3k Kırmızı Kitap Kafe Buluşma Günü’nde Kitap Tanıtımı ve İmza Günümüze Davetlisiniz
Çok farklı bir anlayışla, bambaşka bir tarz ve konseptle, modern bir dizaynla arz-ı endam eden çok özel ve güzel bir mekânda buluşmaya davet ediyoruz sizleri: 3K Kırmızı Kitap Kafe…
Yazımız, 8-9 Kasım 2018 Nenehatun Kültür Merkezi, Atatürk Üniversitesi Yerleşkesi Erzurum’da gerçekleştirilen 2. Uluslararası Yaratılış Kongresi tebliğimizin tam metnidir, yazımızın sonuna 15 dk.lık kongre özet sunum videosu eklenmiştir.
Sunum Özeti:
Bu çalışmanın amacı, tabiattaki maddî sebeplerin bir araya gelerek canlıları ve canlılığı oluşturmalarının mümkün olup olmadığının açık bir şekilde ortaya koyulmasıdır. Önce temel kavramlar ele alınacak ve daha sonra ise bir eşyanın hangi “gerçek etki edici sebeple meydana geldiği”ni ortaya koyan bir iddianın hangi noktalara dayanması gerektiği üzerinde durulacaktır.
Yapılan analiz sonucunda; eşyanın oluşumunu maddî sebeplerle ve tabiatla veya kendi kendine meydana gelmesi ile açıklamaya çalışmanın, bilimsel nitelikten uzak, çok zor ve içinden çıkılmaz bir yol olduğu bulgusu, temel olarak tespit edilmiş olacaktır.
Ayrıca bu çalışma, eşyanın oluşumunu bir yaratıcı ile izah etmenin, bilimsel düşünceye daha uygun ve akla yatkın, çok daha makûl ve kabul edilebilir bir yol olduğu ve içinde zorunluluk derecesinde kolaylıklar barındıran bir alternatif ihtimal olduğu ve eğer bilimsel olarak kabul edilecek bir model varsa, bu modelin bilimsel nitelikte kabul edilmeye çok daha lâyık olduğunun tespit edilmesinde önemli bir katkı sağlayacaktır.Okumaya devam et →
Eğitimde Müspet Dönüşümün Başlatılması İçin Yöntem Tespiti ve Bir Acil Durum Planı
Yazımız, 8-9 Kasım 2018 Nenehatun Kültür Merkezi, Atatürk Üniversitesi Yerleşkesi Erzurum’da gerçekleştirilen 2. Uluslararası Yaratılış Kongresi tebliğimizin tam metnidir, yazımızın sonuna 15 dk.lık kongre özet sunum videosu da eklenmiştir.
Önemli Not:Aşağıdaki videonun soru-cevap bölümü olan 17.ci dakikasından itibaren ilk defa bu kadar saklamadan ve doğrudan ve kalpten çıkan bir özel paylaşımı dikkatlerinizi arz ediyoruz. Daha önce hiçbir umumi ortamda dile getirmediğimiz bu çok özel ve şaşırtıcı paylaşımı konuyla ilgilenen kardeşlerimizin muhakkak izlemelerini arzu ve tavsiye ediyoruz.
Bu çalışmanın amacı, imanî hakikatlerin tüm detaylarıyla anlatılmasının, ders kitaplarının müfredata uygun olarak tek tek müspet bir şekle dönüştürülmesiyle mi; yoksa bağımsız, müstakil ve müfredatı kendinden olan detaylı, kapsamlı bir tek eğitim programıyla mı olabileceği sorusuna cevap vermek ve karşılaştırmalı çözümlemesini yapmaktır. Sizlere müfredata uygun olarak ders kitaplarının tek tek müspet bir şekle dönüştürülmesi hakkında (meselenin önemine nispeten bir özet niteliğinde) çok önemli tespitler sunacağız. Bu çözümlemelerin hangi yöntemin gerçekçi, daha kolay ve çabuk uygulanabilir ve maksada ulaştırmakta etkili olduğunu en açık şekilde ortaya koymaya yardımcı olacağını ümid ediyoruz.
Değerler eğitimiyle ve mana-yı harfi eksenli (bir yaratıcının varlığını kabul edip çözümlemelerini buna göre yapan bir eğitim yaklaşımıyla) ders kitaplarının yazılmasıyla ilgilenenlerin dikkatlerine özellikle arz ediyoruz.Okumaya devam et →
Arapça Orijinali ve Türkçe Tam Metin Tercümesi (Ücretsiz E-Kitap)
Büyük İslâm Âlimi ve Mantık Dehası Bediüzzaman Said Nursi’nin Kaleminden
Üstad Bediüzzaman’ın mantık konusundaki eserlerini merak edenler için çok müjdeli bir haberimiz var. Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin mantık ilminde bir şaheser olduğu bilinen ve fakat tercümesi yapılmadığı için Arapça bilmeyenlerin ulaşamadığı Ta‘lîkât isimli eserin Arapça’dan Türkçe’ye çevirisi yapıldı ve internet üzerinden ücretsiz olarak yayınlandı.Okumaya devam et →
Yazı sonundaki seminer videosunun seyredilmesini hararetle tavsiye ediyoruz.
Bambaşka bir din eğitimi programı hayal ediyorum… Bu hayalimize lütfen siz de eşlik edin… Bu program içinde neler var ve ne gibi kazanımlar sağlayacak derseniz…
Ayasofya’nın Bilinmeyen Büyük Önemi ve Bağımsız Türkiye
Yazı sonundaki seminer videosunun seyredilmesini hararetle tavsiye ediyoruz.
500 sene boyunca cami olarak vazife gören Ayasofya’nın bu mukaddes vazifesine geri döndürülmesi ve Âlem-i İslâm’ın tamamını ve hatta bir kısım Hristiyan devletlerini de (ibadet mahalli olması noktasında) memnun etmek yerine, bazılarınca “iki tarafı da memnun edecek ve ‘insanî ve medenî ve adil’ formüller” olarak zikredilen “müze tarzında ziyaretinin, ibadethane olarak kullanılmasıyla beraber olması veya kilise-cami birlikteliğinin düşünülmesi” meselesi hakkındaki kanaatimizi sizlerle paylaşacağız.
Ayrıca Ayasofya’nın herkesçe bilinmeyen veya (her nasılsa bilinse bile bazılarınca takdir edilemeyen) büyük önemini ve ifade ettiği manayı ele alacağız ve bunun bağımsız bir ülke olabilmemizle ne gibi bir ilgisi olduğunu ve eğer Ayasofya açılırsa, bu hadisenin bizlere ne anlatacağını ve neyi bildireceğini açıkça ortaya koyacağız. Bu çok önemli konuyu ele alan yazımızı, sosyal ve manevî bir sorumluluk olarak, mümkün olduğu kadar çok insana ulaştırmanızı sizlerden istiyoruz. Şimdi başlıyoruz:
An Attempt to Make Risale-i Nur the Property of Humanity: Explanatory Works
We are inviting you to read this spectacular book where impressive research and analysis are made over “Risale-i Nur Explanatory Works”, which outlines the intellectual framework upon which these explanatory works are based and which is written to introduce you the multi-dimensional services made in this area.
Milli Eğitim Bakanı “Hocamıza” Açık Mektup ve Bir Eğitim Projesi Teklifi
Milletimizin istikbalini belirleyecek doğru eğitim yaklaşımlarıdır. Bu yaklaşımlara yön verecek ise, fikrî alt yapı niteliğindeki temel kabullerinizdir. Bunlarda sorun varsa, sağlıklı yaklaşımlar üretmeniz mümkün olmaz.
Geçtiğimiz gün yayınlanan bir haberde Milli Eğitim Bakanı ağzından ve “Çocuklarımızı çift kanatlı yetiştireceğiz.” başlığı altında takdim edilen haberi görünce önce sevinmiş ve merak etmiştik. Fakat sonra bu sözle kastedilen manayı öğrenince ciddi hayal kırıklığına uğradık ve üzüldük.
Meğer bakanımız olarak şunları söylemişsiniz: “Deneyimli öğretmenler, sınıfa ilk gelince gözüne gözü değmeden derslerine başlamazlar. Çocuklarımızı çift kanatlı yetiştireceğiz. Bunlardan biri bilim, öbürü erdem, ahlak.”
Daha öncelerde yapmış olduğunuz şöyle bir açıklama da var: “Ben dindar olmayı bu ülkenin ortak paydası olarak görmüyorum. ‘Dindar değilim’ diyor bazıları. Bunun yerine insanların ortak paydasıyla ilgili bir arayışa girmek lazım ki bu ahlak anlayışıdır. Ateistin de Budist’in de Hristiyan’ın da Müslümanın da herkesin bir ahlak telakkisi vardır ve bu evrensel bir temel oluşturur.”
KEŞİF YOLCULUKLARI RİSALE-İ NUR EĞİTİM PROGRAMIMIZIN BİLİM FELSEFESİNE VE KUR’AN MEDENİYETİNE KATKILARI
Eğitim programımızla büyük oranla aşağıda sayılan önemli hedeflerimize ulaştığımızı düşünüyoruz:
Maksadımız, varoluş üzerine güncel bilimsel yaklaşımlara sağlıklı bakış açıları geliştirebilmesi ve ayrıca Risale-i Nur’un, “kabul görecek alternatif bir bilimsel yoruma yön verecek düzeyde ciddî bir ilmî keşif ve kaynak eser” olarak benimsenmesine ve kıymetine uygun, güncel ve akademik bir tarzda yeniden takdim edilebilmesine zemin hazırlanması idi.
Bir hedefimiz de: “Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı”nın bilim felsefesini oluşturmaya ve yaratıcının varlığına dair diğer bilimsel yaklaşımlara alternatif olacak bilimsel model, yorum ve kabul görecek ilmî yaklaşımlar üretmeye katkıda bulunarak, yaratıcının varlığını kabul eden bir eğitim yaklaşımının bilim dünyasına nasıl takdim edileceği hakkında ciddî çözümlemeler yapmak ve fikrî altyapısı niteliğinde incelemeler ortaya koymak idi.
Hakikatin Bilinemez Olduğu Bir Kâinat Tasavvuru Kabul Edilemezdir
Yazımızda ideal ve makbul bir imanın temel taşı niteliğinde, kıymeti çok büyük ve önemli meseleler üzerinde duracağız. Öncelikle hakikatin bilinemez olduğu bir kâinat tasavvurunun bir mümin için kesin olarak kabul edilemez olduğunu ortaya koyacağız. Daha sonra bu meselenin ayrılmaz bir diğer parçası olan ve Risale-i Nur’da ehemmiyetle vurgulanan “imanın kayyum (yani sabite) olup, delillerin yalnız yardımcı unsurlar olduğu” meselesini ve nasıl anlaşılması gerektiğini çözümleyeceğiz. Son olarak bir yaratıcının varlığı düşüncesinin bilimselliğe uygunluğunu ve henüz hiçbir fikrimiz yokken bile eşyanın bir yaratıcısının olduğu düşüncesiyle çıkarım yapmanın ve deliller toplamanın önyargıyla ve ön kabulle ilgisi olmayan çok daha sağlıklı ve akılcı yol olduğunu en çarpıcı ve açık şekliyle ortaya koyacağız.
Bu meseleyi âleminde tam halletmek ve Risale-i Nur’da geçen bu çok önemli konuyu hiç olmadığı kadar açık bir netlikte kavramak arzu eden kardeşlerimizin yazımızın tamamını hiç atlamadan ve sindirerek, üzerinde incelikle düşünerek okumalarını önemle rica ediyoruz. Bu yazıya ayıracağınız (elde edeceğiniz neticeye kıyasen) kısa sayılabilecek bir zaman ve ciddî fikrî eforun, ebedî hayatta paha biçilmez bir ebedî hazine olarak karşınıza çıkabileceğini düşünüp ona göre okumalı. Şimdi başlıyoruz.