuş) bu tarz çalışmalara Risale-i Nur’un (dolayısıyla imanın ve Kur’ân’ın) hakikatleri olduklarından, kendi malları gibi sahip çıkmamaları için hiç bir neden yoktur diye düşünüyoruz.

Hususî Bir Not:

Risale-i Nur hizmetinin merkezi ve asıl hizmet, dershane sistemi içinde hayatını Nur’a vakfetmiş vakıflar nezdinde yapılan talim ve tedristir. Bizim yaptığımız ise bu hizmetlere destek vermek, tanıtmak ve insanları oraya doğru yönlendirmektir. Kitap çalışmalarımız ise bağımsız bir kitap değil, ancak Risale-i Nur’u okutmak ve tanıtmak için kaleme alınmış ve asıl metni içinde bulunduran yazıya dökülmüş izahlı ders notlarıdır.

Hizmetin merkezinde bulunan ve çekirdek hizmeti ifa eden kardeşlerimiz bahsettiğimiz türden usulü dairesinde yapılan faaliyetlere memnun olmalı, onlara sahip çıkmalı, manen ve maddeten destek vermelidirler.

Çünkü hiç bir ağacın kendi meyvesini inkâr etmesi yakışık almaz… Yeter ki meyve çürük olmasın… Onu da göz görür, basiret, insaf ve vicdan anlar… Anlamalı…


Yorum bırakın

Risale-i Nur İçin Yenilikçi ve Tefekkür Akışını Kesmeyen Bir Sözlük Projesi

Yenilikçi ve Tefekkür Akışını Kesmeyen -kesintiyi minimuma indiren- Kullanıcı Odaklı İnteraktif Bir Sözlük Projesi

“Bir gün Üstadımızın huzuruna, Ankara’dan Atıf Ural’la talebeler geldiler. Üstadımızdan sual ettiler ki, gençlerin Risale-i Nur’u iyi anlamaları için sayfa altlarına kelime anlamlarını, lügatlarını yazsak olur mu diye sordular.”

“Hz. Üstad; ‘Risale-i Nur, yüksek marifet-i İlahiye dersi veriyor. Risale-i Nur tahkiki, tefekküri iman dersleri verdiği için o anda okurken bilemediği kelimeyi öğrenmek için sayfanın altına bakarsa huzuru bozulur, manayı dağıtır, istifade edemez. Tekrar baştan da alınmaz. Feyiz alamaz. İzin vermiyorum..Tefekküri iman derslerinin feyzine ve istifadesine mani olur. Onun için izin vermiyorum’ dedi.”

Temel yaklaşımımız şu: Kitap arkası sözlüğü Ahmet Feyzi ağabeye yaptırıp tebrik ettiği malum olan Üstad’ımızın nakledilen hatırada sayfa altı sözlüğü onaylamama gerekçeleri, hikmetleri ve mevcut mahsurlar ortadan kaldırılır veya kabul edilebilir şekilde minimuma indirilebilirse ve bu konuda ciddî bir ihtiyaç ve zaruret mevcutsa elbette geliştirilen yeni yöntemin kabul edilmemesi ve en azından bazı küçük hacimli kitaplarda kullanılmaması için haklı bir gerekçe kalmayacaktır.

Şimdi bakınız gelişen teknolojinin yardımıyla bu konuda ara bir çözüm nasıl geliştirebiliriz düşüncesi ile üretilen alternatif çözümümüzü takdim edeceğiz:

Önemli Bir Not: Bilgisayarın olmadığı dönemde böyle bir sözlük hazırlamak imkânsızdır. Çünkü manası verilecek bir kavramın ilk nerede geçtiğinin ve daha önce manasının dipnotta yer alıp almadığının tüm metin taranarak defalarca kontrolü yapılarak, doğru yerlerine yerleştirilmeleri sağlanmalıdır. Bu da ancak Word gibi bir kelime işlemci programın Arama-Bulma fonksiyonu kullanılarak sağlanabilmektedir. Dolayısıyla şimdiki imkanlarla bile inanılmaz derece zahmetli ve çok uğraştırıcı bir çabadır. Fakat faydasının dezavantajına çok büyük bir oranla galip gelmesi en üstün yönüdür. Zaten çalışmamızın daha geliştirilmiş halini, internet ortamında Envar Neşriyat Risale-i Nur okuma programlarında görmekteyiz. Bu programlarda dokunduğunuz kelimenin manası açılmaktadır. İşte biz de gerek internet gerek basılı kitap ortamında kullanılabilecek ve Üstadımızın bahsettiği mahsurları minimuma indiren tarzda yeni bir sözlük tarzı geliştirdik.

Ayrıca biz bu tarz bir sözlük çalışmasını gerek inşa edilmesindeki aşırı zorluk, gerek kitap hacmi büyüdükçe etkinliğini kaybetmesi sebebiyle özellikle ve daha ziyade küçük hacimli risaleler için veya içinde asıl metnin 150-200 sayfadan fazla yer işgal etmediği izah çalışmaları için tavsiye ediyor ve uygun görüyoruz. Dolayısıyla bu tarz bir sözlük çalışmasına karşı çıkmak için hiçbir haklı gerekçe kalmamaktadır.

(Büyük hacimli kitaplar için de aynı sistemi uygulamak elbette imkânsız değildir. Ancak örneğin 800 sayfalık bir kitabın başındaki bir dipnotta tek sefere mahsus manası verilecek bir kelime veya kavramın ilerleyen bölümlerde bir daha hiç geçmemesi, çalışmanın etkinliğini azaltan ve kitap hacminin büyüklüğü sebebiyle böyle bir çalışmanın yapılmasını zorlaştıran bir durumdur. Çünkü tasavvur ederseniz kitabın ilerleyen bölümleri âdeta sayfa altlarında hiç kelime karşılığı verilmeyen veya çok nadiren verilen bir şekil alacaktır. Kitabın başında bu kelime ve kavramı öğrenememiş veya unutmuş biri için kitap arkasındaki sözlüğe bakma ihtiyacı daha çok olacaktır. Veya direk olarak kitabın sonlarındaki bir bölümü müstakil olarak okumak isteyen biri için çalışma çok yardımcı olamayacaktır. Fakat büyük hacimli kitaplar için söz konusu olan tüm bu dezavantajlara rağmen, yine de kitabın tamamen sözlüksüz olmasına nispeten daha işlevsel olacağının da göz önünde bulundurulması yerinde olacaktır.)

Kullanıcı Odaklı İnteraktif/Organik Dipnotlar ve Kavramlar Sözlüğü

Aşağıda bahsettiğimiz tarzdaki “Dipnotlar ve Kavramlar Sözlüğü”, internet üzerinden ücretsiz olarak yayımlanan kitap çalışmamız “Olağanüstü Bir Hazinenin Keşif Yolculuğu: Risale-i Nur Eğitim Programı”nda  ilk kez kullanılmıştır.

* Genel olarak bir kelime ve kavramın izahı, bir sefere mahsus olarak dipnotlarda yapılmıştır ve daha sonraki tekrarlarında ise, kitabın arkasında yer alan “Kavramlar Sözlüğü”ne alınmıştır.

* Dipnotlarda kelime ve kavramların sözlük karşılıkları, eserde kullanılan manası esas alınarak verilmiş; fakat bununla da yetinilmeyerek, zaman zaman eserde kastedilen mana ve kelimenin diğer kullanım şekilleri detaylı biçimde açıklanmış olup, eser metnini okuma anında aktarılması gerekli görülen izahlara ise, izah metni beklenmeksizin eser metni içinde dipnot veya ara not olarak yer verilmiştir.

* Bu tür çalışmalarda kullanılan dipnot, sözlük ve kavram açıklamalarının kaçınılmaz dezavantajı olan “okuyucunun tefekkür (düşünce) akışını bozucu ve kitap hacmini aşırı arttıran” özelliklerinin minimum düzeye indirilmesi için geliştirilen bu yöntemde, tamamen okuyucu için kişiselleştirilmiş ve bu kitaba özel olarak nakış nakış işlenerek hazırlanan, organik ve interaktif bir sözlük çalışması yapılmıştır.

* Dipnotlarda yer verilecek kelime ve kavramların seçimi, (bu yöntemde eser metninde geçen tüm bilinmeyen kelimelere yer verilmemektedir) “kelime veya kavramın asıl metni anlamaktaki kritik önemi, kelimenin Risale-i Nur’un genelinde ne kadar çok geçtiği ve ne kadar önemli bir kavram olduğu” kriterleri birlikte düşünülerek yapılmaya çalışılmıştır.

* Kullanılan bu yöntemde, dipnotlarda makûl sayıda (genel olarak 5-10 taneyi geçmeyen sayıda) kelime adedi bulunduğundan, minimuma indirilmiş bir arama süresi ile aranan kelimeleri hemen bulabilme imkânı verilerek, tefekkür akışının kesintisinin minimum düzeye inmesine çalışıldı.

* Ayrıca bilinmeyen kelimelerin manalarına, dipnotta (çoğunlukla) bir sefere mahsus olarak yer verilmesiyle, okuyucunun kelime ve kavramları öğrenmeye ihtiyaç hissetmesi ve kelimelerin manalarını hatırlamaya çaba sarf etmesi, böylece sözlüğe bakma sıklığının azaltılması hedeflendi.

“Olağanüstü Bir Hazinenin Keşif Yolculuğu: Risale-i Nur Eğitim Programı” kitap çalışmamıza ulaşabileceğiniz internet sayfası:

https://risaleinuregitimprogrami.com/kitap-calismalari


Yorum bırakın

Dünyayı Anlamlandırma Çabası ve İhtişamlı Gökler

35

Dünyayı Anlamlandırma Çabası ve İhtişamlı Gökler

(7. Şua – Âyet-ül Kübra Risalesi’nin 1.Makam’ının 1.Basamağı’nın İzahı)

Muhteşem Âyet-ül Kübra Risalesi’nin 1.Makam’ının 1.Basamağı olan bu yazı, aslında risalenin tamamının izah metni için bir deneme olarak yazılmıştı. Yani aslında “Olağanüstü Bir Hazinenin Keşif Yolculuğu: Risale-i Nur İzah Metinleri” kitabımızın Allah’a İman başlığı içinde Âyet-ül Kübra Risalesi’ne de yer vermeyi tasarlıyorduk. Fakat Tabiat Risalesi izah metinleri hiç tahmin etmediğimiz kadar genişledi ve gelişti. Risale-i Nur’un, tevhidi en güzel delillendiren seçme bölümlerinden beslenerek, kendi başına yeterli bir hale geldi ve başka risaleye yer vermemize ihtiyaç bırakmadı. Okumaya devam et


1 Yorum

Fantastik Bir Bilim Kurgu Öyküsü (Varoluş Mucizesine Çok Farklı Bir Yaklaşım)

79

Fantastik Bir Bilim Kurgu Öyküsü (Varoluş Mucizesine Çok Farklı Bir Yaklaşım)

Tabiat Risalesi’ndeki dokuz adet imkânsızlığın ilk maddesi olan ve sebeplerin eşyayı oluşturmalarında ortaya çıkan ilk imkânsızlığın anlatımında kullanılan ve meseleyi kökünden kavrayan meşhur, mükemmel ve eskimez misale tekrar bakalım. Bir eczanedeki yüz civarındaki kavanozun içindeki maddeler kullanılarak, canlılık özelliği olacak bir karışım, bir formül meydana getirilmek isteniyor. Sonra bakıyoruz ki, etrafta canlılık özelliği gösteren çok sayıda karışım yapılmış. Bu karışımların özel ölçülerle, hassas bir ayarla bir araya getirilerek oluşturulduklarını, içeriklerini detaylıca incelediğimizde anlıyoruz. Böyle bir neticenin rüzgârın esmesiyle, kavanozlardaki maddelerin birbirine rastgele karışmasıyla oluşamayacağını elbette biliyoruz.

Misalimizi biraz daha geliştirmek istiyoruz ve kendimizi yüksek bir gelecekte ve âdeta bir bilim kurgu filmindeki fantastik bir “Biyoteknoloji Laboratuarı”nın içinde hayal ediyoruz. Okumaya devam et


Yorum bırakın

Göz Mucizesi

Göz Mucizesi

Göz Mucizesi

Kâinatın her tarafıyla irtibatlı olan ve tamamıyla vazgeçilmez bağlarla bağlı bulunan eşyanın bu iç içe girmiş bağlantıları, delilimizin dayandığı temeldir. Ayrıca meydana gelen her canlının durağan, sabit ve basit bir madde olmayıp sürekli yenilenen bir özellikte bulunmasıdır. Bu yazıda “kendi kendine oluşum” iddiasındaki imkânsızlığı dayandırdığımız temel, bu iki önemli noktadır. “Kendi kendine oluyor” iddiasının beraberinde getirdiği neticeler vardır. Bu sözü öylesine söyleyip de bir kenara çekilmek olmaz. Okumaya devam et


Yorum bırakın

Sinek Mucizesi

Sinek Mucizesi

Sinek Mucizesi

Bir sineğin oluşumunu eğer tabiî sebepler ve maddî unsurların hareketiyle açıklayacaksak, o unsurların sineği oluşturma esnasında maddeten yanında bulunduklarını ve içinde çalıştıklarını elbette kabul edeceğiz. Peki bu nasıl olacak, hiç düşündünüz mü? Aslında derin fakat cevabı basit olan şu sorunun cevabını verebilmek ve bu olayı anlayabilmek için şunu yapmamız gerekiyor: Bir an için bize anlatılanları ezber tarzında kabul etmekten çıkıp gerçekten kabul etmeye çalışın. “Maddî sebepler bu sineği yapıyor” deniliyor. Tamam, öyle olsun. Maddî sebepler gerçekten bu sineği yapıyor olsun.

Peki neyi kabul etmemiz gerekiyor bunun için? Nasıl olacak bu iş? İşte bu çok ilginç bir sorudur. Okumaya devam et