KEŞİF YOLCULUKLARI: Farklı Mana Açılımlarıyla, İzahlı ve Görsel Destekli Risale-i Nur Eğitim Programı

Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı'nın Bilim Felsefesini Oluşturmaya Katkıda Bulunmayı Hedefleyen Akademik Eğitim Faaliyetleri


2 Yorum

MİLLİ EĞİTİM BAKANI “HOCAMIZA” AÇIK MEKTUP VE BİR EĞİTİM PROJESİ TEKLİFİ

Milli Eğitim Bakanı Makamına Bir Eğitim Projesi Teklifi-BÜYÜK

Milli Eğitim Bakanı “Hocamıza” Açık Mektup ve Bir Eğitim Projesi Teklifi

Milletimizin istikbalini belirleyecek doğru eğitim yaklaşımlarıdır. Bu yaklaşımlara yön verecek ise, fikrî alt yapı niteliğindeki temel kabullerinizdir. Bunlarda sorun varsa, sağlıklı yaklaşımlar üretmeniz mümkün olmaz.

Geçtiğimiz gün yayınlanan bir haberde Milli Eğitim Bakanı ağzından ve “Çocuklarımızı çift kanatlı yetiştireceğiz.” başlığı altında takdim edilen haberi görünce önce sevinmiş ve merak etmiştik. Fakat sonra bu sözle kastedilen manayı öğrenince ciddi hayal kırıklığına uğradık ve üzüldük.

Meğer bakanımız olarak şunları söylemişsiniz: “Deneyimli öğretmenler, sınıfa ilk gelince gözüne gözü değmeden derslerine başlamazlar. Çocuklarımızı çift kanatlı yetiştireceğiz. Bunlardan biri bilim, öbürü erdem, ahlak.”

Daha öncelerde yapmış olduğunuz şöyle bir açıklama da var: “Ben dindar olmayı bu ülkenin ortak paydası olarak görmüyorum. ‘Dindar değilim’ diyor bazıları. Bunun yerine insanların ortak paydasıyla ilgili bir arayışa girmek lazım ki bu ahlak anlayışıdır. Ateistin de Budist’in de Hristiyan’ın da Müslümanın da herkesin bir ahlak telakkisi vardır ve bu evrensel bir temel oluşturur.”

Okumaya devam et


Yorum bırakın

KEŞİF YOLCULUKLARI RİSALE-İ NUR EĞİTİM PROGRAMIMIZIN BİLİM FELSEFESİNE VE KUR’AN MEDENİYETİNE KATKILARI

KEŞİF YOLCULUKLARI RİSALE-İ NUR EĞİTİM PROGRAMIMIZIN BİLİM FELSEFESİNE VE KUR’AN MEDENİYETİNE KATKILARI
 
Eğitim programımızla büyük oranla aşağıda sayılan önemli hedeflerimize ulaştığımızı düşünüyoruz:
 
Maksadımız, varoluş üzerine güncel bilimsel yaklaşımlara sağlıklı bakış açıları geliştirebilmesi ve ayrıca Risale-i Nur’un, “kabul görecek alternatif bir bilimsel yoruma yön verecek düzeyde ciddî bir ilmî keşif ve kaynak eser” olarak benimsenmesine ve kıymetine uygun, güncel ve akademik bir tarzda yeniden takdim edilebilmesine zemin hazırlanması idi.
 
Bir hedefimiz de: “Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı”nın bilim felsefesini oluşturmaya ve yaratıcının varlığına dair diğer bilimsel yaklaşımlara alternatif olacak bilimsel model, yorum ve kabul görecek ilmî yaklaşımlar üretmeye katkıda bulunarak, yaratıcının varlığını kabul eden bir eğitim yaklaşımının bilim dünyasına nasıl takdim edileceği hakkında ciddî çözümlemeler yapmak ve fikrî altyapısı niteliğinde incelemeler ortaya koymak idi.


1 Yorum

Hakikatin Bilinemez Olduğu Bir Kâinat Tasavvuru Kabul Edilemezdir

Hakikatin Bilinemez Olduğu Bir Kâinat Tasavvuru Kabul Edilemezdir

Yazımızda ideal ve makbul bir imanın temel taşı niteliğinde, kıymeti çok büyük ve önemli meseleler üzerinde duracağız. Öncelikle hakikatin bilinemez olduğu bir kâinat tasavvurunun bir mümin için kesin olarak kabul edilemez olduğunu ortaya koyacağız. Daha sonra bu meselenin ayrılmaz bir diğer parçası olan ve Risale-i Nur’da ehemmiyetle vurgulanan “imanın kayyum (yani sabite) olup, delillerin yalnız yardımcı unsurlar olduğu” meselesini ve nasıl anlaşılması gerektiğini çözümleyeceğiz. Son olarak bir yaratıcının varlığı düşüncesinin bilimselliğe uygunluğunu ve henüz hiçbir fikrimiz yokken bile eşyanın bir yaratıcısının olduğu düşüncesiyle çıkarım yapmanın ve deliller toplamanın önyargıyla ve ön kabulle ilgisi olmayan çok daha sağlıklı ve akılcı yol olduğunu en çarpıcı ve açık şekliyle ortaya koyacağız.

Bu meseleyi âleminde tam halletmek ve Risale-i Nur’da geçen bu çok önemli konuyu hiç olmadığı kadar açık bir netlikte kavramak arzu eden kardeşlerimizin yazımızın tamamını hiç atlamadan ve sindirerek, üzerinde incelikle düşünerek okumalarını önemle rica ediyoruz. Bu yazıya ayıracağınız (elde edeceğiniz neticeye kıyasen) kısa sayılabilecek bir zaman ve ciddî fikrî eforun, ebedî hayatta paha biçilmez bir ebedî hazine olarak karşınıza çıkabileceğini düşünüp ona göre okumalı. Şimdi başlıyoruz.

Okumaya devam et


7 Yorum

Approach to the Laws of Nature

Approach to the Laws of Nature

Click Here for Turkish Versiyon

This article text is part of our book: “Academic Proof of the Creator Visual/Interactive Book (New Perspectives from the Treatise of Nature)” Click Here for Book Page

For English Section Main Page Click Here (Other Articles, Utterly Different Experience Visual/Interactive Books and Training Program Presentations)

This article is very important for “Scientific Approaches and Studies Which Search for Evidences for Acceptance of Existence of A Creator.”

In a world where some world-famous physicists try to explain the origins of the universe through laws and theories, the rotten atheism trap will be deciphered by clarifying the laws of nature in the clearest way and academic analyses. I will clearly and certainly be proved that the evolution cannot be an alternative to creation. This study will also contribute to the creation of a scientific model, interpretation and accepted scientific approaches that will be an alternative to the other scientific approaches about the existence of the creator.

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Demokrasiye Küfür Rejimi Demek Çok Önemli Bir Kategori Hatasıdır

DEMOKRASİYE KÜFÜR REJİMİ DEMEK ÇOK ÖNEMLİ BİR KATEGORİ HATASIDIR
 
Öncelikle demokrasi, padişahsız meşrutiyettir. (yani temel farkları budur.) Demokrasinin kökleri meşrutiyettedir. Demokrasiyi inkâr etmek isteyen, ya meşrutiyeti de inkâr etmeli veya bu açık gerçeği görmelidir. Bu açık gerçek görüldükten sonra ise, “meşru” (şeriat dairesinde) kaydıyla padişahsız bir yönetimin (yani meşru demokrasinin) aynı manayı (Bediüzzaman’ın kabul ve müdafa ettiği meşruta-yı meşrua’dan) daha mükemmel bir şekilde karşıladığını fark edeceksiniz.
Demokrasiye küfür rejimi demek, çok önemli bir kategori hatası yapmaktır. Ve televizyondaki bir programda inkâr sözleri işittiğinizde, televizyona küfür aleti veya kâfir demekten farksızdır. Çünkü nasıl ki televizyon bir cihazdır ve cihazların dinî inançları olmaz. Hangi programı yüklerseniz onu gösterirler. Aynen bunun gibi, demokrasi de bir yönetim sistemidir. Yönetim sistemlerinin dinleri olmaz. Küfre girmez, imandan çıkmazlar. Hangi temel kaideleri yüklerseniz ve nasıl uygulamalarda bulunursanız, (âdeta kabın şeklini alan su gibi) ona göre şekil alırlar.

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Meşrutiyet mi, Yoksa “Meşru Demokrasi” mi Şeriata Daha Uygundur?

MEŞRUTİYET Mİ, YOKSA “MEŞRU DEMOKRASİ” Mİ ŞERİATA DAHA UYGUNDUR?

Şeriat; hukuk ilkeleri, temel prensipler ve genel kuralları içerir. Başlı başına bir yönetim sistemi değildir ve açıkçası İslamiyet’in temel esas ve kurallar haricinde önerdiği ve getirmiş olduğu bir yönetim sistemi de yoktur. Bu ise insanlığın gelişimi boyunca ona eşlik edecek olan ve kıyamete kadar hükmü devam edecek bir kurallar bütününün tam da olması gerekli şeklidir.

Artık birilerinin bir yönetim sistemi olan demokrasi ile dinle, ilahî kanunla aynı manaya gelen şeriat kavramının ancak yüzde birini ifade eden ve siyasete temas eden “uygulama esasları ve temel kaideler topluluğu” mahiyetindeki şeriat hükümlerini kıyaslamaktan vazgeçmesi gerekir. Bir yönetim sistemi ile uygulama esasları birbiriyle kıyaslanmaz ve birbirinin alternatifi de rakibi de olamaz zaten.

Okumaya devam et


8 Yorum

“Meşru Demokrasi” Ruhu Şeriattandır; Hayatı da Ondandır!

Slayt2

“Meşru Demokrasi” Ruhu Şeriattandır; Hayatı da Ondandır! (16. Risale i Nur Kongresi Tebliği ve Eğitim Programı Dersi)

(Click Here for English Versiyon)

Yazı sonundaki seminer videosunun seyredilmesini hararetle tavsiye ediyoruz.

Özet

Bu çalışmanın amacı, bazı radikal düşünceye sahip insanların, demokrasiyi küfür rejimi olarak görmelerinin ve şeriatı ise, demokrasiye alternatif ve rakip bir yönetim sistemi zannetmelerinin, ne kadar hatalı bir yaklaşım olduğunun açık bir şekilde ortaya koyulmasıdır. Ayrıca Bediüzzaman Said Nursi’nin cumhuriyet ve meşrutiyet-i meşrua kavramlarına taraftar olup sahip çıkması nedeniyle, bu kavramlara itiraz edemeyen fakat demokrasiyi küfür (inkar) olarak görmeye devam eden bir zihniyetin vahim yanlışını ortaya koymak maksadıyla; demokrasinin, gerçek bir cumhuriyetin vazgeçilmez bir parçası olduğu ve temel olarak “padişahsız meşrutiyet”ten başka bir şey olmadığı, en çarpıcı şekilde ve sağlam bir mantıkî kurgu içinde incelenmiştir. Şeriatın, bir yönetim sistemi olmadığı, temel ilke ve kurallar bütünü olduğu ve İslamiyet tarafından yönetim şeklinin ne ve nasıl olacağının tavsiye edilmediği ve ortaya koyulmadığı; dolayısıyla bir yönetim sistemi (demokrasi) ile uygulama esaslarının (şeriat) birbiriyle kıyaslanamayacağı ve birbirinin alternatifi ve rakibi de olamayacağı, en kesin ve net bir şekilde çözümlenmiştir. Bununla beraber, çalışmamız ilahî hükümlerin oylanabileceğini ve ilahî hikmet ve takdire hürmet etmenin, demokrasiyle olan tabii (doğal) ilişkisini en mâkul bir tarzda ortaya koyulmuştur. Son olarak, temel şeriat kaidelerine herkesin uyması şartıyla, halkın kendi kendini yönettiği “meşru” (yani şeriat dairesinde) bir yönetim şeklinin, yani “meşru demokrasi”nin, şeriata (meşrutiyete kıyasla) çok daha fazla uygun düşen bir yönetim anlayışı olduğu en açık şekliyle tespit edilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Meşru Demokrasi, Meşrutiyet, Şeriat, İnanç Hürriyeti, Yönetim Sistemi ve Rejim.

Okumaya devam et


Yorum bırakın

“RİSALE-İ NUR EĞİTİM PROGRAMI” ALTIN KALEM ÖDÜLÜ ALDI

“RİSALE-İ NUR EĞİTİM PROGRAMI” ALTIN KALEM ÖDÜLÜ ALDI
“Olağanüstü Bir Hazinenin Keşif Yolculuğu: Risale-i Nur Eğitim Programı” Kitabının Yazarı Ediz SÖZÜER’e Altın Kalem Yazarlık Ödülü Verildi.


Yorum bırakın

Eğitimde Müspet Dönüşüm İçin Hangi Yöntem Gerçekçi ve Öncelikli?

EĞİTİMDE MÜSPET DÖNÜŞÜM İÇİN HANGİ YÖNTEM GERÇEKÇİ VE ÖNCELİKLİ?

Sizlere müfredata uygun olarak ders kitaplarının tek tek müspet bir şekle dönüştürülmesi veya Risale-i Nur’un aynı şekliyle ders kitabı olarak okutulması talepleri hakkında çok önemli tespitler sunacağız. Bu çözümlemelerin hangi yöntemin gerçekçi, daha kolay ve çabuk uygulanabilir ve maksada ulaştırmakta etkili olduğunu en açık şekilde ortaya koymaya yardımcı olacağını ümid ediyoruz. (bu yazımızda ilk meseleyi ele alıp ikincisi için sadece kaynak metinler vermekle yetineceğiz)

Değerler eğitimiyle ve mana-yı harfi eksenli (bir yaratıcının varlığını kabul edip çözümlemelerini buna göre yapan bir eğitim yaklaşımıyla) ders kitaplarının yazılmasıyla ilgilenenlerin dikkatlerine özellikle arz ediyoruz.

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Milli Eğitim Bakanlığı’na Gönderdiğimiz Yeni BİMER Başvurumuz

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA GÖNDERDİĞİMİZ YENİ BİMER BAŞVURUMUZ

Önemli Bir Ara Not ve Bilgilendirme: TBMM Meclis Komisyonu’na önceden verdiğimiz Risale-i Nur Eğitim Programı teklifi dilekçesi hakkında komisyondan gelen olumsuz cevap, talebimizin içeriğiyle ilgili değildir. Konunun görev ve yetki alanına girmediğini belirterek, talebin ilgili idare nezdinde incelenmesinin daha uygun olacağını belirtmiştir. Bu durumda talebimize ilgisiz kalan bir idare söz konusu olduğundan, üst düzey icra makamlarına (tercihen Cumhurbaşkanı düzeyinde) ulaşılması gerektiği ortaya çıkıyor. Böyle bir görüşmeyi yapma imkanı olan birinin talebimizi doğrudan iletmesi ve teklif edilen eğitim programının şahsen görüşülerek sunulması gerekmektedir. Bu arada biz de başvurumuzu ilgili kurum nezdinde yenilemeyi uygun gördük.

Okumaya devam et